13. Hukuk Dairesi 2017/725 E. , 2017/4185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... ... ... ... ... Kız Teknik ve Meslek Lisesi mezunu olduğunu, okul müfredatı gereği staj yapmasının gerektiğini, ... Özel ... Çiceği Kreş ve ... Bakımevinde 2013 Eylül-2014 Haziran ayları arasında kesintisiz olarak staj yaptığını, staj dönemi boyunca hiçbir ücret verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL ödenmeyen ücret alacağının hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, ... Çiçeği Kreş ve ... Bakımevi’nin tüzelkişiliği olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalıda geçirilen staj süresi boyunca ödenmeyen ücretin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı olarak gösterilen Özel ... Çiçeği Kreş ve ...z Bakımevi’nin tüzelkişiliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. - ... ...- ... ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231).
Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s. 288 ).
Öte yandan, HMK.’nun “Tarafta iradi değişiklik” başlıklı 124. maddesinde, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu bildirildikten sonra, ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği isteminin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği istemini kabul edebileceği açıklanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davalı ile yapılan sözleşmelerin ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ibraz edilen belgelerin incelemesinde Özel ... Çiçeği Kreş ve Gündüz Bakımevi kaşesinin kullanıldığı, söz konusu yerin davalı Fehime Kaya davacının yaptığı staj süresi bitiminden sonra Aralık 2014’de devredildiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalı tarafın verdiği cevap dilekçesi sonrasında öninceleme duruşması öncesinde iradi taraf değişikliğine ilişkin dilekçe sunmuştur. Bu durumda dava dilekçesinde davalı isminin yanlış gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayalıdır ve davalı isminin dava dilekçesi içeriğine göre düzeltilmesi HUMK’nun 80. maddesi uyarınca hasım değiştirme olarak kabul edilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği istemi kabul edilerek işin esasına girilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.