19. Hukuk Dairesi 2016/14471 E. , 2017/7083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili, davalının icra takiplerine konu ettiği bonoların ... 32.İcra Müdürlüğünün 2007/15306 Esas sayılı dosyasına konu olan borca karşılık verilmiş 6 adet bonodan son iki tanesi olduğunu,bu icra dosyasına ödemeler yapıldığını ve dosya borcunun tamamına yakını faizi ile birlikte ödemek zorunda kalındığını, icra dosyasına yatırılan paraları alan davalının bu 6 adet bonoyu vadeleri geldiği halde icraya koymadığını ve elinde tuttuğunu,6 adet bononun 5 tanesinin zamanaşımına uğradığı 15/12/2011 tarihinde davalının... 25.İcra müdürlüğünün 2011/14975 esas sayılı dosyası ile zamanaşımına uğramamış sonuncusunu ve 2011/14976 Esas sayılı dosyası ile zamanaşımına uğramış bir tanesini takibe koyduğunu, bonolardaki düzenleme tarihlerinin sonradan yazıldığını, müvekkili şirketin şu anda tasfiye halinde olup herhangi bir ticari faaliyeti ve malvarlığının bulunmadığını belirterek... 25.İcra Müdürlüğünün 2011/14975 Esas sayılı dosyasına konu olan 30/12/2008 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bonodan dolayı müvekkillerinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların beyanlarını doğrulayacak herhangi bir protokol , yazılı bir belge ile ilgili delil sunmadığını, takibe konu olan bononun ..."in müvekkiline olan başkaca borçları için verildiğini, bu bononun icra dosyası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını,davacının müvekkilini oyalayarak zaman kazanıp şirketini tasfiye sürecine soktuğunu, davacının... 32.İcra Müdürlüğünün 2007/15036 E.sayılı dosyasından halen 73.000,00 TL civarında borcu bulunduğunu,borcu ödeyeceğini taahhüt ettiğini ancak yerine getirmediğini,davacıların iddiasını yazılı olarak kanıtlamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında ticari ilişkiyi ispat eder şekilde tarafların ticari defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının takibe konu senetlerin daha önce yapılan icra takibindeki borç için verilmediğini, davacının başka bir borcu için verildiğini iddia ederek ispat külfetini üzerine aldığı, davacı ile aralarında başka bir ticari ilişki olduğuna dair herhangi bir yazılı belge ve delili dosyaya sunmadığı, ispat külfeti üzerine düşen davalıya iddiasını ispat zımnında davacıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatıldığı, davalının yemin teklif etme hakkını kullanmadığı gerekçesiyle davacı ... açısından icra takibine konu olan 30/12/2008 vadeli 50.000 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetle icra takibi yaptığı ispat edilemediğinden, davacının tazminat talebinin reddine, Tasfiye Halinde ... Ltd.Şti.hakkında açılan davanın ise taraflarca takip edilmeyeceği bildirildiğinden, bu davalı hakkında açılan davanın HMK.nun 150.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, koşulları bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18/10/2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Lehine hüküm kurulan davacı ... dava konusu bonoda keşideciye aval veren avalist konumundadır.
TTK"nun 778/3 maddesi ve TTK"nun 702/2 maddesi gereğince; bonoda, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksanlıktan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhütü geçerlidir.
Şu halde yerel mahkemece davacı ..."in avalist olduğu üzerinde durulup buna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın bu davacı yönünden kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıkladığım nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan saygıdeğer çoğunluğun onama görüşüne muhalifim. 18.10.2017