
Esas No: 2021/13492
Karar No: 2022/2625
Karar Tarihi: 21.02.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2021/13492 Esas 2022/2625 Karar Sayılı İlamı
5. Hukuk Dairesi 2021/13492 E. , 2022/2625 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada Alaşehir 1. Asliye Hukuk ile İstanbul 22.Asliye Hukuk Mahkemeleri’nce ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar Bölge Adliye Mahkemeleri’nin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı Bölge Adliye Mahkemesi’nin yargı çevresinde kalan Mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan Adlî Yargı İlk Derece Hukuk Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, somut olaydaki gibi İcra Dairesi’nin yetkisine itiraz edilmediği, Mahkeme’nin yetkisine itiraz edildiği durumlarda itirazın iptali davalarının icra takibinin yapıldığı yer Mahkemesi’nde yapılacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi, itirazın iptali davası yönünden yetkili hale getirmeyeceğinden, genel hükümlere göre yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri yetkili olacağından ve davalı tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunulduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, alacağa konu haksız fiilin Alaşehir İlçesinde meydana geldiği, zarar gördükleri belirtilen davacı-karşı davalıların ikametgahlarının Alaşehir İlçesinde olduğu, davalı-karşı davacı şirketin adresinin ise; Keresteciler Sitesi, Kızılcık Sokak, No:23 Merter/İstanbul olduğu; davacının, birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada, davayı haksız fiilin meydana geldiği ve davacı alacaklıların ikametgahı mahkemesi olan Alaşehir Mahkemesi’nde davayı açtığı, davalı-karşı davacının adresinin bağlı olduğu Merter ilçesinin ise İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinin yargı sınırları içerisinde bulunmadığı, Bakırköy Adliyesi yargı sınırları içerisinde bulunduğu; Mahkeme’nin HMK'nın 6. madde veyahutta HMK'nın 16. madde uyarınca yetkili olan mahkemelerden birisi olmadığı; davaya bakmaya yetkili mahkemenin Alaşehir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli ve 2017/19-824 E. - 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı İcra Dairesi’nin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/11/2013 tarihli ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararı).
İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3- Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.Kısaca özetlemek gerekirse, HMK'nın da ki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir.
Dosya kapsamından , davalı şirket tarafından davacılara ait 102 ada, 3 parseldeki üzüm bağına maspo 5a kuyusu vana bağlantısından doğan kaçak sebebiyle zarar verilmiş,oluşan zararın giderilmesi için hak sahipler ile tazminat ödenmesi konusunda sulh ve ibra protokolü düzenlendiği hâlde bedelin tam ödenmediği belirtilerek iddia ettiği alacak için takip başlatılmıştır. Davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 Ödeme Emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmadığından davacılar, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Davacıların ikametgahı "Alaşehir/Manisa" olduğundan ve davacılar tercih hakkını bu yönde kullanarak Alaşehir İcra Dairesi’nde takip başlattığından, uyuşmazlığın Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ve 5235 sayılı Kanun'un 36/3. maddesi gereğince Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 21/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.