9. Hukuk Dairesi 2015/9962 E. , 2018/1779 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 01.07.2010 tarihine kadar ödenmemiş sabit asgari ücret alacakları, 2011, 2012 ve 2013 yılı sefer primi alacakları, SSK parası adı altına her ay maaşından yapılan kesinti alacakları, asgari geçim indirimi ve yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07/02/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 19.02.1992 tarihinde davalı Şirket bünyesinde uluslararası tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, 1996 yılında emekli olduğunu, emeklilik sonrası da ara vermeksizin çalışmasına devam ettiğini, primlerinin asgari ücret üzerinden yatırılması, tatil ücretlerinin yatırılmaması ve 100 Alman Markı paranın hukuka aykırı şekilde kesilmesi sebebi ile 30.10.2005 tarihinde işten ayrıldığını, bu dönemde sigorta bildirimlerinin bazı dönemler bağlantılı şirketler üzerinden yapıldığını, daha sonra 01.07.2010 tarihinde tekrar davalı işverenlikte çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 16.06.2013 tarihine kadar devam ettiğini, aylık sabit ücret asgari ücret alacağı, geçmiş döneme ait bir kısım sefer primi alacağı, yıllık izin ücreti ve tatil ücretleri ödenmediği için iş sözleşmesini haklı nedenle şifahi olarak feshettiğini, işverenin SGK’ya ibraz etmek için davacıdan istifa dilekçesi istediğini ve işçilik alacakları ile kıdem tazminatını ödeyeceğini söylediğini, davacının işverenin verdiği söze itibar ederek istifa belgesi imzaladığını, davacıya alacaklarının ödenmediğini, 17 yıla yakın kıdemi bulunan davacının daha fazla yarar sağlamayacak şekilde istifa etmesinin olağan yaşam kurallarına uygun düşmediğini, davacının kıdem tazminatının önceki ve sonraki çalışma süreleri dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, ayda iki defa... Gümrük Kapısından çıkış yaparak A.B. ülkelerine (..., ...., ...., ..., Polanya, ..., .... vs.) yük taşıdığını, taşımanın 10 gününün yurt içinde kalan kısmının yabancı ülkede geçtiğini, işlemleri takip etme hariç günde 12 saat tır kullandığını, işinin icabı 24 saat çalıştığını, asgari ücret + sefer primi sistemi ile istihdam edildiğini, aylık 2 sefer gerçekleştirdiğini, sefer başına 700 Euro sefer primi verildiğini, işyerinde yemek ve servis uygulaması bulunduğunu, işyerinde iken davacının servis hizmetinden faydalandığını, hemen tüm dini ve milli bayramlarda çalışmasına rağmen bayram ve genel tatil çalışması alacağının ödenmediğini, Türkiye’de ise sadece dini bayramların ilk günü çalışmadığını, davacıya izin kullandırılmadığını, yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, primlerinin yüksek yatırıldığı gerekçesi ile 2002 yılı öncesi 100 Mark, daha sonra 100 Euro ücretinden kesinti yapıldığını, 01.07.2010 – 16.06.2013 tarihleri arası 3.600 Euro, (3.600 x2,4 = 8.640 TL.) kesinti yapıldığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 01.07.2010 tarihine kadar ödenmemiş sabit asgari ücret alacakları, 2011, 2012 ve 2013 yılı sefer primi alacakları, SSK parası adı altına her ay maaşından yapılan kesinti alacakları, asgari geçim indirimi ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının ilk olarak 10.05.1995 – 31.07.1995 tarihleri arası çalıştığını ve bu dönemde istifa ederek işten ayrıldığını, daha sonra müvekkili firma ile bağlantısı olmayan bir firmada tır şoförü olarak çalıştığını, bu dönemde emekliliğe hak kazandığını, emeklilik sonrası tekrar 01.06.1997 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 02.04.2005 tarihine kadar kesintili çalıştığını ve istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığını, 2011 yılı Temmuz ayında tekrar çalışmaya başladığını, 15.06.2013 tarihinde davacının hacca gideceğini bildirerek istifa ettiğini, bu dönemde davacının hac kayıt hakkı kazandığının sundukları internet kaydından anlaşılacağını, davacının çalışmalarını kıdem tazminatına hak kazanamayacak şekilde sonlandırdığını, Davacının 10.05.1995 – 31.07.1995 tarihleri arası aylık ücretinin 600 Euro karşılığı 1.051,26 TL. olduğunu, son çalışma dönemi sonundaki aylık gelirinin ise 1.000,00 TL. sabit ücret +165 Euro sefer için verilen yeme içme gideri karşılığı olduğunu, davacı tarafından imzalanan ücret bordroları ve sefer sonu ve başı imzalanan ibranamelerle bu ücretlerin eksiksiz ödendiğinin anlaşılacağını, davacıya ödenen sefer primlerinin masrafların karşılığı olduğunu, davacı ve benzer şekilde çalışan şoförlerin ayda en fazla 1, senede 11-12 sefer yaptığını, müvekkilinin ağırlıklı olarak ... güzergahında çalıştığını, bir hafta gidiş, bir hafta da dönüş süresi bulunduğunu, gümrük yükleme ve boşaltma işlemlerinin de en az bir hafta sürdüğünü, yıl içerisinde dönem dönem gerçekleştirilen araç