
Esas No: 2022/3992
Karar No: 2022/10080
Karar Tarihi: 30.06.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/3992 Esas 2022/10080 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2022/3992 E. , 2022/10080 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : ... 13. İş Mahkemesi
Dava yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi Kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk olarak 506 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu 01/06/1995 ile 05/12/1996 tarihleri arasında 4/a ya tabi olarak 250 gün prim ödediğini, 1479 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu 07/05/1998 tarihinde ise isteğe bağlı Bağ-Kur kaydını yaptırdığını, 30/06/2019 tarihine kadar 5203 gün primlerini düzenli olarak ödediğini, yaşlılık aylığı için gereken 5400 gün prim ve 58 yaş koşulu sağlandıktan sonra 24/06/2019 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için kuruma başvurduğunu, kurumun yazısında, İl Göç İdaresi Müdürlüğü'nün kuruma bildirdiği ikamet tarihlerine göre sigortalılık süresinin yeniden düzenlendiğinden isteğe bağlı sigortalı olunabilmesi için Türkiye'de ikamet şartının olduğunu ve isteğe bağlı sigortalığının yeniden düzenlenerek prim gün sayısının 4030 güne düşürüldüğünün ve bu kapsamda şartları taşımadığından talebinin reddedildiğini, tahsil edilen primlerden uzun süre yararlandıktan ve yıllarca kendisini sigortalı sayan kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra kendi hatasını farkedip sigortalılık süresini indirmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, 506 sayılı Kanun ve 1479 sayılı Kanun'da isteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet şartının bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun ile bu düzenlemenin getirildiğini, kurumun isteğe bağlı sigorta giriş bildirgesindeki belirtilen ikamet adresini Türkiye'de ikamet etme şartı için yeterli saydığını, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki mevzuata göre isteğe bağlı sigortalı olup, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte sigortalılıklarını devam ettirenler için Türkiye'de ikamet şartı aranmaksızın isteğe bağlı sigortalılıkların devam ettirildiğini, Yunanistan'ın türk soylu yunan vatandaşlarını (Batı Trakya Türkleri) özellikle Türkiye'de 6 aydan fazla ikamet edenleri o dönemde ilgili 19.madde kapsamında vatandaşlıktan çıkardığı için T.C. Devlet politikası gereği azınlık haklarını kaybetmemesi için bir çok Türk soylu Yunanistan vatandaşı ikamet tezkeresi alamadığını, sadece çocukları Türkiye'de eğitim görenlere çocuklarının üzerinden eğitim süresince kısa dönem ikamet tezkeresi belgesi verildiğini, onda da eğitim süresi nedeniyle kesintiye uğradığını, bu nedenlerle 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı Bağ-Kur sigortası ödeyen Batı Trakya Türklerinin % 99 unun mağdur olacağının bilincinde olan SGK, daha önce muhtarlıktan alınan ikametgah kağıdı ve isteğe bağlı sigorta giriş bildirgesindeki ilgili kişinin belirtilen adreste ikamet ettiğine dair muhtarlığın onaylaması, Türk soylu yabancıların başvurusunu yapabilmesi için yeterli olduğunu, buna rağmen daha önceki uygulamasını değiştirerek 2018 yılından itibaren ikamet tezkeresine göre sigortalılıkların yeniden düzenlenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla kurum işleminin iptali ile davacıya 27/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, 1479 sayılı Kanunun 79. maddesinde Türkiye’de ikamet eden yabancı uyrukluların talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabileceklerinin düzenlendiğini, burada ikamet şartının yer alması nedeniyle müvekkili kurumun, İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nden davacının Türkiye’de ikamet izni verilen sürelerini istediğini, yapılan incelemeler sonucu davacıya; 01/07/1996-01/07/1997, 30/12/2008-30/12/2011, 30/12/2011-11/12/2013, 11/12/2013-15/06/2017 tarihleri arasında ikamet izni verildiğinin tespit edildiğini, davacının her ne kadar 27/06/2019 tarihine kadar primlerini düzenli olarak ödemiş olsa da İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün ikametgah tarihlerine göre sigortalılık süresi belirlenmesi gerektiğinden, müvekkili kurumun gerekli işlemleri yaparak davacının sigortalılık süresini yeniden düzenlediğini, yeniden düzenleme sonrası talep tarihinde davacının 5400 gün hizmet süresinin olmaması nedeniyle müvekkili kurumca yaşlılık aylığı bağlanmadığını, kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kabulü ile, 1-) Davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01/07/2019 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile, aksine kurum işleminin iptaline, 2-)Davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 42. maddesindeki 3 aylık yasal süre dikkate alınarak 01/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, mahkemece gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan yaşlılık aylığına hak kazandığına karar verildiğini, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirtip, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağını 1479 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 50. maddesi oluşturmaktadır.. 