12. Hukuk Dairesi 2018/2895 E. , 2018/6599 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından işçilik alacağı ilamına dayalı olarak başlatılan ilâmlı takibe karşı borçlu, sair istemleri yanında, icra takibinde anılan ilamda belirtilen işçi alacaklarının net hesaplamasının yapılmadığını, brüt hesaplamanın icra takibine konu edildiğini ve buna göre faiz hesaplamasının yapıldığını ileri sürerek icra emrinin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, 02/03/2015 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu"nun 94, 61, 103 ve 104. maddeleri gereğince; ücretten kesilmesi gereken vergiler ve sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu, borçlu işverene aittir. Bir başka deyişle, alacaklı, ilam konusu bedelden kesintiler yapıldıktan sonra kalan net miktar için ilamlı takip yapabilir. Ancak, ilamda açıkça net olduğu belirtilmemiş ise, bunun brüt miktar olduğunun kabulü gerekmektedir.
Ayrıca, HGK"nun 20.09.2006 tarih ve 12-594/534 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahkemece yapılacak iş, tarafların bildirdiği bankalardan hakkın doğduğu tarihten itibaren, birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının sorulması ve hakkın doğduğu tarihten itibaren, takip tarihine kadar istenebilecek işlemiş faiz miktarının bilirkişi raporu ile belirlenmesinden ibarettir.
Somut olayda, alacaklı tarafından, borçlu aleyhine ... 16. İş Mahkemesi’nin 06.05.2014 tarih ve 2013/675 E. 2014/657 K. sayılı ilamına istinaden işçi alacağı konulu ilamlı icra takibi başlatıldığı ve anılan ilamın hüküm fıkrasında, alacak kalemlerinin brüt olarak belirtildiği, ancak takip başlatılırken anılan alacak kalemlerinin nete çevrilmediği görülmektedir. Mahkemece, dava dosyasının bilirkişiye tevdi edildiği, fakat öncesinde taraflardan banka isimlerinin sorulmadığı, bilirkişi raporunun ibraz edildiği 17.11.2014 tarihinden sonra, icra takibine dayanak mahkeme kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2013 tarih ve 2011/10759 Esas, 2013/15247 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, sonrasında yeniden icra emri düzenlenerek borçluya tebliğ edilmesi nedeniyle dava dosyasının, yeniden uzman bilirkişiye tevdi edildiği, fakat 02/03/2015 tarihli raporda, takibe konu alacak kalemlerinin hesabında yukarıda ifade olunan hususlara uyulmadığı, brüt alacaklar üzerinden yasal kesintilerin doğru şekilde tesbit edilerek alacak kalemlerinin nete çevrilmedikleri, faiz hesabının da buna bağlı olarak doğru yapılmadığı, dolayısıyla anılan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; tarafların bildirecekleri bankalardan, hakkın doğduğu tarihten itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranları sorularak dosya içine konulduktan sonra, alacak kalemlerinin net miktarları bulunup, dayanak ilamda en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline hükmedilen alacaklar için bildirilen banka faizleri, diğer kalemler için ise yasal faiz uygulanarak, Yargıtay denetimine elverişli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK"nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.