13. Hukuk Dairesi 2015/39343 E. , 2017/3481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil ... ile davalı .... Sağ. Hiz. AŞ vekili avukat ... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile imzalanan 17.03.2008 tarihli ve 1 yıl süreli "Avukatlık Hizmetinin Koşullarına İlişkin Avukatlık, Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi" kapsamında davalının resmi mercilerde iş takipleri ve hukuki danışmanlığını yaptığını, bu iş için sözleşmenin 4.maddesine göre dava ve takip ücretleri ayrı tutularak aylık 6.000,00 TL ücret ödeneceği, bu danışmanlık ücretinden başka, davalar ve icra takipleri için ise aylık ücretin 1 yıllık toplamını aşan ve İstanbul Barosunun En Az Ücret Çizelgesi"ndeki miktarlara göre hesaplanacak ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak dava tarihine kadar vekalet ücretinin ödenmediğini, sözleşmenin 5.maddesine aykırı olarak, yazılı oluru alınmadan Antalya Hastanesi"nin hukuki işlemlerini takip etmek üzere Ağustos 2008"de başka bir avukat tayin edildiğini, şirket merkezi, ... Hastanesi ve oluru alınmadan avukat gönderilen Antalya Hastanesi"nin dava ve takiplerine ilişkin, hem akdi vekalet ücretinin, hem de karşı vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini, yine davalı şirket vekili olarak düzenlediği ve imzaladığı ihtarname/ihbarnameler, borca itirazlar, haciz ihbarlarına cevaplar vs hukuki işlemlerin de sözleşmenin 5/j maddesi uyarınca İstanbul Barosu tarifesine göre hesaplanmadığı ve herhangi bir ödeme yapılmadığını, iş sahibi dışında, iş sahibine bağlı şirketlere de hukuki danışmanlıkta bulunduğu halde, sözleşmenin 5/a maddesi uyarınca kendisine ödeme yapılmadığını, 2009 yılı Aralık ayında başka hukuk bürolarıyla görüşerek teklifler alındığını, sözleşmenin feshinin planlandığını; yeni bir hukuk bürosuyla anlaşma sağlandığı ve takip ettiği dosyaları bu büroya devretmesi hususunun bildirilmesi üzerine, 31.03.2010 tarihinde, takibinde bulunan tüm dosya ve evrakları bu büroya teslim etmek zorunda kaldığını, bu nedenlerden dolayı sözleşmenin 17.03.2010 tarihinde sona ereceği hususunu 10.02.2010 tarihinde davalıya bildirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8.000,00 TL vekalet ücretinin mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 19.01.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 609.903,30 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı, sözleşmeyi davacının sonlandırdığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı ile imzaladığı sözleşme kapsamında ödenmeyen vekalet ücretinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğu, sözleşmenin hem hizmet hem de vekalet ilişkisi olarak değerlendirilmesinin yerinde olamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının İstanbul 8. İş Mahkemesi"nin 2014/909 E sayılı dosyası ile 17.03.2008 tarihli sözleşme kapsamında ücret, kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağı istemiyle açtığı davada taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi"nin 31.03.2015 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişki, hizmet ilişkisi olarak kabul edildiğine göre davaya bakmaya İş Mahkemesi görevlidir. İş akdinden doğan davaların İş Mahkemelerinde görülmesi 4857 ve 5521 sayılı kanunların 1. maddesi hükümleri gereğidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözönüne alınır. Mahkemece iş mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.