
Esas No: 2016/12777
Karar No: 2018/641
Karar Tarihi: 24.01.2018
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/12777 Esas 2018/641 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/87-2016/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı kargo şirketine müvekkili şirket tarafından teslim edilen emtianın kargo taşıması sırasında kırıldığını, müvekkilinin zarar gördüğünü, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve dayanaksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek takibin devamına, borçlunun %20"den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, müvekkili şirketin icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, davacı firma tarafından gönderilen kargonun arızalı olduğunun sevk irsaliyesinden anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı aracılığıyla ticari emtia gönderildiğini, bu emtiaların toplam fatura bedellerinin 8.982,99 TL olduğunu, malların orjinal kutularıyla kargo şirketine teslim edildiğini, kutuların taşıma esnasında zarar gördüğünü ve ürünlerin alıcı tarafından kabul edilmeyip müvekkili şirkete iade edildiğini, zararının karşılanmadığını ileri sürerek 25/07/2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile 8.982,99 TL"nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden davacı tarafın dava konusu ikinci el yazıcının davalıya teslim edildiği tarihte arızasının bulunmadığına ve hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farkın belirlenmesine ilişkin delilleri sunamadığı, birleşen dava yönünden dava konusu eşyalarda darbe, hasar ve teknik arıza tespit edilemediği, değer kaybı bulunmadığı, davacının eşyalar nedeniyle hasara dayalı bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL"yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 18.02.2016 tarihi itibariyle 2.190,00 TL"dir. Asıl davada davacı vekili, 2.066.71 TL asıl alacak, 59.38 TL işlemiş faiz yönünden başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda reddedilen dava değeri, yukarıda anılan madde hükmüne göre davacı vekili yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, asıl dava yönünden davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle asıl dava yönünden davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2)nolu bentte açıklanan nedenle birleşen dava yönünden davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 2,50 TL harcın temyiz eden birleşen davada davacıya iadesine, 24/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.