13. Hukuk Dairesi 2015/39082 E. , 2017/3247 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ve davalı tarafdan gelen olmadığından incelenmenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, aleyhinde dava dışı son hamil tarafından kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak bononun keşidecisi olduğunu, davalının ise lehtar olduğunu, bononun davalı ile imzalanan 23.09.2012 tarihli sözleşme kapsamında verildiğini, bu sözleşme ile Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/413 ve 415 Esas sayılı davalarına konu parsellerdeki davalıya ait hisselerin kendisine devri, karşılığında satıcı davalıya yapılacak ödeme ve sair şartlar ile davalının bu dava dosyalarından feragat durumunun düzenlendiğini,sözleşmenin bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, bononun sözleşmeye istinaden verildiğini ve bonodaki rakamın cezai şart olarak kararlaştırıldığını, ancak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından sözleşme gereği konulan cezai şartın da geçersiz olduğunu, sözleşmeden sonra tekrar uyuşmazlığa düştüklerini, davalının 2011/413 E sayılı dosyadan feragat etmediğinden davanın kaldığı yerden devam ettiğini, sözleşmenin konusuz kalması karşısında cezai şart olarak öngörülen 1.000.000,00 TL"lik senedin davalı uhdesinde kaldığını, davalının senedi dava dışı şahıslara ciro ettiğini ileri sürerek; İstanbul 9. İcra Müdürlüğü"nün 2012/21663 E sayılı icra takibine dayanak 10.10.2012 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki taşınmaz satım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen bononun dava dışı şahıslara ciro edilmesi nedeniyle başlatılan takibe dayanak bono dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Taraflar arasındaki temel ilişki taşınmaz satım sözleşmesi olup, uyuşmazlık bonodan değil, taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taraflar tacir olmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşme de ticari satım sözleşmesi değildir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK"nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Anılan yasa hükümleri gereği, davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re"sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.