Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2017/11896
Karar No: 2019/1208
Karar Tarihi: 24.01.2019

Taksirle öldürme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/11896 Esas 2019/1208 Karar Sayılı İlamı

12. Ceza Dairesi         2017/11896 E.  ,  2019/1208 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
    Suç : Taksirle öldürme
    Hüküm : 1- Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı TCK"nın 85/2, 62. maddeleri gereğince mahkumiyet
    2-Sanıklardan ..., ... ve ...hakkında ayrı ayrı TCK"nın 85/2, 62, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet

    Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, katılanlar vekili, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiilerinin, katılanlar vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 14.11.2013 tarih 2012/21104 esas 2013/25712 karar sayılı ilamında belirtilen “... ilçesinde bulunan ...Madencilik A.Ş.’nin uhdesinde bulunan İR ... (sicil ...) sayılı ruhsat ve işletme sahasında faaliyet gösteren yer altı kömür ocağında 10.12.2009 günü saat 19.30 sıralarında grizu patlaması ile birlikte oluşan göçükler sonucunda ondokuz işçinin kurtarma çalışmaları sonucunda 13.12.2009 tarihinde ölü olarak çıkarıldığı olayda, sanık ..., ... ve ...’ın ... Anonim Şirketi yetkilileri olduğu, sanık ..."ın maden mühendisi, A sınıfı iş güvenliği uzmanı olduğu ve 20.02.2007 tarihli sözleşme uyarınca ocağı taşeron olarak işlettiği, sanık ..."in, maden mühendisi olup daimi nezaretçi ve teknik nezaretçi olarak görev yaptığı ve aynı şirketin şube müdürlüğü görevini de yürüttüğü, sanık ..."ın ise ocak şefi olarak görev yaptığı, ocağı 1995 yılına kadar ..."ın kendi adına işlettiği, sanık ..."ın 1985 yılından 1995 yılına kadar sanık ..."a bağlı olarak maden mühendisi olarak çalıştığı, 1995 tarihinden itibaren 5 er yıllık sözleşmeler ile sanık ..."in taşeron olarak işlettiği, taşeron ..."ın 20.02.2007 tarihinde yapılan son sözleşme ile açık ocakta kömür üretimi ve lağım açma işleri ile görevlendirildiği,
    Sözleşmede belirtilen iş konuları arasında yeraltı madeninden kömür üretimi bulunmamakta ise de yeraltı madeninden kömür üretiminin de... A.Ş. tarafından taşerona yaptırıldığı, sözleşmeye göre taşeronun "işletme müdürlüğü, maden mühendisleri, işletme şefleri, muhasebe ve pazarlama şefi, makina şefliği, idari personel kadrosunu kurarak işletme sevk ve organizasyonunu kuracağı, bu ekibin işletmenin bütün planını, araştırmasını, mübayenesini ve ödemelerini yapacağı, taşeronun ocağa ait kararların uygulanması, planlanmasında, teknik kontrollerinde, yapılması gereken işlerde ve denetiminde sırasıyla işletme müdürü, maden mühendisliğine ve işletme şefine bağlı" olacağının düzenlendiği, bu durumun taşeronun hür iradesi ile işletmeyi yönetemediğini gösterdiği, ... A.Ş"nin taşeronu yönlendirdiği, işi tarif ve dikte ettiği,
    ...A.Ş. tarafından taşerona verilmiş yazılı bir aylık programın bulunmadığı, sözleşme tarihi olan 20.02.2007 tarihinden sonra ... Madencilik A.Ş.’nin 27.07.2007 tarihli şirket yönetim kurulu kararında ocakta azletme ve atama ve görevlendirme yetkisini kullandığı, işyerinin işveren olarak ... adına denetim gördüğü, tüm işçilerin ..."ın işçisi olduğu ve maaşlarını ..."dan aldığı ancak çıkarılan kömürün... A.Ş."ye ait olduğu ve satışı şirketin yaptığı, ..."ın taşeron hizmeti karşılığı ..."e fatura kestiği, ocaktaki tüm giderlerin ... A.Ş. tarafından ödendiği, işçi maaşları ve sigorta ücretlerinin şirket banka hesabında işlem yapmak üzere vekaletnamesi bulunan ... tarafından kendi hesabına aktarma yapılarak ödendiği, ..."ın şirkete fatura kestiği, dosyadaki belgelerden ve muhasebeci tanık ..."un 18.12.2009 tarihinde Savcılık huzurunda alınan beyanlarından anlaşılmakta olup, tüm bu tespitler aslında.. A.Ş ile taşeron ... arasında organik bağın sürdüğü,
