16. Hukuk Dairesi 2016/10353 E. , 2019/6154 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 101 ada 22 parsel sayılı 2900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1817 ada 370 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararıyla 2.900,90 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 101 ada 23 parsel sayılı 14,800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1817 ada 353 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararı ile 14.756,47 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği/sınırının yanlış belirlendiği ve eksikliğin/yanlışlığın davalıya ait 101 ada 22 (yeni 1817 ada 370) parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro komisyon kararındaki tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın ispatı bakımından keşif yapılması zorunlu olduğu ve iddiasının ispatı bakımından keşif yapılabilmesi için davacıya eksik delil avansını yatırmak için süre verildiği halde, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği gerekçesiyle, 3402 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca dava reddedilmiş ise de, mahkemenin vardığı sonuç gerekçenin dayandırıldığı yasal düzenlemeye uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında, hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanık, teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için uygun bir sürenin bulunması gerekmektedir. Somut olayda ise; davacıya 05.02.2016 tarihli celsede verilen kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen gider kalemlerinden “sair gider”in ne olduğu belirtilmemiş; giderleri yatırması için verilen kesin sürenin son günü (keşif gününden 3 gün öncesine kadar) ile keşif günü arasında yeterli sürenin bulunmadığı dikkate alındığında, tanık ve bilirkişilere çıkartılacak davetiyeler için yeterli bir süre öngörülmemiş ve 20.07.2015 tarihli mahalli bilirkişi tespit tutanağında beş mahalli bilirkişi adayı belirlendiği halde, keşif ara kararında “en az üçü” şeklinde karar verilmiş ancak bu 3 kişinin kim olduğu da belirtilmemiş olup bu nedenlerle keşif ara kararı yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlaması mümkün olan teknik bilirkişi, yerel bilirkişi ve tanıklarla ilgili giderler kalem kalem belirlenerek, bu giderler toplamını yatırması için ispat yükü kendisine düşen davacı tarafa makul süre verilmeli, dinlenmesi gereken yerel bilirkişi ve tanıklara davetiye çıkarılmalı, ara kararına uymamanın sonuçları açıkça bildirilmeli, davacı tarafça masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek ve usulüne uygun bulunmayan ara kararına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı tarafın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.