10. Hukuk Dairesi 2018/5430 E. , 2020/615 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesindeki beyanında özetle, müvekkilinin işveren nezdinde 27.03.2014-10.02.2015 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesindeki beyanında özetle, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, sadece tanık beyanlarına dayanılarak iddianın ispatına muvafakatlarının olmadığını, işyeri kayıtlarının celp edilmesi gerektiğini, iddianın resmi, yazılı, sağlıklı delillerle ispatlanmasını, davacının hizmet akdine dayalı olarak fiilen çalıştığını ispatlamasını haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili cevap dilekçesindeki beyanında özetle, davacının, İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2015/181 E. sayılı dosyasından alacak talebini içerir dava, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin 2015/162 E. sayılı dosyasından işe iade davası açtığını, davacının 27.03.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, işten çıkarılmadığını, müvekkili şirket ile ... Evleri Site Yönetimi arasında imzalanan Özel Güvenlik Sözleşmesine istinaden davacının burada görevlendirildiğini, site ile sözleşmenin 23.02.2015 tarihinde sonlandırıldığını, davacının Özel Güvenlik Kimlik belgesi süresinin bitmesi nedeniyle başka bölümlerde istihdam edildiğini, kimlik izin belgesi alınca da tekrar asli görevine döndüğünü, davacı ile davalı işveren arasında imzalanan iş sözleşmesi gereğince şirketin davacıyı başka bir işte veya işyerinde çalışma hakkının bulunduğunu, işverenin yasaya uygun davrandığını, davacının hizmet tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece,
“1-Davanın kısmen kabulü ile;
a)Davacının davalıya ait işyerinde 09/05/2014-16/05/2014 tarihleri arasında 1152284 sicil numaralı işyerinde 7 gün ve prime esas kazançla çalıştığının tespitine
b)Yukarıda belirtilen süreler haricinde olup davaya konu edilen süreler Kurum kayıtlarında eksiksiz olarak görüldüğünden ve tekrar tespitinde hukuki yarar bulunmadığından yukarıda 1/a"da belirtilen süre dışında kalan dava konusu yönünden hukuki yarar yokluğundan ve usulden reddine,” dair hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı, toplanan deliller, kurum kayıtlarında aynı işyerinden bildirimi yapılan bordrolu tanıkların yeminli anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile davacının aynı işyerinde geçtiği ispatlanmış ve belirgin bulunduğundan, istinaf dilekçelerinin kapsamı ve istinaf nedenleri ile kamu düzenine aykırı bir durumunda bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğundan bahisle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesindeki beyanında özetle, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, sadece tanık beyanlarına dayanılarak iddianın ispatına muvafakatlarının olmadığını, işyeri kayıtlarının celp edilmesi gerektiğini, iddianın resmi, yazılı, sağlıklı delillerle ispatlanmasını, davacının hizmet akdine dayalı olarak fiilen çalıştığını ispatlamasını haksız ve yasal dayanaktan yoksun davaya ilişkin verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1-Eldeki davada, davacının çalışmalarının davalı işveren nezdinde geçtiği kabul edilmesine rağmen hüküm kurulurken dava dışı şirketin sicil numarasının davalı şirkete aitmiş gibi yazılması isabetsizdir.
2-Kurumun Fer-i Müdahilliği bakımından; 6552 sayılı Kanunun 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.
6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54. madde olarak yer almış, izleyen 55. maddede “5521 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3. madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanunda bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, 5521 sayılı Kanunun 15. maddesinde, bu Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, 447/2. maddesinde, mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, 448. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmıştır.
Şu durumda, hizmet tespiti davalarında Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448. madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı, bu tarih sonrası açılan davalarda ise kurumun sıfatının feri müdahil açıktır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, 11.09.2014 gününden sonra açılan işbu davada davalı Kurumun feri müdahil olarak benimsenmemesi, davalı olarak kabul edildiği için de aleyhine avukatlık ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi isabetsizdir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılması ile İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 06.04.2017 tarihli hükmünün,
1-Karar başlığında ""Davalı" ibaresinin silinerek yerine ""fer’i müdahil"" ibaresinin yazılmasına,
2-Hükmün 1. bendinin ""a"" bölümü silinerek yerine ""Davacının davalıya ait işyerinde 09/05/2014-16/05/2014 tarihleri arasında 7 gün ve prime esas kazançla çalıştığının tespitine,"" ibaresinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 03/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.