10. Hukuk Dairesi 2016/16949 E. , 2019/1924 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne, ek karar ile davacı Kurum vekili tarafından temyiz yolundan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından ve sonrasında temyizden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede, HUMK 434/3 maddesi gereğince 7 günlük süre içerisinde temyiz masraflarını mahkeme veznesine yatırması aksi halde temyiz talebinde bulunmaktan vazgeçmiş sayılacağı yönündeki ihtarın 25.07.2016 tarihinde, dosya kapsamında yer alan vekaletnamede adı geçen, davacı vekili Av. ...’ya tebliğ edildiği ve masrafların süresi içerisinde yatırılmadığı belirgin olduğundan, temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına dair 18.08.2016 tarihli ek kararın ONANMASINA,
2-)Asıl hükme ilişkin yapılan temyiz incelemesine gelince;
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Davacının, 16.04.2007 tarihinden 14.11.2011 tarihine kadar davalı şirketler bünyesinde başaşçı olarak çalıştığını, iş akdine son verilmeden önceki maaşının 2.300,00 TL olduğu halde SGK’na eksik prim ödendiğini belirterek, bu süreler içerisinde davalı şirketler bünyesinde çalıştığının tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin yatırılmasına karar verilmesini talep ettiği davada, Mahkemece, hükme dayanak kılınan bilirkişi raporuna itibarla, dosya kapsamında mevcut davacıya ait hizmet döküm cetveli ve hizmet belgeleri nazara alınarak, davalı şirketler bünyesinde çalıştığı süreler ayrıştırılmak suretiyle, sigortasız olarak çalıştığı günlerin tespiti ile Kurum kayıtlarında gösterilen ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmesine karşın, davanın tam kabulü şeklinde hüküm kurulması, hükmü kendi içinde çelişkili kılacağından, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde çelişkili hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, sair hususlar incelenmeksizin, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.