Abaküs Yazılım
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/12207
Karar No: 2018/771
Karar Tarihi: 05.02.2018

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/12207 Esas 2018/771 Karar Sayılı İlamı

11. Hukuk Dairesi         2016/12207 E.  ,  2018/771 K.

    "İçtihat Metni"

    ....
    Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2015 tarih ve 2013/359-2015/507 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekilinin 31.07.1996 tarihinde ... Yayıncılık ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürlüğüne seçildiğini, en son 27.02.1998 tarihinde yapılan tescile göre şirket ortaklarının Hatice Duman ve Halime Kurt olduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketin 01/2011-12/2011 dönemine ait vergi borcunun tamamını şirket adına ve şirket müdürü olarak ödediğini, buna ilişkin rücu alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalıya ait hisse oranının tespiti ile davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin davalı hissesine tekabül eden miktar üzerinden devamını, davalı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, müvekkilinin şirkette %10 hissesi bulunduğunu, vergi borcunun davacının kusurundan kaynaklandığını ve dava dışı şirketin sorumlu olduğunu, davacının da şirketin müdürü olarak doğrudan sorumlu olduğunu, borcun içeriği ve hangi döneme ait olduğunun belli olmadığını, ödemenin şirket adına yapıldığını savunarak davanın reddini, davalı aleyhine % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... Yayıncılık ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti’nde şirket müdürü olduğu, şirketin %10 hissesinin davalıya, %90 hissesinin ise dava dışı Hatice Duman"a ait olduğu, şirketin vergi borçlarının davacı tarafından ödendiği ve ödenen bu miktarın tarafına iadesi için yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğu, davacının şirket müdürü olması nedeniyle ödediği şirketin vergi borcundan şirket ortaklarının hisseleri nispetinde sorumlu oldukları, davacının şirket müdürü olarak ödediği bu miktarı hissesi oranında davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabülü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 3.857,07 TL asıl alacak ve 636,41 TL işlemiş faiz için devamına, fazlaya ilişkin talebin ve alacak belirli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
    Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
    Dava, davadışı limited şirketin kamu borcunu kendi mamelekinden ödediğini ileri süren davacı kanuni temsilcinin (ortak olmayan şirket müdürü), ödediği tutarın rücuen tahsili için davalı şirket ortağı aleyhine giriştiği icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
    .../...




