10. Hukuk Dairesi 2016/15880 E. , 2019/1960 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 22.07.2008 tarihli iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan gelir 26.491,85TL, sosyal yardım zammı 131,62TL, geçici iş göremezlik ödemesi 679,81TL, tedavi masrafları 9.461,89TL olmak üzere toplam 36.765,17 TL kurum zararının kusur ve miktar bakımından bakiyeyi talep ve dava hakkı saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 7.353,00TL’sının tahsilini talep etmiş, 14.03.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 10.649,39TL gelir, 271,92TL geçici iş göremezlik ödemesi, 9,60TL tedavi masrafının tahsilini talep etmiş, bozma ilamı sonrası sunulan ıslah dilekçesinde ise kurum zararının %80 karşılığı 29.412,14TLsını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ıslah etmiş, ilk ıslah dilekçesinde maddi hataya düşüldüğü belirtilmiştir. Mahkemece; 10.649,39TL gelir, 271,92TL geçici iş göremezlik ödemesi, 9,60TL tedavi masrafının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup, verilen karar 08.09.2015 tarihli ilamla onanmıştır.
Eldeki davada, Kurumca aynı iş kazası nedeniyle bakiye kalan ve ilk davada hüküm altına alınmayan 11.128,18TL kurum zararının tahsili istenmiş, Mahkemece, kesinleşen ilk davada ıslah dilekçesi uyarınca karar verildiği, iş bu davaya konu taleplere ilişkin hüküm kurulduğu ve kesinleştiğinden davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş ise de verilen karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Kısmi dava, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın veya hakkın tamamının değil de, belirli bir kısmının talep edilerek açıldığı davalardır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya ""kısmi dava"" denir.
Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve E:2003/4-260, K:271 sayılı kararı; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.Medeni Usul Hukuku, 12.Bası, s.320; Kuru/Arslan/Yılmaz:Medeni Usul Hukuku, 22.Bası, s.286).
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 109’uncu maddesinde ise kısmi dava ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre;
“(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklindedir.
Maddenin birinci fıkrasında, kısmi dava kurumunun ne zaman işlerlik kazanabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde, talep konusu niteliği itibarıyla bölünebiliyor ise onun sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün olacaktır. Alacağın tamamı aynı hukuki ilişkiden doğup, şimdilik sadece bir kesimi dava ediliyorsa kısmi davadan söz etmek gerekecektir. Bu dava çeşidine müracaat edebilmek için talebin konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olması gerekir.
Anılan maddenin ikinci fıkrası “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.” şeklindeyken 01.04.2015 tarih 6644 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına ilişkin bir kayda yer verilmemiş olmasının, dava dışı tutulan kesim bakımından feragat edilmesi anlamına gelmeyeceği hususu açıkça hüküm altına alınmış, bu konudaki suskunluğun ileride ek dava açma imkânını ortadan kaldırmayacağına işaret edilmiştir. Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmişse, bu durumda feragat nedeniyle alacak da zaten sona ermiş olacağından ek dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün bir alacaktan söz edilemeyecektir.
Eldeki davada, davacı Kurumca kesinleşen ilk davada kısmi dava açılmış olup, dava dışı tutulan miktardan açıkça feragat edilmediği, Mahkemeye sunulan ikinci ıslah dilekçesinin dikkate alınmadığı gibi bu talebe yönelik olarak da açıkça verilen red kararı da bulunmaması karşısında, HMK’nun 109. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kurum zararının %60 kusur karşılığının bakiye kalan kısmının talep edilebileceği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.