22. Hukuk Dairesi 2012/16972 E. , 2013/6090 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, kıdem zammı, sorumluluk zammı, aile ve çocuk yardımı, öğrenim yardımı, yemek yardımı, temizlik yardımı, ücret alacağı, gece zammı, sosyal yardım, yıllık izin ücreti, ikramiye, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, yakacak yardımı, bayram harçlığı, kıdemli işçiliği teşvik ve giyim yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, bir kısım işçilik alacağı ve Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, kıdem zammı alacağı, sorumluluk zammı alacağı, aile ve çocuk yardımı alacağı, öğrenim yardımı alacağı, yemek yardımı alacağı, temizlik yardımı alacağı, ücret zammı farkı alacağı, gece zammı alacağı, sosyal yardım alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, ikramiye alacağı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, yakacak yardımı, bayram harçlığı, kıdemli işçiliği teşvik, giyim yardımı alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Feragat 1086 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanunu"nun 96. maddesi (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 311. maddesi) uyarınca davayı sonuçlandıran usulü bir işlemdir. Karar kesinleşinceye kadar davadan feragat edilebilir.
11.04.1940 tarihli ve 1939/15 esas, 1940/70 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/10/2012 tarihli, 2012/17-429 esas, 2012/679 kararı uyarınca, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun mahkemece değerlendirilip karara bağlanması için, feragat konusu yapılan alacaklara ilişkin sair temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu"nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
4857 sayılı Kanun"un 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun"un 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür.
4857 sayılı Kanun"un 47. maddesinde, kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacının fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili çalışması yapıp yapmadığının açıklığa kavuşturulması için, işyerideki bütün işe giriş çıkış kayıtları, varsa punataj kayıtları, işe giriş çıkışlarda imza alınıyorsa buna ilişkin kayıtlar, kart basama sistemi varsa buna ilişkin belgeler getirtilmeli, gerekirse tanıklar yeniden dinlenmeli ve davacının yaptığı iş ile çalıştığı işyerinin niteliği de birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Toplu İş Sözleşmesinin ücret ödemelerinin yapılması, ödeme şekli ve harcırahlar başlıklı 53. maddesinde “işçilerin hak kazandıkları ücret ve diğer ödemeler (TİS ve yasalardan kaynaklanan parasal haklarını) ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir sebep olmaksızın ödenmediğinde 4857 Sayılı Yasanın 34. maddesi uygulanır...” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. 4857 sayılı Kanun"un 34. maddesinde ise gününde ödenmeyen ücretler için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı öngörülmüştür. Dolayısı ile mahkemece hüküm altına alınan alacaklar için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde değildir.
4-Kabule göre de;
a-)Davacının hakkaniyet indirimi dışında reddedilen alacakları için hükmedilen vekalet ücreti hatalıdır. Hakkaniyet indirimi ile reddedilen kısım dışında tüm reddedilen miktar yönünden davalı lehine ret vekalet ücretine hükmedilmelidir.
b-)Hüküm altına alınan alacakların net mi brüt olduğunun kararda belirtilmemesi infazda tereddüte yol açacağından hatalı olmuştur.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.