9. Hukuk Dairesi 2017/1720 E. , 2018/1747 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 08/02/2010 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını, davacının davalı şirketin ortağı veya hissedar temsilcisi olan Av. ..."nın özel şoförü olarak görevlendirildiğini, 24/06/2013 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının davacıya ödenmediğini, davacının çalıştığı süre içeresinde net 1.400,00 TL maaş aldığını, davacının sabah 08:00 de işe başladığını, akşamları ise en erken 21:00"de işi bıraktığını, haftanın 6 günü çalıştığını, genel tatillerde ve resmi tatillerde çalıştığını, bu fazla çalışmalarının karşılığının kendisine ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, resmi tatil ve genel tatil çalışma ücretleri, yıllık izin ücretlerinin ve BK 438/3 maddesi gereğince haksız fesihten dolayı belirlenecek tazminatının davalıdan alınmasını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş akdinin devamsızlık nedeni ile haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Bozma ilamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece ilk kararında, davacının iş akdinin devamsızlık sebebiyle davalı işveren tarafından haklı nednele feshedildiği kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının bulunmadığı, davacının fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kanıtlanamadığı,haksız fesih tazminatının ancak İş Kanunu hükümlerine tabi olmayan ve Borçlar Kanunu hükümlerine bağlı oalrak çalışanların talep hakkı olduğu davacının talebinin haksız olduğu gerekçeleriyle bu talepelrin reddine, yıllık izin alacağının ise yıllık izinlerin kullanıldığı veya iş akdinni feshindne sonra ödendiği ispat edilemediğinden kabulüne karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7.H.D. 02/07/2015 tarih ve 2014/18483 E., 2015/13553 K. sayılı ilamı ile “…..Somut olayda, davacı davalı Bakanlığa bağlı işyerlerinde çalıştığını beyan etmiştir. Bilirkişi tarafından davacının kesintisiz çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde, çalışma bildiriminin olmadığı günler görülmektedir. Mahkemece bu kesintilerin nedeni ne tanıklardan ne de davacıdan sorulmuştur. Davacının bu dönemlerde işyerinde fiili çalışmasının olup olmadığı davacıdan ve tanıklardan sorulup, davacının davalı işyerindeki çalışmalarının kesintili olup olmadığı araştırılarak, davacının kıdem süresi belirlenip alacakların bu süreye göre hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir….Somut olayda, davalının süresinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu görülmüştür. Dava tarihi 19.3.2015 olup dava tarihinden geriye 5 yıl gidildiğinde 19.3.2010 tarihinden önceki döneme ait zamanaşımına uğrayan fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağı bulunmasına rağmen bilirkişinin 19.3.2009 tarihinden itibaren bu alacaklar için yaptığı hesaba itibar ederek mahkemece karar verilmiş olması hatalı olmuştur….”gerekçeleriyle bozulmuş .
Mahkemece bozmaya uyularak bozma sonrası alınan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Açılan dava belirsiz alacak davası türlerinden kısmi eda külli tespit davası niteliğindendir. Bu tür davalarda kısmi miktarın tahsili ile kalan miktarın tespitine karar verilir. Ayrıca bu dava türünde tahsil amaçlı belirsiz alacak davasında olduğu gibi talep artırım dilekçesi verilemez. Davacı bozmadan sonra ıslah niteliğinde 27.01.2016 tarihinde ikinci talep arttırım dilekçesi vermiş, mahkeme ise bu dilekçeye itibar ederek hüküm kurmuştur. Davada birden fazla ıslah yapılamayacağı ikinci ıslah dilekçesinin ilk dilekçenin açıklaması mahiyetinde olmayıp, bağımsız bir ıslah olduğu gözetilerek, ikinci ıslah “yok” kabul edilip 17/06/2014 tarihli ıslah dilekçesi değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, açıklandığı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.