Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/9699
Karar No: 2022/4953
Karar Tarihi: 05.04.2022

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/9699 Esas 2022/4953 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/9699 E.  ,  2022/4953 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : ... Anadolu 13. İş Mahkemesi

    Dava, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.
    İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin kararın davalılar ... , ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince verilen kararın davalılar ... SPA, ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I- İSTEM:
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.03.2009 tarihli iş kazasında sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle geçici iş göremezlik dönemi zararı olarak 400 TL, sürekli iş göremezlik dönemi zararı olarak 4.000 TL, hastaneye gidiş gelişinde sakatlık nedeniyle taksiye binmek zorunda kalması nedeniyle 4.500 TL ulaşım masrafından şimdilik 100 TL ile 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Islah dilekçesiyle sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemini 378.562,50 TL’ye artırmıştır.
    II- CEVAP:
    Davalı (Müflis) ... İnşaat Tic.ve San.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, İnşaatta çalışan işçilerin ... Sigorta Şirketine sigortalandığını, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, işverenin iş güvenliği ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini, iş kazasının davacı işçinin kusur ve ihmalinden kaynaklandığını, kazadan sonra davacının iş akdinin feshedildiği 30/07/2010 tarihine kadar davacıya mağdur olmaması ve tedavisinin yapılması amacıyla 3 her ay banka havalesi ile aylık 800,00 TL’sından aşağı olmamak üzere maddi yardım yapıldığını, bir kısım banka dekontlarının dosyada bulunduğunu, ancak bu dekontların eksik olduğunu, yine elden yapılan parasal yardımlar olduğunu, davacı tarafa haricen ve banka havalesi ile yapılan yardım miktarlarının sorulmasını istediklerini, davacının maaşının 2.250,00-TL olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının bordrolarda görünen maaşı aldığını, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, barınma, yemek vs. ihtiyaçlarının işverence karşılandığını, eksik ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri için davacının tespit talebinde bulunma hakkının olmadığını, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz isteme hakkına sahip olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarını fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
    Davalılar ... İnşaat San.ve Turizm ve Tic. A.Ş, ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taah. A.Ş ve ... S.P.A vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketlere karşı tek tek husumet yöneltilemeyeceğini, çünkü aslen müvekkil şirketler ile davacının çalışmakta olduğu davalılardan ... A.Ş arasında herhangi bir iş ilişkisi, alt işveren-asıl işveren ilişkisi bulunmadığı gibi davacı ile müvekkil şirketler arasında da hizmet akdi ilişkisi bulunmadığını bu nedenle müvekkil şirketler açısından husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın müvekkil şirketler açısından husumet yönünden reddine,görev yönünden reddine,yetki nedeniyle reddine ve davanın müvekkil şirketler açısından usül ve esas yönünden ve taleplerin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III- MAHKEME KARARI:
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk derece mahkemesince; “Davanın kısmen kabulü ile;
    1-378.562,50-TL. maddi tazminatın olay tarihi olan 05/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
    2-35.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine.” karar verilmiştir.
    B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
    Bölge Adliye Mahkemesince “Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar ... İnşaat San ve Turizm Tic. A.Ş., ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. ve ... S.P.A'nın istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 ve 355. maddeleri gereğince esastan reddine ” karar verilmiştir.
    IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalılar ... İnşaat San ve Turizm Tic. A.Ş., ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. ve ... S.P.A vekili temyiz dilekçesinde özetle: Davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kazaya kendisinin sebep olduğunu, sürekli iş göremezlik oranına itirazın karşılanmdığını, ücretin işyeri sicil dosyasında belirtilen ücrete aykırı olarak tespit edildiğini, davacının sürekli iş göremezlik oranı %60’ı geçmediğindne pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, ıslah ile artırılan maddi tazminat istemine faizin ıslah tarihinden işletilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
    V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz edenlerin sıfatlarıyla temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalılardan ... İnşaat San ve Turizm Tic. A.Ş., ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. ve ... S.P.A vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
    2- Taraflar arasında uyuşmazlığın davacı sigortalının iş kazasının gerçekleştiği tarihte almakta olduğu ücret noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
    Kazalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması önkoşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; öncelikle sendikalı işçiler için toplu iş sözleşmesine, imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, ücrete ek ödemelerin devamlılık arz etmesi halinde hesaba esas ücrete dahil edilmesi gerektiği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin nitelikte değil kuvvetli delil olarak değerlendirileceği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır.
