Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/8816
Karar No: 2022/1637
Karar Tarihi: 09.02.2022

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/8816 Esas 2022/1637 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/8816 E.  ,  2022/1637 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye
    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    No : 2019/1091-2021/1071

    İlk Derece
    Mahkemesi :... 3. İş Mahkemesi
    No : 2017/397-2019/23


    Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM
    Davacı vekili, davalı Kurumun prim tahakkukuna ilişkin 18.10.2017 tarih ve 12592874 sayılı işleme karşı yapılan itirazın reddine dair Şehzadeler SGM'nin 07.11.2017 tarih ve 2017/7 nolu prim tahakkuk itirazın komisyonu kararının ve yapılan prim tahakkukunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    II- CEVAP
    Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı tarafından Kuruma yapılan itirazdaki beyanlar ile dava dilekçesindeki beyanların birbiri ile örtüşmediğini, Kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka ve kanuna uygun olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
    Dahili davalı ..., önceleri kahvehanenin ...'e ait olduğunu, daha sonra ...'ın kahvehaneyi devraldığını, onun yanında aynı kahvehanede 6-7 ay kadar çalışmaya devam ettiğini ve emekli olarak ayrıldığını, daha sonra ara ara müşteri olarak gittiğini, davacının işi çıktığında ve rahatsızlandığı zamanlarda kahvehaneye baktığını, küçük bir kahvehane olduğu için diğer müşterilerin de bunu yaptığını, polisin ceza yazdığı akşam da 1 saatliğine kahveye baktığını, polisler tarafından tutulan tutanağı okumadan imzaladığını, davacının yaz başında başka birine devrettiğini beyan ettiği görülmüştür.
    III- MAHKEME KARARI:
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesince “davanın kabulüne, Davalı Kurum' un 18.10.2017 tarih ve 12592874 sayılı işleme karşı yapılan itirazın reddine dair 07.11.2017 tarih ve 2017/7 nolu prim tahakkuk itiraz komisyonu kararının ve yapılan prim tahakkukunun iptaline,” karar verilmiştir.
    B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    "Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
    IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacı tarafından Kuruma yapılan itirazdaki beyanlar ile dava dilekçesindeki beyanların birbiri ile örtüşmediğini, davacı tarafından Kuruma verilen imzalı beyan, yapılan itiraz ve mahkemeye verilen iddiaların tamamının birbirinden farklı olduğunu, tanık anlatımlarına dayalı yalnızca davacı iddia ve talepleri doğrultusunda karar verildiğini belirtilerek temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
    V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    Anayasa’nın 12. maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda “sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir”. Bu esası göz önüne alan anayasa koyucu “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ncı madde ile “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve vazgeçilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
    (Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 92. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür.
    5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
    a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,
    b) İşin işverene ait yerde yapılması,
    c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.
    Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır;
    818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313/1.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393/1) maddesinde, hizmet sözleşmesi; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurlarına yer verilmişken, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır.
    Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.
    Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.
    Mahkemece, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek, bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    Somut olayda; dahili davalının davacı nezdinde ihtilaf konusu dönemde dahili davalı ...’ın çalışmadığının kabulü ile hüküm kurulmuş ise de Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
    Eldeki davaya ve incelemeye konu dosya kapsamından; davalı kurumun yargılama aşamasında ve temyiz dilekçesinde de öne sürdüğü üzere; söz konusu kahvehane niteliğindeki işyeri sahibi davacı tarafından Kuruma yapılan itirazda ki beyanlar ile dava dilekçesinde ki beyanlar birbiriyle örtüşmediği; Davacı tarafından Kuruma yapılan 06.11.2017 tarihli itiraz dilekçesinde; 10/06/2017 tarihinde dahili davalı ...’ın 10/06/2017 tarihinde, davacının özel bir işi bulunduğundan 2 saatliğine yardıma geldiği belirtilerek itiraz edildiği, dava dilekçesinde ise ...' ın o an orada müşteri olarak bulunduğu sırada iş yerini emanet ettiğinin belirtildiği, mahkemece bu çelişkilerin giderilmediği ve hüküm kurmaya yeterli şekilde tanık dinlenmediği anlaşılmakla, mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, resen araştırma ilkesi gereğince, davacının çalışmasını bilebilecek, çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve iş yeri çalışanları, zabıta marifetiyle tespit edilerek, bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dahili davalı ...’ın çalışması bulunduğuna dair tutanağı düzenlenen emniyet görevlilerinin de beyanları alınmalı, söz konusu işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 09.02.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi