13. Hukuk Dairesi 2016/5116 E. , 2017/3678 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı... Konut Yapı Koop. vekili avukat ... ile davacı vekili avukat Levent Baybutoğlu"nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kooperatif ile arasında 01/08/2009 başlangıç tarihli "hukuki danışmanlık sözleşmesi"nin imzalandığını, bu sözleşmede kooperatifin tüm dava ve icra takiplerininde takip edileceğiin ve ayrı ücrete tabi olduğunun kararlaştırıldığını, bu şekilde 70 adet dava dosyası ve 7 adet icra takibinde davalı kooperatifi vekil sıfatıyla temsil ettiğini, mali yönden çıkmaza girmiş olan kooperatifin, kendisinin çalışmaları ve üstlendiği işleri kooperatif lehine sonuçlandırmasıyla düzlüğe çıktığını, buna rağmen, ... 31. Noterliği"nin 12/07/2012 tarihli azilnamesi azledildiğini, ihtara rağmen ücret alacaklarının ödenmediğini, alacağının tahsili için takibe geçtiğini, bu takipte davalı kooperatif tarafından fazladan ödenen KDV yide mahsup ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptaline, takibin 82.576,00 TL asıl alacak miktarı ve 590,00 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aralarında bulunan danışmanlık sözleşmesinin süreli olduğunu, sözleşmeyi yeni dönemde yenilemeyeceklerini bildirerek o aya ilişkin ücretin peşin yatırıldığını, bu hukuki ilişkinin yenilememe nedeniyle sona erdiğini ancak mahkeme aksi kanaatte ise davacı avukatın elindeki bilgi ve belgeleri raporlarıyla birlikte teslim etmemesi ve davaları layıkıyla takip etmemesi nedeniyle onu azletmek zorunda kaldıklarını, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulü ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava hukuki danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davalı tarafından davacıya verilen vekaletnamelerin süreli vekalet olduğu ve süre dolunca vekalet ilişkisinin sona ereceği taraflarca bilinmektedir. Avukat olarak verilen vekaletin süresi dolunca vekalet ilişkisinin yenilenmeme ihtimali olduğunu bilen davacı da süreli vekaletname alarak davalının vekilliğini üstlenip, onun adına dava takip etmiştir. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ücret alacağı haksız azil hükümlerine göre çözümlenmişse de, davalı tarafından gönderilen azil işlemi, bu işlemden sadece 14 gün önce gönderilen "sözleşmenin yenilenmemesi" yazısı ile ilgilidir. Somut olayda 29.12.2012 tarihindeki sözleşmenin yeni dönemde yenilenmeyeceğine yönelik yazı ile bilgi ve belgelerin avukatça teslim edilmesi üzerine yapıldığı iddia edilen 12.07.2012 tarihli azil birlikte değerlendirildiğinde hukuki ilişkinin sona erme sebebinin ve ücret alacağının kaynağının sözleşmenin yenilenmemesi olduğu açıktır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek azil işleminin öne çıkartılması hatalı olmuştur. O halde vekaletnamede öngörülen süre dolduktan sonra davalının yeni vekalet vermemiş olması, haksız azil sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununun 164. maddesi anlamında haksız azilin sonuçlarını doğuran bir fesih değildir. Olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 164. maddesi hükmünün uygulanması düşünülemez. Ancak yenilememenin haksız olmaması davacının hiçbir ücret isteyemeyeceği anlamına da gelmez. Öyle olunca davacının, vekaletnamenin süresinin sona erdiği tarih itibariyle, sarf ettiği emek ve mesaisi karşılığında ücret istemeye hakkı vardır. Bu durumda mahkemece, davacının sarfettiği emek ve mesaisi nazara alınarak hak ve nesafet kurallarına göre, davacının uygun bir miktarı ücret olarak isteyebileceğini kabul etmeli ve sonucuna göre hüküm tesis etmelidir. Aksi düşünce ile ve bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde tarifeye göre hesaplanan ücretin tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.304,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.