22. Hukuk Dairesi 2012/15987 E. , 2013/6068 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
AVUKAT ...
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, davalı şirkette çalışırken baş parmağında uyuşmalar ve güç kaybı oluştuğunu, işyerindeki çalıştığı bölümün değiştirilmesini istediğini, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinde işinin değiştirilmesi gerektiği yönünde rapor verildiğini, buna rağmen davacının hafif bir işe verilmediğini, bu sebeple iş sözleşmesi haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının, işyerinde işlerin artması ve yüklendiği işi yapamaması sebebiyle yeniden ilk görevine getirildiğini, rahatsızlığı ile yakından ilgilenildiğini, çalıştığı işin sağlıksız olmadığını, başka bölümde çalışma talebinin olmadığını, başka bir iş bularak işten ayrıldığı için kıdem tazminatı talep edemeyeceğini, resmi bayram ve hafta sonu günleri ile dini bayramlarda çalışmadığını, fazla mesai yapmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 13.05.2011 tarihli raporunda, davacının her iki bileğini tekrarlayıcı ve zorlayıcı işlerde kullanmayacağı bir bölümde çalışmasının uygun olduğunun belirtildiği, bu tıbbi rapora göre davacının rahatsızlığı süresince uygun bir işte çalıştırılması gerekirken bunun yapılmadığı, bu sebeple davacının iş akdini haklı olarak feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, fazla mesai yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, yıllık izin ücreti alacağı olduğu, hafta tatili çalışmasının ıspatlanamadığı, davalı vekili, davacının fazla mesai yıllık izin ücreti haklarının bankaya yatırıldığını bildirerek bu hususun bankadan sorulmasını istemiş ise de 15.05.2012 tarihli oturumda buna ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, ancak bu hususta bir belge sunulmadığından bu talebinin değerlendirilmediği gerekçesiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçinin fazla çalışma,ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacağı yönünden Mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu"nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda,davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının, haftanın iki günü 08-19 saatleri arası onbir saat çalıştığı, bir saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle günlük on saat çalıştığıhaftanın, üç günü 08-21 saatleri arası onüç saat çalıştığı, birbuçuk saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle günlük onbirbuçuk saat çalıştığı, toplam haftalık ellidört buçuk saat çalıştığı, kırkbeş saatin düşülmesiyle dokuzbuçuk saat fazla çalışma yaptığı, Cumartesi günleri çalışmadığı, dosyaya sunulan imzasız ücret bordrolarının bir kısmında fazla mesai tahakkuku yapılmış ise de bordrolar imzasız olduğu için dikkate alınamayacağı belirtilerek hakkaniyet indirimi yapılarak fazla çalışma ücreti tesbit edilmiş ise de, davalının ödemeye dair banka kayıtlarının istenmesini talep ettiği, mahkemece verilen süre içinde ilgili bankadan banka kayıtlarını istediklerini ancak banka kaydı özel olduğu için verilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Mahhkemece ilgili bankadan davacıya ait banka kayıtları getirtilerek bordrolarda fazla çalışma ücreti tahakkuku yapılan dönemlere ilişkin ücretlerin ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirdi.
Ayrıca, tanık beyanlarında işin haftanın iki günü saat 19.00" da bittiğine dair beyan olmaması karşısında haftanın iki gününde tanıkların ortak beyanlarına göre 08-18 saatleri arasında çalışma olduğu kabul edilerek, işyerine giriş çıkış saatlerine ilişkin turnike kayıtlarının bulunduğu dönemlerde, bu kayıtlara göre hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Öte yandan, davacının iki yıl için yirmisekiz gün yıllık izin hakkı olduğu, davacı bir yıllık izin ücreti talep ettiği sebebiyle ondört gün karşılığı yıllık izin ücreti alacağı olduğu kabul edilmiş ise de, davalının ödemeye dair banka kayıtlarının istenmesini talep ettiği, mahkemece verilen süre içinde ilgili bankadan banka kayıtlarını istediklerini ancak banka kaydı özel olduğu için verilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Mahhkemece ilgili bankadan davacıya ait banka kayıtları getirtilerek bordrolarda yıllık izin ücreti tahakkuku yapılan dönemlere ilişkin ücretlerin ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirdi.
Ulusal bayram ve genel tatil ücretinin hesaplanmasında, işyerine giriş çıkış saatlerine ilişkin turnike kayıtlarının bulunduğu dönemlerde, bu kayıtlara göre hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış yorum ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.