    ...A.Ş ile ... arasındaki ilişkinin taşeronluktan öte bir ilişki olduğu resmi yazışmalardan da anlaşılmakta olup; madenin taşeron tarafından işletildiği tarihte, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı... Bölge Müdürlüğüne yazılan 27.06.1996 tarihli 711 sayılı yazı bizzat ...Madencilik tarafından imzalanmış ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan denetime ilişkin 14.02.2008 tarihli tutanak, ... tarafından işveren vekili, işletme müdürü sıfatıyla imzalanmıştır. Ocağın işletilmesiyle ilgili nihai kararların da ...A.Ş. yönetim kurulu tarafından alındığı, şirketin 27.07.2007 tarihli yönetim kurulu toplantısında şirketin ... Şubesi müdürü olan ..."ın azledilip maden mühendisi ..."in söz konusu sahaya teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi olarak atandığı, ocağın sevk ve idaresinden sorumlu müdür olarak tayin edildiği, harcama yetkisi verildiği, bu itibarla da teknik ve daimi nezaretçi, aynı zamanda sorumlu müdür olan ..."in, 3213 sayılı Maden Kanununa ve 4857 sayılı İş Kanununa göre, kendisini atamış bulunan ... A.Ş."ye karşı sorumlu olduğu,
    Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ocağın, iş sahibi... A.Ş"nin emir ve talimatları doğrultusunda işletildiği,... A.Ş ile ... arasında imzalanan Taşeron Sözleşmesinin 3.1. maddesine göre "Taşeronun çalışma programını iş sahibi kendisine her ay bildirecek ve taşeron bu programın dışına çıkamayacaktır." Bu durumda taşeronun tamamen bağımsız karar veremediği; ocağın neresinde ayak açılacağına, ne zaman ve ne şekilde açılacağına, nasıl kömür üretimi yapılacağına,yeraltı işletmesinin tümünün veya kömür üretilen ayakların ne şekilde havalandırılacağına, nefeslik bağlantısı yapılıp yapılmayacağına (ayağın kör/küldesak mı çalıştırılacağına), hangi tip ve hangi kapasitede havalandırma tesisatı kurulacağına tamamen bağımsız olarak karar veremediği, ..."ın bağımsız işletici veya bağımsız taşeron olmadığı,
    Maden İşleri Genel Müdürlüğü"nün 27.08.2010 tarihli yazısı ile ocağın havalandırma projesinin grizulu ocağa göre revize edildiği, revize edilen havalandırma projesinin ruhsat sahibi tarafından 19.01.2007 tarihinde Genel Müdürlüğe sunulduğu ve uygun bulunduğu belirtilmiş olup; ocak, 19.01.2007 tarihinden itibaren ... (... Genel Müdürlüğü) tarafından resmen "grizulu ocak" statüsüne alındığı, durumun ... A.Ş tarafından bilindiği, ocakta, teknik (fenni) nezaretçiyi, daimi nezaretçiyi ruhsat sahibinin atanması ve ..."e bildirilmesi, işletme projesini, havalandırma projesini ..."e ruhsat sahibinin sunması, onay alması, yıllık faaliyet raporunu ..."e vermesi hususları dikkate alındığında, ocağın mevzuata uygun çalıştırılmasından ve ruhsat sahasındaki faaliyetlerden Maden Kanunu kapsamında ruhsat sahibi Bükköy A.Ş. yetkililerinin de sorumlu olduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    ... A.Ş. ruhsat sahibi olduğu sahanın işletilmesi işini taşeronluk sözleşmeleri ile ..."a vermiş gözükmekte ise de, ..."ın daha önce ...A.Ş. de 10 sene boyunca maden mühendisi olarak istihdam edilmesi karşısında; İş Kanununun 2/7. maddesinde düzenlenen "... daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkin kurulumaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek asıl işverenin isçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez." hükmüne göre ...A.Ş. ile ... arasındaki taşeronluk sözleşmesinin geçerliliği de ayrı bir hukuki değerlendirme konusudur.