    Davacı yan, yapılan vergi ödemelerinin, 6183 sayılı Kanun"un 35. maddesinde düzenlenen yasal temsilcinin sorumluluğu hükmüne dayalı olarak, şirketin mal varlığı bulunmadığı için kendi mamelekinden yapıldığını ileri sürmekte, davalı şirket ortağı ise anılan yasa maddesi koşullarının bulunmadığını, ödemenin şirket tarafından yapıldığını, aksi olsa bile davacının kendisine rücu olanağının bulunmadığını savunmaktadır.
    Bu durumda, davanın, iddia ve savunmanın açıklanan niteliği ve ileri sürülüş biçimleri gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü için, Vergi Usul Kanunu"nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Kanun"un 35 ve Mükerrer 35. maddelerinde va"zedilmiş hükümler ile varolduğu ileri sürülen rücu hakkının doğum tarihi, bir başka söyleyişle, davacı yanca yapıldığı iddia olunan ödemelerin tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK"nin 141 vd. maddelerinde yer alan yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
    213 sayılı Vergi Usul Kanunu"nun 10. maddesi uyarınca, şirketin tahakkuk etmiş vergi borçlarının ödenmesinden kanuni temsilcilerin sorumlu olduğunu, bu ödevin yerine getirilmemesi halinde borcun kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsil edileceğini, bu durumda kanuni temsilcinin asıl vergi yükümlüsü olan şirkete rücu hakkının bulunduğuna işaret etmektedir.
    6183 sayılı Kanun"un 35. maddesinde, limited şirketin kamuya olan borçlarının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hallerinde, bu borçtan şirket ortaklarının hisse oranlarına göre doğrudan ve müteselsil sorumlu olacakları; aynı kanunun Mükerrer 35. maddesinde ise aynı koşulların varlığı halinde kamu borcunun kanuni temsilcilerin kişisel mal varlığından tahsil edileceği, kamu alacağı kendisinden tahsil olunan kanuni temsilcinin yaptığı ödemeyi tüzel kişiliğe rücu edebileceği hükmü yer almaktadır.
    Bu durumda, ispat yükü üzerinde olan davacı yan, öncelikle, şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla Vergi Usul Kanunu"nun 10. ve 6183 sayılı Yasa"nın 35. maddesi dairesinde davadışı şirkete ait vergi borcunun şirketten tahsili imkanı bulunmaması nedeniyle şirketin yasal temsilcisi sıfatıyla kendisinden, bir diğer söyleyişle, kendi mamelekinden tahsili cihetine gidildiğini ve ödeme yapmak suretiyle şirket ortaklarına karşı rücu hakkının doğduğunu yasal olarak kanıtlamakla yükümlüdür.
    Davacı yanca bu yolda ibraz olunan kanıtlar ve mahkemece yapılan araştırma çerçevesinde, davadışı limited şirkete ait sicil kayıtlarından, davacının şirket ortaklar kurulunun 31.07.1996 tarihli kararı uyarınca dışardan şirket müdürlüğüne getirildiği, keza şirketin sermayesinin 500.000.000 TL olup davalı ..."un 50.000.000 TL sermaye payına sahip olmakla şirketin 1/10 oranında ortağı olduğu, diğer payın ise davadışı Hatice Duman"a ait olduğu anlaşılmaktadır.
    Diğer yandan, yine sicil kayıtları uyarınca, davadışı limited şirketin 6102 sayılı TTK"nin Geçici 7. maddesi uyarınca 31.07.2013 tarihinde re"sen sicilden terkin edilmiş olduğu görülmektedir.
    Öte yandan, dosyada mevcut vergi dairesi kayıtlarından, ödenen vergi borçlarının 1997-1998-1999 yıllarına ait ödenmeyen KDV, stopaj ve kurumlar vergisi ile 2004 yılına ilişkin usulsüzlük cezası kalemlerinden oluştuğu, bu dönemde davacının şirketin kanuni temsilcisi olduğu, davacı tarafından 15.04.2011 tarihinde ilgili vergi dairesine yapılan başvuru üzerine, söz konusu vergi borç ve cezasının yasanın tanıdığı olanak çerçevesinde yapılandırıldığı, toplam 37.662,91 TL tutarındaki vergi borcunun 15.04.2011 ve 20.04.2011 tarihlerinde iki ayrı dekont ile ilgili vergi dairesine ödendiği, dekontlarda ödemeyi vergi yükümlüsü adına davacının yaptığına ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Kamu alacağı niteliğindeki vergi borcunun limited şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halleriyle sınırlı olarak, bu borç bakımından, yukarıda açıklanan 6183 sayılı Kanun"un 35. ve Mükerrer 35. maddeleri çerçevesinde, şirket kanuni temsilcisi ile şirket ortakları, ortağın kamu alacaklısına sorumlu olduğu miktar (sermaye payına isabet eden tutar)
    .../...






    üzerinden, 818 sayılı Kanun"un 141/2. maddesi (.....) ve TTK"nin 7. maddesi uyarınca kanundan kaynaklanan nedenlerle ilgili kamu idaresine karşı müteselsil borçlu durumundadırlar. Bu durumda, anılan yasal koşulların varlığının kanıtlanması halinde, müteselsil borçlulardan biri tarafından (kendi malvarlığından) yapılan ödeme nedeniyle bu borçlu tarafından 818 sayılı Kanun"un 146 ve 147. maddeleri gereğince, diğer borçlulara rücu imkanı ortaya çıkabilecektir. Ödemenin kanuni temsilci tarafından yapılması halinde ise, 6183 sayılı Kanun"un Mükerrer 35. maddesi ile 818 sayılı BK"nin 147/2. maddesi uyarınca, kanuni temsilcinin öncelikle şirkete rücuda bulunması gerektiği, ancak sonuç alamaması durumunda şirket ortaklarına rücu hakkını kullanabileceği, aksi takdirde ise fiilinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olacağı açıktır.
    Mahkemece, davanın kabulü için yukarıda açıklanan yasal ve gerektirici nedenler üzerinde durularak mevcut delil durumu da değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varılması gerekirken, belirtilen hususlar üzerinde durulmaksızın bilirkişinin yetersiz raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı yanın temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı yan vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











    ....

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi