6. Ceza Dairesi 2014/2353 E. , 2017/1770 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma suçundaki değişiklikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında “ kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi esas alınmıştır. Dolayısıyla gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Bunun istisnaları “suçların içtimaı” bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı ceza hükmedilecektir. 5237 sayılı suçların içtimaı bölümünde TCK. 42. (bileşik suç), TCK.43. (zincirleme suç) ve TCK.44. (fikri içtima) maddelerine yer verilmiştir. Farklı neviden içtima 5237 sayılı kanunun 44.maddesinde düzenlenmiştir.
Kanun koyucu işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüştür. Bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Bu bağlamda “tek fiil” veya “bir fiil” den ne anlaşılması gerektiğinin değerlendirilmesi gerekir. Doğal anlamda her beden hareketi ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de; hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, hareketlerin, hukuki
nedenlerden dolayı değerlendirilmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Yani fiil ve hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliği ifade etmektedir.
Bir kısım suçların işlenmesinde doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki “tek bir fiil” oluşturmaktadır.5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerinde yer alan fikri içtima kuralı şartların varlığı halinde kural olarak her suç için uygulanabilir. İstisnalar ayrıktır.
5237 sayılı TCK"nın altı fıkra halinde düzenlenen "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası; "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur" şeklinde olup, maddenin birinci fıkrasında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında ise, suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi nitelikli hal olarak kaleme alınmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında, suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında, cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Yağma suçu 5237 sayılı TCK’nın 148-150. maddelerinde düzenlenmiştir. Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur.
5237 sayılı TCK’nın 148. maddesinin 1. fıkrasında suçun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3.fıkrasında cebir karinesine yer verip, aynı kanunun 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla yağma suçu işlenmesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
765 sayılı TCK’nunda “gasp” olarak adlandırılan yağma 495,496,497,498 ve 499. maddelerinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK’nın 499.maddesinde “Her kim, para veya eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet almak için bir kimseyi hapseder yahut dağa veya tenha bir mahalle kaldırırsa, maksadına nail olmamış ise onbeş seneden yirmi seneye kadar; maksadına nail olmuş ise cezanın yukarı haddine hükmolunacağı” belirtilmiştir.765 sayılı TCK’nın 499.maddesindeki suç tipi 5237 sayılı TCK’da düzenlenmemiştir. Hal böyle olunca,765 sayılı TCK’nın 499. maddesinde anlamını bulan suç teşkil eden haksız bir fiil 5237 sayılı Yasa döneminde işlendiğinde suç teşkil eden eylem yağma ve hürriyeti tahdit olarak ele alınacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
I-Olay günü sabah saatlerinde sanık ..."nin yanında arkadaşı diğer sanık ... ile beraber otele gelip müşteki ... ve mağdur ..."u araçla “hayvan alımına daha sonra gideriz” diyerek evlerine götürdüğü, bir süre sonra da burada müştekiden borcunu ödemesini istediği, "parayı ödemezsen buradan çıkış yok, öldürürüz" şeklinde tehdit ederek müşteki ve mağduru zorla alıkoydukları, tehditler nedeniyle müştekinin 60 adet küçükbaş hayvanı sanıklara teslimini kabul etmek zorunda kaldığı,hayvanların teslimi halinde sanıkların müşteki ve mağduru serbest bırakmayı kabul ettikleri ve suça konu hayvanların teslimini sağladıktan sonra mağdurları araçla otobüs terminaline götürüp serbest bıraktıklarının anlaşılması karşısında, 765 sayılı TCK’nın 308.maddesindeki düzenlemeye 5237 sayılı Yasa da yer verilmemiş olup 5237 sayılı TCK’nın 150/1.maddesi de bu anlamda ele alınamayacağı dikkate alındığında, hukuki alacağın tahsili amacıyla hareket ile müştekiyi tehdit ederek; ayrıca müşteki ve mağdurun dolaşım özgürlüğünü sınırlayan sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 109.maddesindeki hürriyeti tahdit suçu ile aynı kanunun 150/1. maddesinde öngörülen yağmanın daha az cezayı gerektiren halini ayrı ayrı oluşturduğu dikkate alınmadan 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralına farklı anlam yükleyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, mağdur sayısınca oluştuğu halde TCK"nın 43. maddesi ile uygulama yapılması,
2-Sanıkların, müşteki ... ve mağdur ...’un şahıslarına zarar vermeksizin serbest bıraktıklarının anlaşılması karşısında; haklarında 5237 sayılı TCK"nın 110.maddesinin uygulanmaması,
3-Sanıkların hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar TCK"nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; ancak, TCK"nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK"nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluklarının sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi"nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK"nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan”ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, 23.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.