1. Hukuk Dairesi 2016/9308 E. , 2019/3814 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksan nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis, birleştirilen dava muris muvazaası ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.Davacı, mirasbırakan babası ... ’ya ait 64, 70, 270, 431, 433, 435, 437 parsel sayılı taşınmazların, davalı ...’nın mirasbırakandan hile ile aldığı vekaletname kullanılarak diğer davalı derneğe bağış suretiyle devredildiğini, yine davalı ...’nın hile ile mirasbırakanın maliki olduğu 435 parsel sayılı taşınmazdaki 33/12800 payın ara malik kullanmak suretiyle adına tescilini sağladığını, ayrıca davalı ... tarafından hile ile mirasbırakanın vasiyetname yapmasının sağlandığını, işlemlerin saklı payı bertaraf etmek kastıyla yapıldığının ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemiş, birleştirlen davada davacılar, mirasbırakan İbrahim’in, 88, 234 (32/128 pay), 217, 218, 206 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak davalılara devrettiğini, 64, 70, 270, 431, 433, 434, 437, 490 ve 435 parsel sayılı taşınmazların ise davalı ... tarafından muristen hile ile alınan vekaletname ile davalı derneğe devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir.Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, gerekçesiz olarak davanın reddine karar verilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki; Anayasanın 141/3. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasanın 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. madde de öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin (c) fıkrasında ""Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini"" içermesi gerektiği belirtilmiştir.Yargıtay denetiminin yapılması bakımından da yerel mahkemenin, kararında gerekçelerini açıkça göstermesi zorunludur.Öte yandan davalar birleştirilse bile müstakil dava olma özelliklerini koruduğundan her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur.Somut olayda, mahkemece kurulan hükmün Anayasa ve Usul Yasasının değinilen hükümlerine uygun olmadığı, kararının gerekçe içermediği açık ve tartışmasızdır.Hal böyle olunca; 6100 sayılı HMK. nun 297/1-c maddesine uygun biçimde delillerin karar yerinde tartışılması, kabul ve red nedenlerinin gösterilmesi ve bu nedenlerin dayandığı yasa maddelerinin veya yerleşmiş içtihatlarının veyahut Daire ilkelerinin belirtilmesi, birleşen davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken değinilen husular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.