12. Ceza Dairesi 2017/6316 E. , 2019/2057 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme, hakaret, ölümle tehdit
Hüküm : Taksirle öldürme suçundan-TCK"nın 85/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Hakaret suçu yönünden- TCK"nın 125/1, 53, 58/6-7. maddeleri gereğince mahkumiyet
Tehdit suçu yönünden- TCK"nın 106/1-1. cümle, 53, 58/6-7. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme, hakaret ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; Sanık ..."ın katılan ..."ın kardeşi olduğu, ..."ın da ölen ..."ın eşi olduğu, 03.06.2014 günü saat 21:00 sıralarında sanığın katılan ve eşine ait eve geldiği, aç olduğunu söyleyerek para verip tanık ...."ya yumurta aldırdığı, ...."nın yumurtayı pişirdikten sonra annesi olan katılandan izin alarak dışarıya gittiği, ...."nın geç gelmesi üzerine katılanın ...."ya kızdığı, bunun üzerine sanığın katılana hitaben"" orospu, kahpe, seni öldürürüm, bu kız çalışırken farklı, gezmeye gidince farklı davranıyorsun"" şeklinde tehdit ve hakarette bulunduğu, devamında da yaralama amaçlı katılanın üzerine yürüdüğü, sanığın eşinin üzerine yürüdüğünü gören ..."ın yerinden kalkıp sanığın arkasından müdahalede bulunduğu sırada dengesini kaybederek sanıkla birlikte yere düştükleri, yerde boğuşma esnasında ..."ın sehpadan uzanarak aldığı vazoyla sanığa vurmaya çalıştığı, sanığın ..."ın elinden vazoyu çekip aldığı sırada vazonun sanığın kafasına çarpması sonucu sanığın yaralandığı, kafası kanayan sanığın yerden kalkıp katılana hitaben"" orospu, kahpe, seni çıktığın yere sokacağım, seni yaşatmayacağım, seni öldüreceğim"" şeklinde tehdit ve hakaretlerde bulunarak evi terk ettiği, sanığın evden ayrılması üzerine, yerde hareketsiz kalan ... için katılan ve tanıkların 112" yi aradıkları, yapılan tüm müdahalelere rağmen ..."ın yaşamını yitirdiği olayda,
Ölene ait Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 02.07.2014 tarihli dış muayenesinde “ sol kaş içinde 1 mmlik sol kaş lateralinde 0.2cmlik yüzeysel sıyrık olduğu, sol diz iç yüzünde 5x2.5cmlik soluk yeşil renkli ekimoz olduğu, cesette herhangi bir kesici delici alet yarası, ateşli silah yarası, başkaca künt tramva ve telem izi gözlenmediğinin belirtildiği, İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu 27.08.2014 tarihli raporunda “....Otopsisinde kişinin vücudunda dış muayenede sol kaş lateralinde 0.2 cm"lik yüzeysel sıyrık olduğu, sol diz iç yüzünde 5x2.5 cm"lik soluk yeşil renkli ekimoz haricinde travmatik değişim tanımlanmadığı, iç muayenesinde kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, beyin kanaması, iç organ ve büyük damar lezyonu tarif edilmediğine göre kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, tespit edilen travmatik lezyonların lokalizasyonu, özellikleri ve ağırlıkları itibarı ile kendiliğinden kontrolsüz bir şekilde düşerek ve/veya düşürülmesi sureti ile vücudunu sert ve künt bir zemine çarpması ile olunabileceği gibi sert ve künt bir cismin direk havalesi ile de oluşabileceği bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı, kasten yaralama olarak kabulü halinde TCK 5237 sayılı kanunun 86-87. maddeleri kapsamında yapılan değerlendirmeye göre yaralanmasının; basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı, olayın meydana geliş şekli ve otopsisinde tespit edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde kronik kalp damar hastalığı bulunan kişide ölümün maruz kaldığı tartışma olayının efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğu, maruz kaldığı olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağının bulunduğunun belirtilmiş olması ve olayın sanık ile ölenin yerde boğuşması sırasında gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin suçun sübutuna, beraatine karar verilmesi ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2- Tehdit ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmesi karşısında sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, hakaret suçu yönünden ise suç tarihinde 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesine göre "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenleme nedeniyle engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suç yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, TCK"nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile değişik CMK"nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun"un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK"nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.