    Bu açıklamalar doğrultusunda; iş sahibi... A.Ş. yönetim kurulunun işletmeye ilişkin yetkisinin bulunduğu, meydana gelen grizu patlamasını önleyecek tedbirlerin alınmamasından, mevzuatın öngördüğü usul ve esaslara aykırı bir şekilde ocağın faaliyetine devam ettirilmesinden, ilgili kurum ve kuruluşların kazadan önce belirlediği eksikliklerin giderilmemesinden... ile birlikte ... A.Ş yetkilisi sanıkların da sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
    Konuyala ilgili olay tarihinden önce yapılan denetimlerde düzenlenen raporlarda özetle;
    13.11.2006 tarihli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından mahallinde yapılan tetkik ve tespit raporunun 4.maddesinde "Ocak havalandırma defterinin tetkik edilmesi neticesinde, 29.10.2005 tarihinde yapılan gaz ölçümünde ocakta metan gazının tespit edildiği, Maden ve Taş Ocakları İsletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İs Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük"ün 176. maddesi gereği "ocağın grizulu ocak olduğu" belirlendiği, bu nedenle "havalandırma ve alınacak bütün diğer is güvenliği tedbirleri" buna göre belirlenerek, ocak genel havalandırmasının, nefeslik başına kurulacak ana aspiratör ile mekanik olarak yapılması, antigrizu ve/veya kendiliğinden emniyetli ocak içi elektrikli ekipmanlarının kullanılması ve mevzuatta öngörülen ilgili diğer tedbirlerin alınması gerektiği, ocaktaki üretim çalışmalarına, ancak bundan sonra başlanmalıdır..." tespiti yer aldığı, bilahare kömür işletme izni verildiği,
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 01.03.2008 tarihli teftiş raporunda; grizu ve kömür tozu tehlikesi bulunan ocaklarda kullanılacak bütün elektrikli aygıtların alev sızdırmaz nitelikte olması gerekirken yeraltında bulunan aydınlatma lambalarının sağlam ve koruyucu içine alınmadıkları, desandre içinde cep olmadığı, desandre ve üretim bacalarında kırık bağlar bulunduğu,
    09.06.2009 tarihli teftiş raporunda; "cebri havalandırma sisteminin kurulmadığı, havalandırma planında hava ölçüm istasyonu, hava kapıları, hava akış yönü, barajların yerleri, pervanelerin kapasiteleri ve çalışılan yerlere gelen hava miktarlarının gösterilmediği, tahkimat yönergesi olmadığı, pervanelerin bulunduğu bölümlerde paratoner bulunmadığı, işçilerin CO maskesi taşımadığı, ocaklarda her vardiyada gaz ölçümü yapılarak havalandırma defterine yazılmadığı, sürekli gaz ölçümü yapan ve sesli ikaz veren gaz ikaz cihazı olmadığı" tespitlerine yer verildiği,
    Anlaşılmış ve şirket uyarılmıştır.
    Kazanın meydana gelmesinden sonra bilirkişi heyetlerinden alınan raporlarda özetle;
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğünce görevlendirilen heyetçe yerinde inceleme sonucu hazırlanan 13.12.2009 tarihli raporda; "işletme projesinde kazı alanının hazırlanması damar içinde bir başyukarı veya yatay bir galeri sürülür, daha sonra klavuz sürülerek nefeslikler birbirine bağlanır" ifadesine rağmen nefesliklerin birbirine bağlanmadığı, havalandırma projesinde, ana hava girişinin(temiz hava) üretim panolarını dolaşarak ana nefeslikten çıkacağı belirtilmesine rağmen, kısa devre yaparak çıktığı, üretim panolarının cebri olarak havalandırıldığı görüldüğü, temiz havanın projesinde görüldüğü gibi panoları dolaşarak nefeslikten çıkması gerektiği, belirtilerek eksikliklerin giderilmesi dışında her türlü üretime yönelik faaliyetlerin Maden Kanunu 29. maddesi gereği 6 ay süre ile durdurulmasının önerildiği,
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulunun 14.12.2009 tarihli ön raporunda; havalandırmanın yetersiz olduğu 15-20 cm çapında tüplerle yapıldığı, en az 30-40 cm çapında olması gerektiği, gaz ölçümünün manuel yapıldığı, buna da yeterli şekilde riayet edilmediği, daha önceki denetimlerde istenmiş olan erken uyarı sisteminin kurulmadığı, kabloların elektrik panolarının antigrizulu olmadığı, tahkimatın yetersiz olduğu, CO maskelerinin kullanılmadığının tespit edildiği, 6-7 Ocak 2010 tarihli asıl raporda ise ön raporda belirtilen tespitler tekrar edilerek havalandırma defterinde kazadan önceki 10"ar günlük sürede yapılan son üç ölçümde ve daha önceki ölçümlerde metan gazı oranının 0(sıfır) gösterildiği, ayakta havalandırmanın yetersiz olduğu, 25.08.2009 tarihinden sonra işbaşı yapan 8 içinin iş güvenliği eğitimi aldığına dair katılım belgesi olmadığı, işverenin ocak içerisindeki çalışmalarda her aşamada denetim, izleme ve gözetim görevini gereği gibi yerine getirmediği tespitlerine yer verilerek işverenin % 70 kusurlu olduğu, lağım atımında güvenli ve emniyetli olan ateşleme cihazı (manyeto) kullanmayan, lağım atım sırasında üretim panosundaki (ayaktaki) işçileri emniyetli yere çektirmeden, ateşleme emniyetini sağlamadan ateşleme yapan ölen vardiya çavuşunun % 30 kusurlu olduğu,
