
Esas No: 2022/618
Karar No: 2022/5766
Karar Tarihi: 18.04.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/618 Esas 2022/5766 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2022/618 E. , 2022/5766 K."İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No : 2021/2316-2021/2946
İlk Derece
Mahkemesi : Yalvaç Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacının 06/05/2008 tarihinde davalının işletmekte olduğu... işçi olarak çalışmaya başladığını, davacının işçi-satış elamanı olarak aralıksız iş sözleşmesinin haksız fesih edildiğini, 15/07/2015 gününe kadar bu işyerinde aralıksız olarak çalıştığını, davalının 15/07/2015 günü hiçbir kusuru olmadığı halde davacıyı usul ve yasalara aykırı olarak işten çıkardığını, davalının sarrafçılık işinde davacının 06/05/2008-15/07/2015 tarihleri arasında aralıksız olarak asgari ücretle çalıştığını, bu zaman zarfında sigorta girişinin yapılarak sigorta primlerinin yatırıldığını zannettiğini, sigortalı yapılmadığının işten çıktıktan sonra öğrendiğini beyanla tespitini istedi
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesi ileri sürdüğünün hususların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının davalıya ait işyerinde kesinlikle çalışmadığını, hizmet tespit davalarında yerleşik içtihadın fiili çalışma olgusunun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğini, davacının davalının yanında çalışmasının kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı ile davalının işçi işveren ilişkilerinin de olmadığını, davacının davalının eşi ...ile arkadaş olduğundan önceden eşinin akrabası olan... isimli kişi ile nişanlı olduğu zamanlarda bu sıhri hısımlılılk nedeniyle de ailesel olarak samimiyet ile görüşüldüğünü, davalının eşinin bulunduğu zamanlarda işyerinde çay kahve içen boş zamanlarında vakit geçiren biri olduğunu, işyerinde hiçbir şekilde çalışmadığını, davacının ailesi ile sürekli problem yaşayan birisi olduğunu, ailesel sorunlarını davacının eşi ve davalı ile paylaştığını, davalı ve eşinin bu problemleri çözmeye çalıştığını, davacının nişanlanma sürecinde nişanlısına davalı ve eşini anne ve baba yarısı gibi tanıttığını, davacının nişanlısından ayrıldığı için davalıya ve eşine düşman olduğunu husumet ve isnatlarda bulunduğunu, davacını sık sık rahatsızlığı nedeniyle hastaneye giden birisi olduğunu, davacının hastane kontrollerine gittiğinde sigortalı olmadığını anlaması gerektiğini, hastaneye gittiğinde gerçekte çalışmadığından sigortasının olmadığını bildiğini hiçbir itiraz ileri sürmediğini, davacının ortaokul mezunu olduğunu satış elamanı olduğuna dair herhangi yeterlilik belgesi bulunmadığını, davalının hafta sonlarını şehir dışında geçirdiğini, bayramlarda dükkanını açmadığını, ayrıca kuyumculuk işinin fazla mesai gerektiren bir iş olmadığını, yaz ayları dışında ilçede sarafflık adına pek iş olmadığını, davacının beyanlarının gerçek olmadığı ve beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/302 esas 2017/92 karar sayılı dosyasında 03/03/2016 tarihli beyanında "... Ben ...'a ait işyerinde çalışmıyordum. ... benim çok samimi konuştuğum bir ablamdır. Turgut Özal parkında bulunan hediyelik eşya dükkanına sıklıkla giderdim...", 27/09/2016 tarihli ifadesinde ise "ben M.Yalvaç'ın yanında yaklaşık 7 yıl çalıştım. Önce sarraf dükkanında daha sonra hediyelik eşya dükkanında çalıştım..." şeklinde beyan ettiğini, açıklanan nedenler ve resen dikkate alınacak hususlara göre açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi kararında özetle; "davacının davasının reddine..." karar verdiği görülmüştür.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Yalvaç Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi 2020/444 Esas, 2021/322 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10./5510 sk 86 maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Öte yandan 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde; “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde Yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasa'nın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltilmesi gerekir.
Eldeki davada, davalı işyerinden adına bildirim bulunmayan davacı isticvabında 2012 yılının mayıs ayında 2015 yılının temmuz ayının 15'ine kadar davalının eşinin yanında çalıştığını beyan etmiş olması karşısında, davacının çalışmasının 2 dönem halinde geçmesi nedeniyle davaya dahil edilmeli bu dönem yönünden HMK 124. madde gereğince davalının eşine husumet yöneltilerek davaya dahil edilmeli, gösterecekleri deliller toplanarak değerlendirilmeli,her iki dönem yönünden yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli olmadığından araştırma genişletilmeli,dinlenmeyen komşu işyeri tanıkları tespit edilerek dinlenmeli oluştuğu takdirde tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, davacının tanık olarak ifadesinin alındığı ceza davasındaki beyanı da gözetilerek tüm deliller değerlendirilerek , elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.