    Bu aşamada usuli kazanılmış hak kavramını açıklamak da faydalı olacaktır. Usuli kazanılmış hak (Usuli müktesep hak) kavramı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
    Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
    Somut olayda, davalı ... SPA, ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ tarafından oluşturulan ... Grubu Ortak Girişiminin üstlendiği metro inşaatı işinin bir kısmını (Müflis) ... İnşaat Tic.ve San.A.Ş’ne verdiği davacının bu şirkette yer altı tünel işçisi olarak çalışmaktayken 05.03.2009 tarihinde iş kazası geçirerek %34,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, maddi tazminatın hesabı için hesap bilirkişiden alınan 03.10.2016 tarihli ek raporda işçi alacağı dosyasında esas alınan sendikalar tarafından bildirildiği anlaşılan asgari ücretin 4,07 katı düzeyindeki ücret ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bildirilen asgari ücretin 1,25 katı düzeyindeki ücret üzerinden seçenekli olarak hesap yapıldığı, mahkemenin 4,07 kat üzerinden yapılan hesap seçeneğine itibar ederek maddi tazminata hükmedilmiş ise de davacının sendikalı işçi olup olmadığı araştırılmadan işçi alacağında esas alınan Yol İş Sendikası tarafından bildirilen ücrete itibarla asgari ücretin 4,07 katı üzerinden yapılan hesap dikkate alınarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
    Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının olay tarihinde sendika üyesi olup olmadığını tespit etmek, sendika üyesi ise bu sendika ile işveren arasında bağıtlanan Toplu İş Sözleşmelerinde belirlenen ücretleri dikkate almak, işçinin sendikasız işçi olduğunun anlaşılması halinde ise, işçinin olay tarihinde metro inşaatında yer altı tünel işçisi olarak çalıştığı işçinin yaşı, kıdemi ve yaptığı işin özelliklerine göre ve özellikle bu iş alanında usta işçi niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra; bu niteliklere uygun davacı sigortalının olay tarihinde alabileceği ücretin tespiti açısından TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve ilgili meslek odalarından (sendikasız olması halinde sendikalardan bildirilen ücretlerin de dikkate alınamayacağı hususunu da dikkate almak suretiyle) emsal ücret araştırması yapmak, tespit edilen bu ücreti, kaza tarihindeki asgari ücrete oranlamak, tespit edilecek asgari ücret katını ise, davacının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 03.10.2016 tarihli mevcut hesap raporuna uygulamak, bu raporda esas alınan işlemiş (bilinen) devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan, alınacak hesap raporunu hükme esas almak ve kararın davalı(Müflis) ... İnşaat Tic.ve San.A.Ş tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davacının iş bu davalı yönünden elde ettiği usuli kazanılmış hakkı da gözetmek suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davalılardan ... SPA, ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
    SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 05.04.2022 gününde karar verildi.
    KARŞI OY
    1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “tazminata esas ücret yönünden eksik araştırma nedeni ile bozulması nedeni ile ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra hesaplanacak ve hüküm altına alınacak tazminatı, davacının temyiz etmediği dikkate alınarak önceki raporun bilinen ve bilinmeyen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmesinin davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminata esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
    2. Somut uyuşmazlıkta karar davalıların temyizi üzerine tazminata esas ücret yönünden bozulurken, çoğunluk görüşü ile bozmadan önceki hesap raporuna davacının itiraz ve temyiz etmemesi nedeni ile tazminata esas önceki bilinen ve bilinmeyen dönem için öngörülen ücretin davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu, bu durumun bozma sonrası dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
    3. Çoğunluk görüşünün, aşağıda açıklanan gerekçe ve özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile isabetli olmadığı kanaatindeyim. Zira;
    4.1. Usulü kazanılmış hak: Görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denilmektedir. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur(04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür(Bkz. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 baskı, Cilt V., s.4727-4736). Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da benimsenmiştir(HGK. 21.01.2004 gün ve 2004/1-46 E.-6 K.; 6.10.2004 gün ve 2004/ 1-433 E. - 483 K).
    Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.).
    Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6. b ... 2001, s 4738 vd).
    Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
    4.2. Bir hakkın usulü kazanılmış hak oluşturması için bu hakkın doğması ve yargılama sırasında oluşması gerekir. Kısaca taraf bu durum ve olgu gerçekleştiği halde itiraz etmemiş olmalıdır. Nasıl doğmamış bir hak için vazgeçilmeyeceğine göre doğmayan bir hak da usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır.
    4.3. İş kazası sonucu, tazminat oranının belirlenmesine esas malûliyet oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesi bir süreç alabilir. Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın, onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış(veya tam olarak belirlenmemiş), zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysaki zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. O halde böyle bir süreç nedeni ile malûliyet oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi halinde, bu tazminat miktarı zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile maluliyet oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarı karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.
    Gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları). Diğer taraftan, iş kazası nedeniyle maddi tazminat davalarında aktüerya bilirkişi raporlarında işçinin ücreti ile birlikte karar tarihine yakın son asgari ücrette dikkate alınır.
    Kısaca gelişen durum devam ediyor ise önceki malûliyet oranı, iş kazasına uğrayan işçi yönünden bağlayıcı olmayacağı gibi bu malûliyet oranına göre verilen tazminat davası kesin hüküm de teşkil etmeyecektir. Zira dava konusu tazminatın miktarı, malûliyet oranı ve tazminata esas ücretin miktarının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. Bu durumda da karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olsa bile bozmadan sonra maluliyet ve ücrete göre dava konusu miktar değişmiş ise önceki karardaki miktar usulü kazanılmış hak oluşturmaz.
    4.4. Diğer taraftan maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.
    4.5. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmaz.
    5. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafın itiraz etmediği hesap, karar tarihine en yakın bilindiği belirtilem ücret üzerinden hesaplanmıştır. Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf bozmadan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma nedenine katılınmamıştır.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi