Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/8787
Karar No: 2022/1640
Karar Tarihi: 09.02.2022

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/8787 Esas 2022/1640 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/8787 E.  ,  2022/1640 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    No : 2020/2841-2021/975
    İlk Derece
    Mahkemesi : Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi


    Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM:
    Davacı vekili 21/06/2016 tarihli dilekçesi ile davacının 15/09/2015 tarihinde işe başladığını, 15/09/2015 - 02/12/2015 tarihler arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
    II- CEVAP:
    Feri müdahil Kurum vekilinin, davacının hizmet cetvelinden görüleceği gibi talep konusu sürelerden bir kısmında diğer davalının yanında çalışmıştır. Bu işyeri ve Kurumumuz kayıtlarından açıkça anlaşılmaktadır. Çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılmalıdır. Kurumun resmi kayıtları incelenmeli, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemelidir. Davalı işverenin ve davacının Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki kayıtları getirtilmeli ve davacının iddiaları değerlendirilmelidir. Mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa, tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmeli, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanları hükme esas alınmamalıdır.Tanık beyanları değerlendirilirken, işyerinde yürütülen işin niteliği, tanıkların iş ve işyeri hakkındaki bilgileri, tanıklık edilen dönemin üzerinden geçen sürenin uzunluğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmaması dikkate alınmalıdır.Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin E.2001/7661 K.2001/8229 sayılı 3.12.2001 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, ” bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yukarıda esas numarası belirtilen dava; hizmet akdine tabi olarak yanında çalıştığı iddia olunan işveren ve kanuni hasım olarak müvekkil Kurum SGK Başkanlığı davalı gösterilmek suretiyle hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebini içeren bir "Hizmet Tespiti" davasıdır. 11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 6552 sayılı İş Kanunu ile bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 64. maddesi ile 30.01.1950 tarih ve 5521 sy. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada "...Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Bilindiği üzere Türk Hukuk Sisteminde geçerli olan "Usul hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanırlığı" ilkesi gereğince görülmekte olan davada müvekkil Kurumun feri müdahil sıfatı ile dava ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilerek 6100 sayılı kanunun 69/1 maddesi doğrultusunda yargılama neticesinde fer'i müdahil olan müvekkil Kurum aleyhine hüküm kurulmamasını istemiştir.
    III- MAHKEME KARARI:
    A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Mahkeme, "davanın kabulüne" karar vermiştir.
    B- BAM KARARI
    Fer'i müdahil Kurum vekilinin Pınarbaşı(Kayseri)Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Hukuk Mahkemesinin 17/10/2019 tarih ve 2016/137 Esas - 2019/143 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
    TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Feri müdahil Kurum vekili, kurum kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini, tanıkların çalıştığı dönemi kapsayacak şekilde dinlenmesi gerektiğini, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin kararı doğrultusunda araştırılması gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
    IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
    Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
    Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında, mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince davacı ve davalı tarafların gösterdiği tanık beyanları ile yetinilmeyip, apartmanda dava konusu dönemde ikamet edenler arasından davacının hizmetlerini bilebilecek durumdaki kat maliki olmayan sakinlerinden de kanaat edinmeye elverişli sayıda tanık dinlenilmeli, keza yan ve civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş kapıcı vs. çalışanlar da dinlenilmeli, davacının ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden de yararlanılarak, davacının apartmanda fiili olarak hangi tarihten itibaren oturduğu tespit edilmeli, ikamet ettiği dairenin ve davacının su, elektrik, telefon abonelik kayıtları ile ikametleri olarak görünen adreslerinde elektrik gaz ve su tüketimi yapıp yapmadıkları hususu da irdelenmek suretiyle işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
    Mahkemenin, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi