20. Hukuk Dairesi 2017/706 E. , 2018/1486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve müdahil tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 07.09.2010 tarihli dava dilekçesinde sınırları yazılı,... köyü, ...mevkiinde bulunan yaklaşık 5241 m2 yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yazılı şartların davacı yararına gerçekleştiğini bildirerek, Medeni Kanunun 713. maddesine göre davacı adına tescilini istemiş, müdahiller de kök muris ..."dan kaldığı ve tüm mirasçıları adına tescili gerektiği iddiasıyla davaya katılmışlardır.
Davalı Hazine de taşınmazın hazine adına tescili gereken yerlerden olduğunu iddia etmiş, mahkemece davanın reddine, 05.07.2012 tarihli krokide (A) işaretli 5237 m2 taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve katılanlar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 713. maddesine göre tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Yörede, 1941 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışması ile 15.04.1976 ve 20.06.2005 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu 1953 yılında yapılarak kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz orman olarak tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; öncelikle 6100 sayılı HMK"nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir.
4721 sayılı TMK"nın 47, 48, 49 ve 50. maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanununun 37/7. maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukukî bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.
Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
Aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm Kanunun "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliğinin katılımı ile dava görülmüşse de, anılan Kanunla büyükşehir belediyesi sınırları il mülkî sınırları olarak belirlendiğinden Muğla Büyükşehir Belediyesinin ve sınırda orman bulunması nedeniyle yasal hasım konumundaki Orman Yönetiminin davada taraf olarak yer alması zorunludur.
Bundan ayrı; mahkemece, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği, taşınmazda genç zeytin ve 30-40 yaşlarında 15 adet meşe ağacı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; kullanım durumunun resmi belge niteliğindeki ve gerçeğin bir resmi olan hava fotoğraflarından yararlanılarak belirlenmesi gerekirken böylesine bir araştırma yapılmamış, yine çekişmeli taşınmazın sınırındaki komşu parsellerin durumu incelenmemiştir.
O halde; mahkemece öncelikle, Orman Yönetimi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmeli, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile tescil davasının açıldığı 2010 yılından geriye doğru 20 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanmalı, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliği, komşu orman parseli ile ayırıcı unsurunun tasarruf sınırının bulunup bulunmadığı belirlenmeli, komşu taşınmazlara ait dava dosyaları; kesinleşip tapuya tescil edilmişlerse tapu kayıtları getirtilip fen bilirkişi krokisinde sınırları işaretlenerek keşfi izleme imkanı sağlanmalı, taşınmazın öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat uzmanından taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, taşınmazdaki dağılımı, hakim ağaç türünün ne olduğu konularında bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, bu şekilde toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve katılanların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 27/02/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.