
Esas No: 2021/789
Karar No: 2022/2744
Karar Tarihi: 01.03.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/789 Esas 2022/2744 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2021/789 E. , 2022/2744 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi bozma kararına uyarak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece verilen ilk hükmün Kapatılan 21.Hukuk Dairesi’nin 06/05/2013 tarih ve 2013/1674E.- 2013/8957K. sayılı ilamı ile bozulduğu, Mahkemece, bozma ilamına uyulmasının ardından yapılan yargılamada, olay ile ilgili alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacılar vekili tarafından giderlerin yatırılamayacağının beyan edildiği, bu sebeple davalılara hangi oranda kusur izafe edilmesi gerektiğinin belirlenemediği dolayısıyla davacının iddia etmiş olduğu hususların ispatlanmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. HMK`nın 190. maddesi gereği “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. “
6100 sayılı HMK`nın 324. maddesi uyarınca, “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. a-) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. b-) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmünü içermektedir.
Bahsi geçen madde uyarınca; mahkemece verilen kesin süre içerisinde istenen bedelin yatırılmaması halinde, aynı madde gereğince tarafın talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının kabulü gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; müteveffa sürücü ...'in kullandığı 20-K-2333 plakalı çekiciye bağlı 20-K-4353 plakalı dorseyi yol kenarında durdurduğu, kafasının lastik ile demir çamurluk arasında sıkışması sonucu vefat ettiği, SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporda olayın iş kazası olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin taksimat yapılmadığı, mahkemece aldırılan 25/01/2016 tarihli kusur bilirkişi raporunda müteveffanın kusurunun %75, davalı şirketin kusurunun %25 oranında olduğunun, itiraz üzerine alınan 29/01/2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise müteveffanın kusurunun %70, davalı şirketin kusurunun %30 oranında olduğunun bildirildiği, aynı olaya ilişkin ceza yargılamasında Kale Asliye Ceza Mahkemesi’nin Yargıtay bozma kararı sonrasında 2015/84 Esas 2015/190 Kararı ile Sanık ..., ...'ın beraatlerine karar verdiği ve bu kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/2644 Esas 2016/9578 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Sgk'nın davalı şirkete yönelik açmış olduğu Kale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/63 Esas sayılı dosyası ile görülen rücu davasında alınan kusur raporlarında müteveffanın kusurunun %60, davalı şirketin %40 kusurunun oranında olduğunun belirtildiği, mahkemece, 31/10/2020 tarihli duruşmada dosyada bulunan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine ve eksik olan ücretlerin davacılar tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına karar verildiği, verilen süre içerisinde yatırılmaması halinde dosyanın mevcut haliyle karara çıkacağının ihtar edildiği, davacılar vekilinin 20/02/2020 tarihli ve 03/09/2020 tarihli duruşmada kararlaştırılan ücretleri yatırmayacağını bildirdiği, bunun üzerine mahkemece, davalılara hangi oranda kusur izafe edilmesi gerektiğinin belirlenemediği dolayısıyla davacının iddia etmiş olduğu hususların ispatlanmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kaza nedeniyle kesinleşen ceza davasının içeriği ile gerek işbu ceza davasında, gerek rücu davasında ve gerekse de eldeki davada maddi olgunun belirlenmiş olması ve kusurların tartışıldığının anlaşılması karşısında mahkemece delil avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş; maddi olgular ile kusur oran ve aidiyetlerin tartışılıp belirlendiği, mahkemece aldırılmış olan kusur bilirkişi raporları dikkate alınmak sureti ile tarafların usuli kazanılmış haklarını ihlal etmeyecek şekilde bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/03/2022 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.