bakımı ve pasaport-vize işlemlerinin de bulunduğunu, davalı işyerinde çalışan şoförlerin fazla mesai yapmadıklarını, yurt içinde bulundukları sürede bayram ve tatil günlerinde çalıştırılmadıklarını, yurt dışı seferlerinde ise bulundukları ülke mevzuatına göre çalıştıklarını, Yargıtay içtihatlarında yurtdışı uzun yol şoförlerinin fazla mesai ve hafta tatili ücretine hak kazanamayacaklarının vurgulandığını, yıllık izin ücreti alacağının da zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramayan döneme ait yıllık izin defteri nüshalarından izinlerini kullandığının belirlenebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının 19/02/1992-30/10/2005 tarihleri arasında 13 yıl 8 ay 12 gün ve 04/12/2010-16/06/2013 tarihleri arasında 2 yıl 6 ay 13 gün olmak üzere toplam 16 yıl 2 ay 25 gün hizmet süresinin olduğu, davacı 15.06.2013 tarihli istifa dilekçesinde hacca gideceği için işten ayrıldığını belirttiği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca davacının 28.03.2013 tarihinde çekilen kura sonucu kesin kayıt hakkı kazandığı ve ... 3. kafile 2. grup ile hac görevini ifa etmek üzere . ...’a gidip geldiğinin bildirildiği, istifa dilekçesi ile davacının hac kayıtları uyumluluk gösterdiği, davacı tarafça ilk çalışma süresinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiğine yönelik bir delil ibraz edilmediği, davacı vekili işverene duyulan güven nedeniyle kıdem tazminatı ödeneceği saiki ile istifa dilekçesi verildiğini belirtmişse de davacının daha önce de işyerinden ayrılmış olması, önceki çalışma süresi nedeniyle kendisine işveren tarafından kıdem tazminatı ödenmemesinin bu iddiasını zayıflattığı, bu tespitler doğrultusunda, iş akdinin tazminat ödemesini gerektirmeyecek şekilde sona erdirildiği hususunda ispat külfeti kendisine düşen davalı işverenliğin istifa dilekçeleri ile bu vecibesini yerine getirdiğinden kıdem tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının yurtdışı şoförü olarak sadece sefer primi ile çalıştığının kayıtlardaki asgari ücretin kayden gösterildiğinin ve davacıya fiilen ödeneceğine ilişkin anlaşma yapıldığının anlaşılmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının iş akdinin nasıl sonlandığı uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğine göre, uluslararası tır şoförü olarak çalışan davacının davalı işyerinde 19.02.1992-30.10.2005 tarihleri arasında 13 yıl 8 ay 12 gün ve 04.12.2010-16.06.2013 tarihleri arasında 2 yıl 6 ay 13 gün olmak üzere iki ayrı dönemde toplam 16 yıl 2 ay 25 gün çalıştığı kabul edilmiştir.
Mahkemece davacının her iki çalışma dönemi bakımından davalı tarafın dosyaya ibraz ettiği istifa dilekçelerine itibar ederek kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk dönem çalışmasına ilişkin dosyaya ibraz edilen 02.04.2005 tarihli istifa dilekçesi bilgisayar ile yazılıp somut bir sebep ihtiva etmediği gibi davacının ilk dönem çalışmasının 30.10.2005 tarihinde sona erdiğinin kabulü karşısında iş ilişkisinin devamı esnasında alındığı anlaşılmıştır. Davacı iddiası, istifa dilekçesinin şekli ve muhteviyatı ile alınma zamanı dikkate alındığında bu dilekçesinin işveren savunmasını ispatlamaya yeterli olmadığı görülmüştür. Ayrıca davacının ilk dönem çalışmasını işverenin gerçeğe aykırı kayıtlar tutup bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle sonlandırdığına ilişkin iddiası da dosya kapsamı ile ispatlanmıştır.
Bu durumda, davacı işçinin ilk dönem çalışmasını haklı nedenle sona erdirdiği kabul edilip kıdem tazminatının kabulü gerekirken sonuca etkili olmaya istifa dilekçesine itibarla bu döneme ilişkin kıdem tazminatı talebinin reddi hatalıdır.
3-Sefer priminin tam olarak ödenip ödenmediğinin açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Davacı sefer primlerinden 01.07.2010-16.06.2013 tarihleri arasındaki 100 Euro kesinti yapıldığı iddiasıyla bu alacağın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, “Davalı tanıkları her ne kadar sefer priminin 700 Euro kararlaştırıldığını ve ayrıca sigorta primleri için kararlaştırılan sefer priminden 100 Euro kesinti yapıldığını iddia etmişlerse de davacıya 700 Euro ödenip geri alındığına dair bir kayıt ibraz edilmediğinden ve böyle bir durum varsa, sigorta primlerinin gerçek ücretleri üzerinden yatırılmadığını bilebilecek konumda olan çalışan buna zımnen rıza gösterdiklerinden bu beyana itibar edileme”diği gerekçesiyle davacının kesinti alacağına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Sefer priminin tam olarak ödendiğini işveren ispatlamak zorundadır. Bu nedenle ödeme belgeleri değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu alacak kaleminin reddi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.