13. Hukuk Dairesi 2015/13363 E. , 2017/3325 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2009 yılının Kasım ayı içerisinde bacağındaki rahatsızlık nedeniyle Şehitkamil Devlet Hastanesine başvurduğunu, burada muayenesinin dava Dr...."ın yapmış olduğunu ve kırık teşhisi koyulduğunu, daha sonra bacağının alçıya alındığı 1 ay boyunca bacağının alçıda kalmasını ve sürenin bitiminde yeniden kendisine gelmesinin söylediğini, 1 ay sonra kontrole gittiğinde davalı Dr...."ın alçıyı çıkardığını ancak bacağındaki şişlik ve morluklar olduğunu gördüğünü, davalı Dr...."ın şişlik ve morlukların zamanla geçeceğini söylediğini ve kendisini gönderdiğini, ancak bacağındaki şikayetlerinin geçmemesi ve ağrılarının dayanılmaz olması nedeniyle tekrar dokturun yanına gittiğini, durumu arz ettiğini, ancak bu defa davalı Dr...."ın kendisini azarlayarak "ben gerekli tedaviyi yaptım, beni daha fazla meşgul etme" diyerek durumu geçiştirip ilgilenmediğini, bacağındaki şikayetlerinin geçmemesi ve ağrılarının artması üzerine bu defa davalı ... Hastanesine gittiğini, burada muayenesini davalı Dr...."ın yaptığını ve bağ oluşması teşhisi koyduğunu, bağ oluşması teşhisiyle davalı Dr.... tarafından ameliyat edildiğini, ancak yapılan ameliyattan sonra da şikayetlerinin geçmediğini, bunun üzerine davalı Dr...."a yeniden muayene olmak istediğini, Davalı Dr...."ın ...Devlet Hastanesinde görev yapmaya başladığını ve yanına kontrole gittiğini, bu defa davalı doktor tarafından 1 hafta fizik tedavi yaptırıldığını ve daha sonra aynı hastane içindeki fizik tedavi uzmanına sevk edildiğini, 2 hafta süreyle de burada fizik egzersizleri yaptıktan sonra şikayetlerinin geçmemesi üzerine yine davalı Dr.... tarafından MR istendiğini ve bu defa da aynı doktor tarafından menisküs teşhisi konulduğunu, bunun üzerine davalı Dr.... tarafından yeniden ameliyat önerildiğini, davacının ailesi "bu defa şikayetleri bitecekse ve bacağı düzelecekse ameliyat olsun, çocuğumuz okuldan uzak kaldı, psikolojisi bozuldu" diyerek davalı doktorla konuştuklarını ve davalı doktor bu defa şikayetlerinin biteceğini ve bacağının düzeleceğini söylediğini, ameliyattan sonra henüz çocuk yaşta olan davacıya "artık bisiklete binemeyeceğini, top oynayamayacağını ve askere gidemeyeceğini" söylendiği, bu durumun aylardır hastanelerde tedavi gören ve defalarca ameliyat olan henüz çocuk yaştaki davacıyı ve ailesini derinden sarstığını, geçirdiği iki ameliyata rağmen davacının bacağındaki rahatsızlık geçmediğini tekrardan Mayıs ayı 2010 tarihinde ....Hastanesine gittiğini ve burada ... tarafından muayene edildiğini, burada gerekeli incelemeler yaptıldıktan sonra doktor tarafından "menisküs yırtığı, kıkırdak zedelenmesi ve arka çapraz bağlarda kopma" teşhisi konduğu, ailesinin de onayıyla ... tarafından tekrar ameliyat edildiğini, yapılan bu ameliyat sonra bacağındaki ağrıların kesildiğini, bacağını katlayabildiğini ve rahatça hareket edebildiğini bacağının büyük ölçüde iyileştiğini, burada ayrıca daha evvel davalılar tarafından uygulanan teşhis ve tedavilerin eksik ve yanlış olduğu hatta durumunu daha da kötüleştirdiğinin ortaya çıktığı, çocuk yaştaki davacı, davalıların yanlış teşhis ve tadavi yöntemleri nedeniyle 6 ay boyunca yürüyemediğini, eğitiminden ve her türlü sosyal yaşantısından geri kaldığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalılardan ... bir kamu tüzel kişisi olup kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Dava konusu olayda, idarenin hizmet kusuru olduğu ileri sürülmüştür. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince ilgili idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalılardan ... yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı, bacağındaki ağrılar nedeniyle gördüğü tedavi ve geçirdiği ameliyatların hatalı olduğunu ve durumunu daha da kötüleştirdiğini ileri sürerek maddi ve manevi zararlarının tahsili istemine yönelik eldeki davayı açmıştır. Mahkemece adli tıp raporu dikkate alınarak hekimlere yüklenebilecek atfı kabil bir kusur olmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davalılardan ..."ın vermiş olduğu hizmet Devlet hastanesinde görev yaparken verdiği hizmettir. Anayasanın 129. maddesinin beşinci fıkrasında “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmü,Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde ise “ Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir."" hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece Anayasa"nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesi gereğince davalı ... yönünden bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, az yukarıda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması usulün 438/son maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin kararının gerekçesi yönünden düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.