10. Hukuk Dairesi 2018/6103 E. , 2020/896 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücûan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde; davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacı Alman İhtiyarlık Sigorta Mercinin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. vekilleri ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlık, Alman İhtiyarlık Sigorta Merciinin Türkiye’de trafik kazası geçiren sigortalıya yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tahsili için rücuen tazminat davası açma konusunda aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı ve rücu edilebilecek sosyal sigorta yardımının kapsamının belirlenmesine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’nin 50. maddesinde yer alan "(1) Akit taraflardan birinin mevzuatına göre, diğer akit taraf ülkesinde olan bir sigorta vakası dolayısı ile yardıma hak kazanan bir kimse diğer akit taraf nizamlarına göre üçüncü bir şahıstan zararın tazminini istemek hakkına sahip ise, bu hak, ilgili mevzuat dairesinde, yardımı yapacak olan akit tarafın Sosyal Sigorta Merciine intikal eder. (2) Akit taraflardan birinin Sosyal Sigorta Mercii üçüncü bir şahıstan doğrudan doğruya bir tazminat istemek hakkına sahip ise, diğer akit taraf bu hakkı tanır." hükmü uyarınca Alman sigorta merciinin aktif dava ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır.
Rücû hakkınının kapsamı ise, Türk Hukukuna göre belirlenecektir. Ancak davanın yasal dayanağının belirlenemediği, zira kazalanan sigoralının sigortalılık niteliğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, kazalanan sigortalının, Alman Yasal Emeklilik Sigortası Hakkında Yasasının (6. Kitap) 1. maddesi kapsamında bir hizmet akdine tabi olarak mı çalıştığı, yoksa 2. maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına mı çalıştığının ortaya konulması, buna göre, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanunun 39. maddesi mi, yoksa 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi mi olduğunun belirlenmesidir. Davanın yasal dayanağının, "Kasdı veya suç sayılır hareketi ile sigortalının, eşinin veya çocuğunun hastalanmasına sebep olan kimseye, bu kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderler tazmin ettirilir." şeklindeki 506 sayılı Kanunun 39. maddesi olduğu sonucuna varılması halinde, ancak hastalık sigortasından yapılan sosyal sigorta yardımlarının rücû edilmesinin mümkün bulunduğunun gözetilmesi gerekir.
Dosya kapsamındaki kayıt belgelerden; Alman Emeklilik Sigortası sigortalısı olan ..."ın tatil için geldiği sırada 27.07.2005 tarihinde ülkemizde trafik kazası neticesinde yaralandığı, alkollü olan davalı ..."ün kazalının yolcu olarak bulunduğu taksinin şeridine girmesi sebebiyle dosyadan temin edilen kusur raporunda % 100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, Alman Emeklilik Sigortası tarafından geçiş parası, hastaneye yatarak oluşan tedavi giderleri, emeklilik sigortasına katılım payı, rehabilitasyon bedeli gibi alacakların temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faiziyle birlikte Kurum zararı olarak talep edildiği, mahkemece reeskont faizi ile birlikte davalılardan sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında Türk Sosyal Güvenlik Hukukuna göre davanın yasal dayanağı tespit edilerek, talep edilen alacakların Türk Sosyal Güvenlik Hukuku kapsamında rucuan talep edilebilir alacaklar olup olmadığı belirlenmeli, 6111 sayılı Kanunun geçici 1.maddesi kapsamında irdeleme yapılmalı, davalılar ..., ... Sigorta A.Ş."nin ödemeye dayalı savunmaları gözetilmeli, faize hükmedilmesi noktasında uygulanacak olan Türk hukuku ve Türk hukukuna göre rucuan talep edilen alacakların niteliği gözetilmeli, tarafların kusur durumu da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
O hâlde, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. vekilleri ile ..."ün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 10/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.