Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/7180
Karar No: 2022/2734
Karar Tarihi: 01.03.2022

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/7180 Esas 2022/2734 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/7180 E.  ,  2022/2734 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
    No : 2013/173-2021/38


    Dava, tazminat istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
    Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
    Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nun 294/3. maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Anılan Kanun'un 297/2. maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Başka bir anlatımla, yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, HMK.nun 298/2. maddesi uyarınca tefhim edilen hüküm özetine (kısa karara) uygun olması gerekmektedir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Aksi halde - kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması durumunda - yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine aykırı bir durum yaratılmış, kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10/04/1992 tarih ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Mezkur İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tesbit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
    Somut olayda Mahkemece verilen 15.07.2010 tarihli bir önceki hükmün (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 11.03.2013 tarih ve 2012/14810 E- 2013/4282 K sayılı ilamıyla “Kurumun davacılar murisi sigortalının kalp krizi ile vefatı olayını iş kazası olarak kabul edilmediği anlaşıldığına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren Belediye aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için haksahibi davacılara önel vermek, tespit davasının neticesini bu dava için bekletici sorun yapmak, tespit davası neticesinde olayın iş kazası olduğu kesinleşir ise bu kez davacılara Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan kendilerine ölüm geliri bağlanması için önel vermek, ayrıca olayın kalp krizi ile ölüm olduğu da gözetilerek aralarında bir kardiyolog'un da bulunduğu iş güvenlik uzmanlarından oluşan heyetten kalp krizinin oluşmasında işyeri koşullarının etkili olup olmadığı davacının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğu konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, Kurumun bağlayacağı gelirlerin ilk peşin sermaye değerini Kurumdan sormak, bildirilen Kurum tahsislerinin işveren kusuruna isabet eden miktarının hesaplanan tazminatlardan tenzili” noktalarına işaretle bozulmuştur.
    Bozmaya uyan mahkemece davacıya verilen önel doğrultusunda Silopi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2013/390 E- 2015/441 K ile olayın iş kazası olarak tespitine karar verildiği ve kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmakla beraber SGK’dan davacı hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin sorulmadığı gibi, tespit edilecek bu miktarların rücuya kabil kısımlarının da tazminat alacaklarından mahsup edilmediği anlaşılmaktadır.
    Öte yandan hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde tüm davacıların tamamı lehine 2.000 TL manevi tazminata hükmedildiği belirtilmekle beraber davacıların her biri için ne miktarda manevi tazminat talep edildiği açıklattırılıp her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmamakla beraber, bu hüküm bendi ile çelişecek şekilde, 2 nolu hüküm bendinde davacı Hacı Durmuş, ... ve ...’un açmış oldukları davaların reddine karar verilmesi, aynı zamanda iş mahkemesi sıfatıyla yargılama yürüten mahkemenin bu sıfatı gerek duruşma gerekse de gerekçeli karar başlığında belirtmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
    O halde mahkemece yapılacak iş, uyulan bozma kararına uygun şekilde davaya konu iş kazası olayının kesinleşen mahkeme kararıyla SGK tarafından da iş kazası olarak tespit edilmiş olması karşısında, davacılara kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda SGK’ya başvurarak kendilerine gelir bağlatmaları için önel vermek, bağlanacak bu gelirin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesi gereğince ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını usulü kazanılmış hak çerçevesinde hükme esas alınması gereken hesap raporundan tenzil ederek davacıların maddi tazminat alacağı miktarlarını belirlemek; öte yandan davacılar vekiline her bir müvekkili için ne miktarda manevi tazminat istediğini açıklaması için HMK 31.maddesi kapsamında önel vererek, davacı vekilince yapılacak bu açıklamayı dikkate alarak davacıların her biri hakkında ayrı ayrı manevi tazminata hükmetmek ve bu hususta birbiriyle çelişik olmayacak şekilde hüküm kurmak; maddi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılan davacılardan Hacı Durmuş, ... ve ... için kurulacak hükümde bu hususu açıkça belirterek, bu davacıların manevi tazminat istemlerini de kapsayacak şekilde redde karar vermemek; aynı zamanda “İş Mahkemesi” sıfatıyla yargılama yürütüldüğü dikkate alınarak bu hususta ara karar kurulduktan sonra, “İş Mahkemesi” sıfatını gerek duruşma zabıtlarına gerekse de karar başlığında açıkça yazarak belirtmekten ibarettir.
    Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yazılı biçimde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re’sen dikkate alınarak karar bozulmalı ve bozma sebeplerine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, temyiz harçlarının istem halinde temyiz eden davalıya iadesine 01.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi