1. Hukuk Dairesi 2018/2423 E. , 2019/3468 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ,TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil-tenkis davası sonunda, yerel mahkemece muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK." nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, ortak mirasbırakan ...’nun ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki 1/5 payını davalı damadına satış suretiyle temlik ettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescile, aksi halde tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakanın piyasaya olan borçlarından dolayı dava konusu taşınmazları satılığa çıkardığını, bunun üzerine bedelini ödeyerek taşınmazları devraldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’nun 08.11.2007 tarihinde ölümü üzerine geride mirasçı olarak kendisinden önce ölen çocuğu ...’ın oğlu davalı ..., dava dışı oğlu ... ile kızı ...’ın kaldığı, çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını 2.350 TL’ye, ... parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını ise 11.100 TL’ye 10.07.2007 tarihinde satış suretiyle davalı damadı ...’ya devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muris muvazaasından söz edebilmek için mirasbırakanın yaptığı temlikin diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla gerçekleşmesi gerekir.
Somut olaya gelince, mahkemece yukarıdaki ilkeler uyarınca yeterli bir inceleme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle soruşturma yapılması, özellikle mirasbırakanın başkaca malvarlığı olup olmadığı ve değerinin tespiti ile mal varlığı içerisinde çekişmeye konu taşınmazların konumunun saptanması, mirasbırakanın taşınmazlarını satmaya ihtiyacı olup-olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davalının alım gücünün tespiti için ekonomik ve sosyal durumun ilgili kurumlardan tetkiki, taşınmazların satış tarihlerindeki değerlerinin tespiti, değerler arasında orantılama yapılması, satışa ilişkin bedel ödemesi yapılmış ise ilgili evrakların temini, davalı olan damadının mirasbırakana temlikler karşılığında ödeme yapıp yapmadığının belirlenmesi, böylece temliklerin mirasçılarından mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.