2. Ceza Dairesi 2019/4737 E. , 2019/5107 K.
"İçtihat Metni"
Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından sanık hakkında ..... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2011 günlü ve 2011/153 E., 2011/714 K. sayılı mahkûmiyet kararının, sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 05.05.2014 günlü, 2013/21564 E., 2014/11876 K. sayılı ilam ile temyiz isteminin REDDİNE karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 2. Ceza Dairesinin anılan ret kararının KALDIRILMASI ile sanık hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından ..... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2011 günlü ve 2011/153 E., 2011/714 K. sayılı ret kararının “ Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yargılaması sonucunda sanık hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından mahkûm olmuş, 19.10.2011 gününde yüzüne karşı verilen kararı 24.10.2011 gününde temyiz etmiş, ancak temyiz harcını yatırmaması sebebiyle vaki temyiz talebi yasal süresinde olmadığından reddedilmiştir. Ancak yapılan inceleme sonucunda Anayasa Mahkemesinin Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6127 sayılı Kanun"un temyiz talebinin harca tabi kılınmasına ilişkin kısmını 20.10.2011 tarihinde iptal ettiği, bu kararın 29.12.2011 günlü ve 28157 sayılı Resmi Gazete"de yayımlandığı anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu ilamı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin adil yargılanmaya ilişkin kararları kapsamında değerlendirilerek, derhal iç hukukta uygulanması gerektiği vurgulanmış ve bu tür temyiz talepleri süresinde kabul edilmiştir. Yukarıda arz edilen gerekçeler doğrultusunda sanığın temyiz talebinin süresinde kabul edilmesi ve esastan inceleme yapılarak, cezalandırılabilmeye yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması sebebiyle sanık hakkında kurulan mahkûmiyete ilişkin hükümlerle ilgili olarak bozma kararı verilmesine” yönelik 20.02.2019 günlü, 2015/193039 sayılı itirazı üzerine dosya dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin, 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin ret kararının kaldırılarak, itirazda belirtilen gerekçeyle hükmün bozulması yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
Dairemizin 05.05.2014 günlü, 2013/21564 E., 2014/11876 K. sayılı ret kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
31.03.2011 günlü 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 13. maddesiyle değiştirilen Harçlar Kanunu"nun (1) sayılı tarifesinin mahkeme harçları bölümünün “Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmındaki “Yargıtay ceza dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL temyiz harcı alınacağına” ilişkin (b) fıkrasının, 29.12.2011 günlü ve 28157 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 günlü ve 2011/54 E., 2011/142 K. sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete"de yayımlandığı tarihten altı ay sonra (29.06.2012) tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı kapsamında değerlendirdiği, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın 19.10.2011 günlü kararı bir haftalık yasal süre içerisinde 24.10.2011 gününde temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın aşamalarda atılı suçu işlemediğini beyan etmesi, dosya içerisindeki güvenlik kamerası kayıtlarının teşhise elverişli olmaması, olay yerinden alınan parmak izlerinin sanığa ait olmaması ve aksi tespit edilemeyen savunmasına göre, sanığın atılı suçları işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter nitelikte, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, hakkında atılı suçlardan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.