22. Hukuk Dairesi 2019/7912 E. , 2019/22766 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ve davalılardan ... Madencilik Ltd. Şti ile ... İnş. Tic. Ltd. Şti vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekili ve davalılardan ... Madencilik Ltd. Şti. ile ... İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davalı .... Şti. temyizi yönünden;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 5. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç ve temyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 434. maddesi gereğince işlem yapılması ve yedi günlük kesin süre verilmesi gerekir. Yedi günlük süre içinde temyiz edilmeyen temyiz defterine kaydı yapılmayan veya verilen kesin süre içinde temyiz harç ve gideri yatırılmayan kararlar kesinleşmiş olur.
Dairemiz geri çevirme kararı üzerine Mahkemece eksik temyiz harcının yatırılmak üzere usulüne uygun düzenlenmiş muhtıranın davalı şirketler vekillerine tebliğine rağmen, davalı şirket yönünden temyiz harçlarını yatırmayacaklarını 12.10.2019 tarihli diekçelerinde beyan ettikleri dolayısı ile eksik harcın yatırılmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı Kanun"un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 432. madde yollaması ile aynı Kanun"un 434/3. maddesi gereğince davalı .... Şti. vekilinin temyiz talebinin REDDİNE,
Davacı temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında hüküm altına alınan alacaklara yürütülen faiz başlangıç tarihleri konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece, davacının belirsiz alacak davası olarak talep ettiği dava kısmi dava olarak kabul edilerek, hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz işletilmiştir. Ne var ki, davacı davasını belirsiz alacak davası türünde açmış ve bilirkişi raporunda belirlenen alacak miktarına ilişkin tamamlama harcını yatırarak belirsiz alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağının belirsiz alacak davasına konu edilebilmesi mümkündür. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açtığına göre, mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak davanın kısmi dava gibi sonuçlandırılması yerinde değildir. Bu halde, hüküm altına alınan alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihi dava tarihi olmalıdır. Ayrıca belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi dava açılmakla kesildiğinden, ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece, fazla çalışma alacağının belirsiz alacak olarak talep edildiği göz önüne alınmaksızın ıslaha karşı zamanaşımı savunmasına değer verilmesi ve fazla çalışma ücretine dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dava kısmi dava kabul edilerek davalının talep arttırım dilekçesine karşı zamanaşımı savunması dikkate alınmış ve hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmüştür. Ne var ki, bu alacak kalemleri yönünden dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup Dairemizin yerleşik hale gelen içtihatlarına göre, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden, davacı hesaplanan miktardan hakim tarafından hangi oranda takdiri indirim yapılacağını bilebilecek durumda olmadığından bu alacakların belirsiz alacak davası ile istenmesi mümkündür.
Mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının belirsiz alacak davasına konu edilebileceği nazara alınarak bu alacaklara dava tarihi yerine dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Asgari geçim indirimi yönünden ise dosyaya 2014 yılı Ocak – Eylül arası 9 adet bordro sunulduğu söz konusu bordrolarda asgari geçim indirimine ilişkin tahakkukların yer aldığı görülmektedir. Banka kayıtları ile davacıya asgari geçim indiriminin ödenip ödenmediği yönünde tespit yapılarak sonucuna göre davacının bordro sunulmayan ve ödeme yapıldığı ispat edileyemen çalışma süresine göre 13.08.2013- 07.01.2014 asgari indirim alacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde reddine ilişkin hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde mahkemece kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Davalı .... Şti. temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların hukuki dinlenilme haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Dosya kapsamına göre; bilirkişi raporunun davalı vekili yerine şirkette formen olarak çalışan işçiye tebliğ edildiği ve davacının ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu husus hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliği, beyanda bulunması için süre verilmesi ve sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup Dairemizce bozma nedenidir.
3- Öte yandan reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi bir diğer bozma sebebidir.
Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.