1479 sayılı Yasa'nın 79. maddesinde, 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasayla yapılan değişiklik ile; 24 üncü madde kapsamına girmeyenlerin aynı maddenin (a), (b), (c) fıkralarında sayılanlar dışındakiler, ev kadınları ve Türkiye’de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyruklular dahil, kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri belirtilmiş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, bu kez; isteğe bağlı sigortalılığın, sigortalının tescil talebinin Kurum'a intikal ettiği tarih itibariyle başlayacağı, terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlama ile sona ereceği, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede de; bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendi kapsamına girmeyenlerden, aynı maddenin (II) numaralı bendinin (a) ve (c) alt bentlerinde sayılanlar dışında kalanlar, ev kadınları ve Türkiye'de ikamet eden yabancı uyrukluların talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri, isteğe bağlı sigortalılığın, sigortalılık tescil talebinin Kurum'a intikal ettiği tarih itibariyle başlayacağı ve terk talebinin Kurum'a intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce veya sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla olması halinde sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
5510 sayılı Yasa'nın 50. maddesinin 2. fıkrasında ise; “ İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de yasal olarak ikamet edenlerde; a) Bu Kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte, ay içerisinde 30 günden az çalışmak veya son bir yıl içinde 360 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak, b) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, c) 18 yaşını doldurmuş bulunmak, d) İsteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kurum'a başvuruda bulunmak, şartları aranır. ” düzenlemesi bulunmakta iken 17.04.2008 tarihinde yürülüğe giren 5754 sayılı Yasa'nın 30. madddesi ile getirilen değişiklik ile; “İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye'de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarından; a) Bu Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak, b) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, c) 18 yaşını doldurmuş bulunmak, d) İsteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvuruda bulunmak, şartları aranır. ” hükmü getirilmiştir.
Anılan hükümler incelendiğinde; 1479 sayılı Kanun Türkiye'de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyrukluları kapsama alırken 5510 sayılı Kanuna göre Türk asıllı olma ya da vatandaşlık şart koşmadığı sadece Türkiye'de ikamet etme ya da Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarını kapsama almıştır. 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık ilişkisinin kurulması için ön şartın; Kanun kapsamına göre sigortalı sayılmak ve sigortalı sayılan kişinin 51 inci maddeye göre seçmiş olduğu basamaktan 48 inci maddeye göre prim ödemesinin oluşturduğu görülmektedir. 1479 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi Türk vatandaşları dışında Türkiye'de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyrukluları da kapsama almış ve Türkiye'de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyrukluların Kuruma yazılı olarak başvurması halinde sigorta kapsamına almıştır.
Dava dosyası incelendiğinde; Türk asıllı yabancı uyruklu olan ve ikamet iznine tabi olarak Türkiye’de ikamet etmesi gereken mülga 1479 sayılı Kanuna göre isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödeyen ve yaşlılık sigortasından tahsis talebinde bulunan davacının, tahsis işlemleri sırasında Türkiye’de ikamet tezkeresine göre ikamet ettiği sürelere göre hizmetinin yeniden değerlendirilmesi sonucunda ikamet tezkeresi olmadan prim ödediği sürelerdeki hizmetinin iptal edilmesi sonucunda yaşlılık aylığı bağlanmaması üzerine eldeki dava açılmıştır. Kurum kayıtlarının incelenmesinde, davacının 01/06/1995-01/12/1995 tarihleri arasında ve 01/09/1996-05/12/1996 tarihleri arasında 4/a kapsamında sigortalı olduğu ve bu kapsamda iki dönemde toplam 250 gün prim günü olup, yine davacının 07/05/1998 - 31/03/2002 ve 13/01/2009-24/06/2019 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık kapsamında 5203 gün prim günü bulunduğu, Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılık giriş bildirgesinde Atıcılık Mahallesi Güler Sokağı No:53 Osmangazi/... adresinin muhtarlık tarafından onaylandığı, dosyaya celp edilen İl Göç İdaresi yazı cevabının incelenmesinde ise, davacının Türkiye'deki ikamet sürelerinin 01/07/1996-01/07/1997, 30/12/2008-30/12/2011, 30/12/2011-11/12/2013, 11/12/2013-15/06/2017, 15/06/2017 -Süresiz ( devam etmekte olduğu ) tarihleri arası olarak göründüğü, yine dosya içeriğinde bulunan davacıya ait 20/10/1999 tarihi itibariyle verilmiş, Atıcılar mahalle muhtarı tarafından düzenlemiş ikametgah belgesinin bulunduğu anlaşılmakla, davacının hangi süreler arasında Atıcılar mahallesinde ikamet ettiğinin belirtilmediği, bunun davacının 07.05.1998-31.03.2002 tarihleri arasında yasada aranan ikamet şartını sağladığına karine oluşturmayacağı dikkate alınarak, davacının uyuşmazlık konusu dönemde ikamet şartının devam edip etmediğinin su, elektrik ve telefon abonelikleri, kira sözleşmeleri vs. deliller ile ispat edilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.