10. Hukuk Dairesi 2018/4648 E. , 2020/637 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
Dava, şirketi müteveffa ..."ın işvereni olarak tespit eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, 29.08.2013 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden sigortalının, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunu ve işveren davacının %80 oranında kusurlu olduğunu tespit eden 27.03.2014 tarihli kurum raporunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, 5510 sayılı Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi başlıklı 59. maddesi uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceğini, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, taraflar arasında bağımlılık ilişkisinin kurulduğu, taraflar arasında ekonomik bağımlılığın olduğu, kişisel bağımlılığın bulunduğu tespit edilmiş, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğu, davalı Kurum raporunun yerinde olduğu yönünde kanaate varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını usul ve esas yönünden yerinde bularak davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı vekili, sigortalı ile aralarında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, şirket tarafından işin istisna akdi kapsamında verildiği yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
İnceleme konusu dosyada; Kurumun 27.03.2014 tarihli raporu ile ..."ın 29.08.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğu, işveren davacının 5510 sayılı Yasanın 21,23,76. maddeleri gereğince sorumlu olduğu, işveren davacı şirketin %80, sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı tarafından ise işin istisna akdi kapsamında verildiğinden bahisle kurum raporunun iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Kurum inceleme raporunda Cumhuriyet Savcılığı ve İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından alınan beyanlara yer verilmiştir. İşveren ... ve fabrika müdürü ... vefat eden ..."ı tanımadıklarını, fabrikanın çatı onarımı, dış duvar sıva döküntülerini tamir için bir usta aradıklarını ve tavsiye üzerine ... ile bu işlerin yapımı hususunda 29.08.2013 tarihinde anlaştıklarını, 1.000 TL kaporayı verdiğini, kalan 3.000 TL"nin ise iş bittikten sonra verileceği konusunda anlaştıklarını, ..."nun kendi işçileri olduğu ve 1-2 gün içinde işe başlayacaklarını söylediğini, ancak aynı gün ..."nun adamlarının malzemeleri fabrikaya getirdiğini, aradan 2-3 saat geçtikten sonra da kaza olduğunu öğrendiklerini beyan etmektedirler.
... ise, ..., ... ve oğlu... ile birlikte fabrika müdürü ... ile çatı onarımı ve sıva tamiri yapılması konusunda 29.08.2013 tarihinde anlaştıklarını, ..."in sigortalarını yaptıracağını söyleyerek nüfus cüzdanı suretlerini aldığını, ... ve ..."ın malzemeleri bırakmak için fabrikaya gittiklerini, ..."in iskeleyi kurdurarak arkadaşlarını çalıştırdığını, kazanın da bu esnada meydana geldiğini belirtmiştir.
Davacı tarafından dosyaya sunulan 29.08.2013 tarihli yazılı belgelerden fabrikanın iç ve dış sıva tadilatı için toplam 1.500 TL, çatı onarımı için 2.500 TL"ye ... ile anlaşıldığı, 1.000"TL nin verildiği, kalan bedelin 3.000 TL olduğu görülmektedir.
Somut dosyada; kaza olayı, iskele üzerinde sıva yapmakta olan ..."ın merdivenden düşerek vefat etmesi şeklinde meydana gelmiştir. Dosyada alınan 15.03.2016 tarihli raporda işin eser sözleşmesi olduğu, iş veren davacının sorumlu olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, 21.09.2016 tarihli raporda ise taraflar arasında hizmet sözleşmesi olduğu, bu nedenle kurum raporunun yerinde olduğu görüşü belirtilmiştir.
Hizmet sözleşmesi ile eser sözleşmesi işgörme borcu doğuran sözleşmelerdendir. İşgörme sözleşmelerinin hemen tümünde müşterek olan nokta, taraflardan birinin (işgörenin) diğer tarafa (işsahibine) karşı daima bir iş görme borcu altına girmesi ve onun bu borcunu iş görme olarak nitelendirdiğimiz bir faaliyette bulunmak suretiyle yerine getirmesidir.
4857 sayılı Kanunun 8/1 maddesinde " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." hükmü düzenlenmiştir. Maddede öngörülen tanıma göre iş sözleşmesi işgörme, ücret ve bağımlılık unsurlarından oluşmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." tanımı yapılmıştır. Tanımdan hareketle; eser sözleşmesinin unsurlarının, bir eserin meydana getirilmesi, eser meydana getirmeye karşılık ücret ödenmesi veya ücret ödemenin vaad edilmesi, tarafların meydana getirilecek eser ve karşılığında ödenecek ücret konusunda anlaşmaları olduğu söylenebilir.
Eser sözleşmesinde yüklenici kural olarak işi, iş sahibine bağımlı olmaksızın serbestçe yaptığı halde, hizmet sözleşmesinde işçi, sadece belirli veya belirsiz bir süre için "zaman" itibariyle işverene bağımlı olarak ve onun direktifi altında çalışır. İşçi, işverene karşı bağımlı bir halde çalışırken, yüklenici iş sahibine karşı daha bağımsız bir durumdadır. Her ne kadar eser sözleşmesinde, yüklenici iş sahibinin talimatlarına uymak zorunda olsa da, yapılan iş bakımından bağımsız bir niteliktedir. Yüklenici genel olarak eseri kendi araç ve personelleri ile yerine getirir.
Diğer yandan; eser sözleşmesinde, yaratılacak sonuç (eser) önemli öge olduğu halde; hizmet sözleşmesinde, belirli ya da belirli olmayan bir süreyle işgörme ögesi önemlidir. Yani bir eser ortaya çıkarmayan emek harcamaları da, iş sözleşmesi yönünden işgörme sayılır. Eser sözleşmesi belli bir sonucun meydana getirilmesi şeklinde oluşurken, hizmet sözleşmesinde herhangi bir sonuç taahhüt edilmemektedir. Başka bir ifadeyle, eser sözleşmesinde, bir bina gibi eserin tamamlanması taahhüt edilirken, hizmet akdine bağlı çalışan işçinin bu tarz bir taahhüdü bulunmamaktadır. Hizmet sözleşmesinde, belirli veya belirsiz bir süreliğine hizmet ediminin hasredilmesi söz konusu iken işçi açısından sonucun varlığı önemli değildir.
Ayrıca, eser sözleşmesinde iş sahibi eserin meydana getirilmesi aşamasında yükleniciye doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak talimat verebilir.İş sahibinin eserin meydana getirilmesi aşamasında yükleniciye bizzat verdiği talimata doğrudan talimat, temsilcisi aracılığıyla verdiği talimata dolaylı talimat denir. İş sahibinin yükleniciye talimat verme yetkisi bizzat eser hakkında olabileceği gibi, eserin meydana getirilme tarzına ilişkin de olabilir.
Somut dosyada; davacı şirketin tekstil alanında faaliyet gösterdiği, davacı şirket ile ... arasında sıva tamiri ve çatı onarımı hususunda anlaşma yapıldığı, belirtilen işin anahtar teslim olarak yani bütünüyle ..."ya devredildiği, tekstil işi ile sıva tamiri ve çatı onarım işinin birbirinden tamamen farklı ve bağımsız olduğu anlaşıldığından, davacı firmanın iştigal konusundan tamamen farklı ve bağımsız olan işi ..."ya vermesi bir eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Netice olarak; davacı şirket tarafından ..."ya verilen sıva tamiri ve çatı onarımı işinin istisna akdi olduğu, bu nedenle kaza olayının davacı şirket bakımından iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği ve sorumluluğunun olmayacağı değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK"nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.