
Esas No: 2022/94
Karar No: 2022/5957
Karar Tarihi: 20.04.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/94 Esas 2022/5957 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2022/94 E. , 2022/5957 K."İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
No : 2021/1692-2021/1806
İlk Derece
Mahkemesi :Bitlis Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :2018/284-2020/110
Dava, Kurumca kesilen maluliyet aylığının tekrar bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsili, Kurum’a borçlu olmadığının tespiti ve aksi Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının mide kanseri sonucu midesini aldırıp uzun süre kemoterapi görmek zorunda kaldığını, tedavisinin de halen devam ettiğini, davacının yakalanmış olduğu hastalık sonucu %80 çalışma gücü kaybının oluştuğunu, bu maluliyet oranı nedeniyle malulen emekli edilip maaş bağlandığını, Atatürk Üniversitesi Sağlık Araştırma Uygulama Merkezi Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 23.09.2014 tarihli rapor sonucu Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmemiş olduğundan bahisle malulen sayılmayacağı yönünde karar verilip aylığının 2014 yılının onikinci ayından itibaren kesildiğini, 2014 yılının 09-10-11. ayları arasında yersiz ödeme yapıldığı gerekçesi ile bu tarihlerde yapılan ödemelerin iadesinin istendiğini belirterek kesilen aylığın tedbir yolu ile yeniden bağlanmasını, ödenmeyen aylığın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davalı kuruma borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, yetkili mahkemenin Ankara ve işlemi yapan yer Bitlis Mahkemeleri olduğunu, dava açılmadan önce kuruma müracaat edilmesi gerekirken bu şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının kontrol muayenesinde iş gücünün % 60'ını kaybetmediğinin tespit edilmesi üzerine davacının malulen emekliliğinin iptal edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili, müteveffanın mide kanseri nedeniyle midesini aldırdığını ve ağır tedaviler gördüğünü, çalışma gücünün olmasının mümkün olmadığını, alınan raporlarda çalışma gücünün % 80’ini kaybettiğinin belirtildiğini, Adli Tıp raporunun da yetersiz inceleme ile hazırlandığını, ayrıca bu raporda 27/06/2016 tarihinden itibaren yeniden çalışma gücünün % 60’ını kaybettiğinin belirtildiğini, bu nedenle en azından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada; davacılar murisi ...’e 17.11.2011 tarihli sağlık raporuna istinaden meslekte çalışma gücünü %60 oranında kaybettiğinden Kurum tarafından maluliyet aylığı bağlandığı, 2014 Eylülde kontrol muayenesi sonucunda, %60 oranında çalışma gücü kaybı olmadığı gerekçesiyle bağlanan aylığın durdurulduğu, davacı murisinin yapmış olduğu itiraz neticesinde, Yüksek Sağlık Kurulu’nun 19.12.2014 tarihli karar ile aynı şekilde karar verilmesi üzerine davacıya ödenen 2014, eylül,ekim ve kasım aylıkların borç kaydedilerek davacı murisinden istendiği ve davacı murisi tarafından iş bu davanın; 12.03.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi’nin 03.04.2017 tarihli ve Adli tıp 2. Üst Kurul’un 25.06.2019 tarihli kararında ve çelişkinin giderilmesi için alınan Adli tıp 2. Üst Kurul’un 28.11.2019 tarihli raporunda; davacılar murisinin, 22.09.2014 tarihinden itibaren 18 ay süre ile beden çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmiş olduğundan malul sayılması gerektiği, 03.02.2015 tarihinden 27.06.2016 tarihine kadar çalışma gücünün %60'ını nüks ve metastaz olmaması nedeniyle çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmediği, 27.06.2016 tarihinden itibaren çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmiş olduğundan malul sayılması gerektiğine dair görüş sunulmuştur. Yargılama aşamasında 24.01.2018 tarihinde davacı ...’in vefatı üzerine yargılamaya davacının mirasçılarının devam ettiği, Mahkemece ise; her ne kadar davacının 27.06.2016 tarihinden sonra tekrar çalışma gücünü en az %60 oranında kaybettiği yönünde görüş bildirilmiş ise de işbu davanın 31.08.2015 tarihinde açılmış olması, davacının aylık bağlanması talebinin davadan sonra meydana gelen bir nedene dayanmasından ötürü ayrı bir dava ile ileri sürülmesi gerektiğinden ötürü davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanakları; 5510 sayılı Yasa'nın 25. ve 26. maddesidir. Anılan madde; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun’un 26’ncı maddesinde ise; “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;
a)25 inci maddeye göre malûl sayılması,
b)En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,
c)Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü getirilerek, “malullük aylığı” bağlanma şartları düzenlenmiştir.
Dava açıldığı tarih itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlığını taşıyan 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulmalı, kuşkusuz, yargılama aşamasında maluliyet aylığı bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderleri buna göre değerlendirilmelidir.
Mahkemece; 22.09.2014- 27.06.2016 tarihleri arasında % 60 çalışma gücü kaybı oluşmadığı ancak 27.06.2016 ile davacılar murisinin ölüm tarihi olan 24.01.2018 arasında %60 çalışma gücünün kaybı olduğu gözetilip bu çerçevede irdeleme yapılması gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6 Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.