22. Hukuk Dairesi 2017/25483 E. , 2019/22259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı döneme ilişkin olarak hak kazandığı ve kullanmadığı yıllık izin ücretlerinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte ödenmediğini ileri sürerek, ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, husumet itirazında bulunduklarını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesine göre işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53/3’üncü maddesi uyarınca mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmayacağından mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz.
İşçinin mevsimlik dönemde geçen kıdemi, daha sonra izne hak kazandığı dönemde izin süresinin belirlenmesine esas kıdeminin tespitinde dikkate alınmalıdır.
Yapılan iş mevsimlik değil, ancak işçi aralıklı çalıştırılmış ise mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
Kanun koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi, çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur. Ne var ki, özellikle işçinin her yıl 11 ay civarında çalıştırılması ve kısa bir askı süresinden sonra yeniden çalışmaya devam etmesi, diğer bir ifade ile yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma hâlinde, anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınması gerekmektedir. 11 ayı aşan çalışmalarda ise, yılın kalan bölümünde dinlenme hakkının gereğinin yerine getirilmesi için gereken süre bulunmadığından, 11 ayı aşan çalışmalarda çalışma şeklinin mevsimlik iş olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu çeşit bir çalışmanın mevsimlik olarak değil, fasılalı çalışma olması nedeniyle ve mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile işçinin izne hak kazandığı kabul edilmelidir.(Yargıtay HGK’nın, T. 04.07.2018, E. 2015/(7)22-905, K. 2018/1325 sayılı kararı)
Somut olayda davacı, kadroya geçirildiği 2001 yılından önceki mevsimlik işçilikte geçen çalışma süresine ilişkin yıllık izin ücreti alacağının tahsilini talep etmiş, mahkemece 14.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda hesaplanan yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 1989,1999,2000 yıllarındaki çalışma süresinin 330 günü aştığı belirlenerek, davacının bu yıllarda yıllık izne hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Davacının çalışma süresinin 330 günü aşması halinde, artık mevsimlik çalışmadan söz edilemeyeceğinden, bu halde davacının yıllık izin ücretine hak kazanacağı sonucuna varılması isabetlidir. Ancak hükme esas alınan raporda, 330 günün hesabında (her yılın ilk günü ile son günü arasındaki süre şeklinde) takvim yılının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. 4857 Sayılı İş Kanununun 53/1 maddesinde, yıllık izne hak kazanma yönünden gereken bir yıllık sürenin hesabında işçinin işe başladığı günün esas alınacağı açıkça ifade edilmiştir. Mevsimlik çalışmalarda istisnai olarak bir yıl içinde 330 gün çalışılmasının yeterli kabul edilmesi, bu kuralı değiştirmez. Bir diğer ifade ile mevsimlik çalışmada yıllık izne hak kazanma yönünden de, 330 günlük sürenin hesabında işçinin işe başlama tarihine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bu bakımdan somut olayda, davacı işçinin işe başlama tarihi yerine, 01/01/1989 - 31/12/1989, 01/01/1999 - 31/12/1999, 01/01/2000 - 31/12/2000 tarihleri arasındaki birer yıllık dönemde, çalışma süresinin 330 günü aştığının kabulü ile yıllık izin ücreti hesaplanması yerinde görülmemiştir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ilk işe başladığı tarihin 01.06.1982 tarihi olduğu belirtilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde bildirdiği işe başlama tarihinin 1986 yılı olduğu da dikkate alınarak, davacının ilk işe başladığı tarih taleple bağlı kalınarak doğru şekilde belirlenmeli, bu tarih başlangıç kabul edilerek her bir yıllık dönemde 330 günün aşılıp aşılmadığı ayrı ayrı belirlenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu bu yönüyle hatalı olup, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.