19. Hukuk Dairesi 2016/12013 E. , 2017/8095 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl ve birleşen davacı vekili, taraflar arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında oluşan alacakların tahsili amacıyla başlatılan takiplerin davalının itirazları üzerine durduğunu ileri sürerek itirazların iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davalı vekili, taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davacının ürünlerini pazarladığını, satılamayan ürünlerin davacıya iade edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve yapılan yargılamaya göre, taraflar arasında ürün satışına ilişkin ticari ilişki olduğu, davacının davalı tarafından talep edilen ürünleri fatura düzenlemek suretiyle davalıya teslim ettiği, davalının bu ürünleri ticari defterlerine mal alımı olarak kayıt ettiği gibi vergi dairesine de mal alımı olarak beyan ettiği, davalının ticari defterine göre davalının 931.345,99 TL alacaklı olduğu, bu miktara yönelik davalı itirazının iptali gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabülüne, alacak likit olduğundan kabul edilen alacağın %20"si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen alacağın %20"si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2015 yılı için 2.080 TL’dir.
Asıl ve birleşen davacı vekilinin temyize konu ettiği miktarın 1.683 TL olması nedeniyle 01/04/2015 tarihli karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacı vekilinin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Asıl ve birleşen davalı vekilinin temyizine gelince;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerindendir. Davacı tarafından alacağın davalıdan tahsili amacıyla 3 ayrı icra takibi yapılmıştır. Her bir icra takibindeki alacağın takip tarihi itibariyle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu her bir icra takibini takip tarihi itibariyle irdelememiş, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden giderek tüm toplam alacak-borç ilişkisini değerlendirmiştir. Bu şekilde düzenlenen rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
... 1. İcra Müdürlüğünün 2012/10597 Esas sayılı takip dosyasında davacı alacaklı cari hesap alacağı ve ayrıca vade farkı alacağına ilişkin 2 ayrı kalemden dolayı alacak isteminde bulunmuş, 16.03.2015 tarihli dilekçesinde ise davacı vekili faturaların vade farkı faturası olmadığını beyan etmiştir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan mahkemece bu icra takip dosyasındaki alacak ile ilgili olarak davacı vekilinin de beyanı dikkate alınarak vade farkı alacağını isteyip isteyemeyeceğinin değerlendirilmesi ve diğer takip dosyaları ile ilgili olarak da her icra dosyasındaki alacağın takip tarihi itibariyle bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Kabule göre de, davacının ticari defterlerindeki alacak miktarı 839.446,30 TL olarak belirtilmiş olup bu kaydın davacının aleyhine delil teşkil etmesi nedeniyle davacı alacaklının ancak bu miktardaki alacak isteminde bulunabileceğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir. .
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.