10. Hukuk Dairesi 2019/1852 E. , 2020/779 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ölüm aylığının kesilmesi ve önceki tarihli ölüm aylıklarının iadesine yönelik davalı Kurum işleminin iptali ile aylığın kesilme tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
“Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında somut olaya dönüldüğünde, Mahkemenin 06.03.2014 tarihli kabul kararının Dairemizin 12.09.2014 tarih ve 2014/11222 E.-2014/17251 K. sayılı ilamı ile davalı lehine bozulması sonrası, Mahkemece 12.05.2015 tarihli önceki kararda direnilmesine ilişkin kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2017 tarih ve 2015/10-3251 E.- 2017/1359 K. sayılı ilamı bozulması ile, Dairemiz bozma kararı doğrultusunda bozma ilamına uyularak davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12.09.2014 tarih ve 2014/11222 E.-2014/17251 K. sayılı ilamı ile ayrıntılı olarak açıklandığı doğrultuda “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ayrıntılı araştırma yapılarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması için bozulmasına karar verildiği ve bu karara yerel mahkemece uyulduğu dikkate alındığında, davalı Kurum yönünden usuli kazanılmış hak söz konusu olacağından; Mahkemece, Dairemizin bozma kararı doğrultusunda, uyuşmazlık konusu dönem (19/04/2009-18/12/2012) belirtilmek suretiyle, bu döneme ilişkin olarak, ilgili muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, uyuşmazlık konusu dönem itibariyle seçmen bilgi kayıtlarında davacı ve eski eşin nerede oy kullandıkları ve seçmen bilgi sistemindeki adreslerinin neresi olduğu araştırılmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özellikle inceleme konusu davaya ilişkin olarak boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahallelerde görev yapmış/yapmakta olan muhtar ve azalardan istem hakkında düşünce edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ve eski eşinin boşanmalarına ilişkin ilamın dosya içerisine alınarak, boşanma ilamında velayet ve nafaka ile ilgili hükümler varsa, bu hükümlerin icrasının ne şekilde gerçekleşmekte olduğunun yani şahsi ilişki ve nafakaların tahsili icra marifetiyle mi yoksa nizasız şekilde mi icra edildiği araştırılmalı, 17.09.2012 tarihli Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğunca gerçekleştirilen soruşturmada ifadelerine başvurulan kişilerden Mahkemece tanık olarak dinlenen ... ve ... haricindeki kişilerin, istem hakkında düşünce edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalıdır. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.