
Esas No: 2021/11048
Karar No: 2022/4960
Karar Tarihi: 05.04.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/11048 Esas 2022/4960 Karar Sayılı İlamı
Özet:
İş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi tazminat istemine ilişkin dava iş mahkemesinde görülmüştür. 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacıların talepleri kısmen kabul edilmiş ancak hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, davacıların her biri lehine hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir. Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zarar görmesi durumunda, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Mülga BK’nun 47. maddesi artık yürürlükte değildir. HGK 23.06.2004 tarihli ve 2004/13-291, 370 sayılı kararında belirtildiği gibi, manevi t
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/78-2021/239
Dava iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
1- Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hâkimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davacılar murisi sigortalı ...’in davalı şirkette satış sorumlusu olarak çalışmaktayken kullanmakta olduğu iş aracının bakımlarının yapılmamış olması nedeniyle aracın arka lastiklerinin yol tutuşun azalması sonucu yoldan çıkıp ağaca çarpması neticesinde vefat ettiği, iş kazasının gerçekleşmesinde işverenin %30, sigortalı müteveffa işçinin %70 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, davacılar vekilinin, sigortalının eşi lehine 60.000 TL iki çocuğunun her biri lehine 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu mahkemece talebin kısmi kabulü ile eş lehine 18.000 TL çocukların her biri lehine 6.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı eş ve çocukların her biri lehine hakkaniyete uygun ve her bir davacının manevi kaybını tazminle uyumlu bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece işaret olunan sebepler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, ilk derece mahkemesi hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, davacılar tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, aşağıda yazılı harcın davalıdan tahsiline 05/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.