(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2017/8509 E. , 2020/1456 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; 26/5/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilleri adına tapuda kayıtlı bulunan ... ilçesi, ... köyü 397 parsel sayılı taşınmazın Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu müvekkilleri adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman olarak tesciline karar verildiğini, müvekkillerinin tapu kaydının iptalinden doğan zararları ile birlikte tapu iptali ve tescil davasında maliklere yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıların TMK"nın 1007. maddesi uyarınca davalılardan tazmini gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL tazminatın tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle, tapu iptal ve tescil davasında yapılan tüm yargılama giderlerinin ise ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili, 21/12/2016 günlü ıslah dilekçesi ile istemini arttırarak 57.751,78 TL tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ... Yönetimi vekili; kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, Hazine vekili ise TMK"nın 1007. maddesine göre tazmini gereken bir zarar bulunmadığı ve davanın zamanında açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; Orman Yönetimine yönelik davanın husumet yokluğu sebebiyle, ... dışındaki davacıların istemlerinin subut bulmaması sebebiyle, yine tescil davasındaki yargılama giderlerine yönelik istemin de subut bulmaması sebebiyle reddine, davacı ..."ün isteminin kabulüne, 34.869,12 TL tazminatın Hazineden dava gününden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte alınarak adı geçen davacıya ödenmesine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince ise;
I-Davacıların ve davalı Hazinenin aşağıdaki bentte gösterilenler dışındaki sair istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddine,
II-Davacıların faizin başlangıç tarihine ve ... dışındaki davacıların da zararlarının giderilmesi gerektiğine, davalı Hazinenin ise tazminatın miktar ve kapsamına ilişkin istinaf itirazlarının esastan kabulüne, kararın kaldırılmasına ve hükmün HMK"nın 353/1-b/2 madde ve bendi uyarınca aşağıda gösterilen şekilde yeniden oluşturulmasına,
III-1-a) Orman Yönetimine yönelik davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine,
2-a) Hazineye yönelik arazi bedelinin tazmini isteminin kısmen kabulüne ve 55.164,63TL tazminatın 04/07/2005 gününden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte Hazineden alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3)Tescil davasındaki yargılama harç ve giderlerine ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, davacılar vekilince ise katılma yoluyla temyiz edilmiştir.
Dava TMK"nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, tazminata konu ... köyü 397 parselin 1956 yılında yapılan arazi kadastrosundan 7880 m2 yüzölçümü ve tarla niteliğiyle Orhan Erken ve arkadaşları adına tapuya dayalı şekilde tespit edildiği, davacılardan ..."ün taşınmazın 32/64 hissesini 27.06.2001 yılında satın alma ile edinerek adına tapuda tescil edildiği, yörede 2002 yılında orman tahdit çalışmalarının yapılması üzerine Orman Yönetimi tarafından tapu maliklerine açılan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/296 E.- 2005/59 K. sayılı kararıyla taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kalması nedeniyle taşınmazın malikleri adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescline karar verildiği, bu hükmün 04/07/2005 tarihinde kesinleşmesi üzerine, 397 parselin tapuya orman niteliğiyle 2006 yılında tescil edildiği, yörede 2014 yılında 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastro çalışmasında 397 parselin yüzölçümünün 7443,55 m2 olarak tespit ve tescil edildiği, eldeki davanın ise bir kısım tapu maliklerince 26.5.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır. Zararın meydana geldiği tarihe göre de tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Değerlendirme tarihi itibariyle taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
Somut olaya gelince; ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de; tapu kütüğünün gerçek kişi adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların gerçek zararının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, yerel mahkemenin aksine, tüm davacıların 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca zararının oluştuğu ve tazmini gerektiği yönündeki kabulünde ve değerlendirme tarihi olarak taşınmazın tapu kayıtlarının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihin alınmasında, arazi niteliğindeki taşınmaz için net gelir metodu yöntemi ile değer belirlenmesinde ve ödendiği ispat edilemeyen tapu iptal ve tescil davasındaki yargılama giderleri yönünden talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunamadığından taraf vekillerinin bu hususlara ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak tazminata konu taşınmazın üzerinde kendiliğinden yetişen orman ağaçlarının değerinin taşınmaz değerine eklenemeyeceği düşünülmeden, üstelik davacı vekilince ıslah dilekçesinde, taşınmaz üzerindeki muhdesat bedelinin ıslaha dahil etmediklerini bildirdikleri halde muhdesat bedelinin de taşınmaz değerine eklenmesi suretiyle talepten fazlasına hükmedilmesi, yine taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihte yüzölçümünün 7880 m2 iken, daha sonra 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yenileme kadastrosu ile belirlenen ve azalan yüzölçümüne göre değerin belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçelerle davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK"nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde iadesine 02.06.2020 günü oy birliğiyle karar verildi.