12. Ceza Dairesi 2018/8047 E. , 2019/2056 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK" nın 81/1, 21/2, 53/1-2-3, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Kasten öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından duruşma talebi olmaksızın temyiz edilmekle, 08.02.2019 tarihinde yapılan duruşmada, sanık müdafi “bozma sonrası mahkemenin gerekçeli kararın hüküm fıkrası 1. maddesinde sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği anlaşıldığından” kanaatine ulaşmasına rağmen ceza tayininin TCK"nın 81/1 ve 21/2. maddesi gereği olası kasttan yapıldığına, suçun nitelendirmesi ve verilen cezanın farklı olduğuna, olayın taksirle işlendiğine, sanığın maktule ait telefonu büfeye bıraktığına, kazaya konu aracın sanığın babası tarafından yıkatıldığına, olay sonrası evin bahçesine park edildiğine, delilleri yok etme amacının bulunmadığına, sanığın samimi ikrarda bulunduğuna, pişman olduğuna, sabıka kayıtları gözetilerek hakkında TCK"nın 62. maddesinin uygulanmamasının hakkaniyet uygun olmadığına, ayrıca denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlemediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ilamları yönünden bildirimde bulunulmasının da kanuna aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazları ile dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın eylemi olası kast ile işlediği kabul edilmesine karşın, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm kısmında bilinçli taksirle işlendiğinin belirtilmesi, ancak uygulamanın olası kasta ilişkin TCK"nın 21/2. maddesi uyarınca yapılması, yazım hatası kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin eksik inceleme yapıldığına, olası kast koşullarının oluşmadığında, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 14/02/2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
14.02.2019 tarihinde verilen iş bu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı .... huzurunda, duruşmada sanığın savunmasını yapmış bulunan Av. ...’in huzurunda 14.02.2019 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık ..."ın olay günü saat 16:00 sıralarında uyuşturucu madde temin etmek amacı ile babasına ait .... plaka sayılı Mitsubishi Canter marka arkası kapalı araçla .... Mahallesi .... su çeşmesi civarına uyuşturucu almaya gittiği, orada yanına yaklaşan ölen ..."e uyuşturucu olup olmadığını sorduğu, ölenin de uyuşturucu olduğunu söyleyip sanık ...’e eroin sattığı, ölenin birlikte uyuşturucu içmek istediğini belirterek sanığın aracına bindiği, .... Mahallesi arka tarafında bulunan .... su arıtma tesisinin olduğu cadde üzerine gidip, burada araç içinde uyuşturucu madde kullandıkları, burada yaklaşık 30-35 dakika kaldıkları, uyuşturucu aldıkları sırada karşı yoldan beyaz renkli Ford Connect marka bir aracın geldiğini görünce gelen aracı sanığın polis aracı olarak değerlendirerek yakalanmamak için kaçmak istediği, bu esnada ölenin de araçtan aşağıya inerek aracın arka tarafına geçtiği, sanık ... ölen ...’ın ayrıldığını düşünerek aracı çalıştırıp hızlı bir şekilde olay yerinden kaçtığı sırada ölen ...’ın aracın sağ kapısını açarak binmek istediği sırada yere düştüğü, sanık ...’in olay yerinden hızla uzaklaştığı ve bilahare Hasan’ın öldüğünü öğrendiği olayda;
Sanık ...’in ölen ...’ın düştüğünü görmesine rağmen aracı durdurmayarak arka tekerleğin ölenin üzerinden geçmesine ve ölümüne neden olan olayda, sanığın kullandığı aracın otomobil gibi hızlı hareket edebilen bir araç olması ve 15-20 metrelik mesafede ciddi anlamda hızlanabilecek bir araç olduğu düşünüldüğünde aracın arka tekerlerinin üzerinden geçmesini engelleyecek bir fren mesafesinin ve düşünme süresinin bulunmasının imkansız olduğu, dolayısıyla sanığın olursa olsun şeklinde hareket etmesi söz konusu değildir. Sanığın tekerin ölenin üzerinden geçtiğini bildiği halde eylemine devam etmesi söz konusu değildir. Sanığın eylemi taksirli bir eylemdir. Sanığın bu halde 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğini düşünmekteyim, çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.