22. Hukuk Dairesi 2012/18111 E. , 2013/6524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti hafta tatili ücreti, milli ve dini bayram çalışma ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı kooperatif bünyesinde 2005 tarihinden bu yana bahçıvan, bekçi ve güvenlik elemanı sıfatlarıyla çalıştığını, tüm çalışma süresi boyunca fazla mesai yaptığını, hafta sonu izinlerinin kullandırılmadığını, resmi ve dini bayram tatillerini sitede görevini ifa ederek geçirmek durumunda bırakıldığını, davalı tarafça işine haklı sebep olmaksızın son verildiğini, yıllık izinlerinin neredeyse hiç kullandırılmadığını belirterek müvekkilinin kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanun"unda belirtildiği şekilde feshi ihbar sürelerine uyularak sona erdirildiğini, iş sözleşmesinin feshi tarihinde davacıya hak etmiş olduğu kıdem tazminatının da ödendiğini, işçinin 20.12.2009 tarihli yazılı dilekçesi ile 2007-2008-2009 yıllarına ait yıllık izinlerini kullanmak istediğini belirttiğini, bu talep üzerine kendisine 2010 yılı Ocak ve Şubat aylarında birikmiş izinleri kullandırıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, işveren tarafından iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin kanıtlanamadığı değerlendirilerek, delil durumuna ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre istekler hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun"un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Yargılama sırasında, davalı işveren tarafından yıllık izin ücretlerinin işçiye usulüne uygun şekilde kullandırıldığına dair belirtilen belgeler sunulmadığı değerlendirilerek, çalışma süresine göre yıllık izin ücreti alacağı hesaplanarak hüküm altına alınmıştır.
Dosya içeriğinde, davacının 20.12.2009 tarihli, “2007-2008-2009 izinlerimi kullanmak istiyorum” ifadesini taşıyan bir dilekçesi yer almaktadır. Bu dilekçenin altında “Ocak-Şubat 2010 aylarında izin kullanması uygundur” şeklinde kooperatif başkanının onayı bulunmaktadır. Mahkemece bu dilekçesi davacı işçiye gösterilerek belirtilen izinleri kullanıp kullanmadığı yönünde isticvap edilmeli, buna göre dava konusu alacağın bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3) İş sözleşmesinin işverence tazminatlı olarak feshedildiği sabittir. Bu dava açılmadan önce davacının adresine kıdem tazminatı iki ayrı havale şeklinde çıkarılmış, ancak tahsil edilmeyerek iade olunmuştur. Mahkemece kıdem tazminatı alacağı hüküm altına alınırken, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Davalı vekilinin kıdem tazminatı alacağına fesihten itibaren faiz yürütülmesi yönünde temyiz itirazı bulunmaktadır.
İşçilik alacakları, götürülen borçlardan bulunduğundan PTT"ye konutta ödemeli olarak yapılan havale alacaklıyı temerrüde düşürür. Davacı kanuni şekilde ödenmiş bulunan parayı almamakla kendisi temerrüde düşmüş demektir. Bu durumda hüküm altına alınan kıdem tazminatına, iş sözleşmesinin feshi tarihinden davacı işçinin (alacaklının) temerrüde düştüğü tarihe kadar işlemiş olan faize hükmedilmesi gerekirken, iş sözleşmesinin feshi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.