5. Hukuk Dairesi 2019/12590 E. , 2020/2544 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırma yolu ile idareye devredilen ancak, imar planları değiştirilerek dava dışı üçüncü şahıslara satılan taşınmazla uğranılan zararın, davacılara ödenen kamulaştırma bedeli düşüldükten sonra taşınmazın gerçek değerinin hesaplanılarak davacılara ödenmesi suretiyle tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırma yolu ile idareye devredilen ancak, imar planları değiştirilerek dava dışı üçüncü şahıslara satılan taşınmazla uğranılan zararın, davacılara ödenen kamulaştırma bedeli düşüldükten sonra taşınmazın gerçek değerinin hesaplanılarak davacılara ödenmesi suretiyle tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş, karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece alınan rapor doğrultusunda karar verilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu 32 parsel sayılı taşınmazın ... Köyü"nün nakledilmesi amacıyla 06.08.1976 tarihinde bedeli karşılığında davalı idarece kamulaştırıldığı, kamulaştırmadan sonra dava konusu taşınmazın ifraz edildiği, oluşan yeni parsellerin imar uygulaması gördüğü ve sonucunda 678 ada 1 parsele giden 282,71 m2"lik kesimin ve 645 ada 1 numaralı parsele giden 2078,89 m2"lik kesimlerin toplam alanının 2361,60 m2 geldiği, söz konusu taşınmazların 3. kişilere devredildiği (satış yapıldığı) kabul edilen 30.05.2004 tarihinde dava dışı üçüncü şahıslara satıldığı anlaşılmıştır.
4650 sayılı Yasa ile Değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun “Vazgeçme, İade ve Devir” kenar başlığını taşıyan ve 13.09. 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile değiştirilen 22. maddesinde “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra,
taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23. maddeye göre geri alma hakları da düşer. Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, söz konusu maddede kamulaştırılan taşınmaza ihtiyacı kalmayan idarenin, kamulaştırmadan sonraki davranışları düzenlenmiştir.
Davalı idare, kamulaştırılan taşınmaz yönünden kamu yararı kararında belirtilen amacı gerçekleştirmediği gibi taşınmazı başka bir kamu yararı amacı doğrultusunda da kullanmayarak taşınmazın imar durumunda değişiklik yaparak taşınmazda artı bir değer oluşturmuş ise, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde keyfiyetin idarece mal sahibine veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulmasına ilişkin yükümlülüğü yerine getirmeden taşınmazı özel kişilere devrederek davacıların mülkiyet hakkına kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı amacı bulunmadan müdahale edilerek Anayasanın 35. maddesindeki güvencelere aykırı olarak mülkiyet hakkını ihlal etmiştir.
Bu itibarla; davacı tarafın taşınmazın 3. kişiye satışını öğrendiği tarih ile kamulaştırma nedeniyle yapılan ödemenin tarihine göre; dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen zaman dikkate alındığında Türk Borçlar Kanunu 52. maddesi uyarınca davacı zararın artmasına sebep olmuş ise bundan sorumlu tutulması gerektiği gözetilmelidir.
Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu"nun 52. md ve Türk Medeni Kanunu"nun 2. md gözetilerek, dava konusu taşınmaz üzerindeki otel inşaatının ne zaman başladığı, otelin ne zaman ruhsat alarak faaliyete geçtiği, davacının taşınmazın 3. kişilere satıldığı ve otelin yapıldığı tarihi ne zaman öğrendiği taraflardan sorularak, davanın geç açılmasında davacının kusuru bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra, kusurunun bulunması halinde tespit edilen bedelden hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Davacı ... öldüğü ve davaya mirasçıları tarafından devam edildiği halde, gerekçeli karar başlığında mirasçıların adı yerine ..."ün adının yazılması,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.