    15.12.2009 tarihinde kaza yerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan teknik bilirkişi heyet raporunda; ayakta hava dönüş yolu bulunmadığı, kapalı-kör baca denilen üretim ve havalandırma yöntemi tercih edildiği, vantüplerin dar (12 cm kesitli tarımsal sulama faaliyetlerinde kullanılacağı tahmin edilen) ve yetersiz olduğu, en az 40 cm çapında olması ve anayolda vantilatör gerisinde havalandırma kapıları bulunması gerektiği, havalandırma planı bulunmadığı, gazları otomatik ölçebilen merkezi uyarı ve algılama sistemi görülmediği, çalışan makine ve teçhizatla ilgi ekipmanların antigrizu özellikte olduğuna dair belgelere rastlanmadığı, ocak idarecilerinin denetimi düzenli olarak yapmadıkları, grizu vardiyası öncesinde gaz ölçüm kayıtlarına rastlanmadığı, gaz ölçümlerinin emniyet defterine yaklaşık 3-10 gün aralıklı olarak kaydedildiği, işletmenin fiziki şartlarının genel olarak iyi olmadığı, üretim, nakliyat, havalandırma bakımından madencilik uygulamaları açısından emniyet tedbirlerine yeterince uyulmadığı tespitlerine yer verilerek; yer altı kömür ocağında çalışacak mühendisleri atama ve azletme yetkisiyle birlikte, sözleşme ve şartnamelerle çalışmanın denetlenmesi sorumluluğunu da üstlenmiş olduğu anlaşılan yönetim kurulunun başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı, işletmeci ile teknik nezaretçi, ayrıca ocak şefi sıfatını taşıyan görevlilerin bu iş kazasının asli sorumluları oldukları, ocak şefi sanık ..."ın ise tali kusurlu olduğu,
    05.10.2010 tarihli... Maden Fakültesi öğretim üyesi bilirkişi heyet raporunda, olayın nedeninin yeraltı kömür madenciliğinde hayati önem taşıyan konularda teknik ve idari önlemlerin alınmamış olduğu, bu önlemlerin alınmasının ise asıl işveren, taşeron ve ocağın teknik olarak denetimini yapan elemanlarının sorumluluğunda olduğu, taşeron sözleşmesi hükümlerinin ... A.Ş. yönetim kurulunun ocağın idaresi ve ocakla ilgili kararların alınmasında söz sahibi olduğunu gösterdiği, şirketin yönetim kurulu üyelerinin alt işveren ile birlikte asli kusurlu olduğu,
    24.05.2011 tarihli... öğretim üyesi bilirkişi heyet raporunda ise özetle; ocak havalandırmasının yetersiz ve yönteminin hatalı olduğu, bu duruma ise çalışma programını tayin ve dikte eden kurumun neden olduğu, hava ölçme emniyet defteri"nde 05.12.2009 tarihinde yapılan ölçüm sonuçlarında, metan gazı sıfır yazılmış olduğu, ocakta gaz ölçümünün yapılmadığı, küldesak çalışma yapıldığı, güvenli ateşleme cihazı kullanılmadığı, antigrizulu ekipman kullanılmadığı, işçilerin eğitiminin eksik olduğu, işçilerin karbonmonoksit maskelerini taşımadıkları, ses ışık uyarısı yapan metan dedektörü veya sürekli gaz ölçümü yapan ve bir merkezden izlenebilen otomatik kontrol sistemi bulunmadığı, zaman zaman grizu biriktiğinin yetkililer tarafından bilinmekte olduğu ve sonuç olarak kazanın; işletmede küldesak (havalandırma bakımından kör ve acil durumda kaçış imkanı bulunmayan) ayak çalıştırılması, ... madde 179"da belirtilen "havalandırma esas itibariyle aşağıdan yukarı doğru yapılır” hükmüne ve ... madde 180"de yasaklanan "hazırlık işleri veya grizu birikimlerini dağıtmak amacıyla yapılan işler dışında, bölmeyle veya borularla havalandırma yasaktır” hükmüne aykırı davranılmış olması, ... madde l60"da zorunlu kılınan "işçilerin çalıştırıldığı bütün yeraltı işyerlerinde, çalışma koşullarını ve işçilerin çalışma yeteneklerini korumaya, hava sıcaklığının sağlığa zararlı düzeye yükselmesini önlemeye, grizu ve diğer zararlı gaz ve dumanları zararsız bir orana indirmeye yeterli, sürekli, güvenlik gereklerine uygun, temiz hava akımı sağlanır. Bunun için üretime başlanmadan önce, her ocakta, uygun bir havalandırma sistemi kurulması zorunludur” hükmüne aykırı biçimde yeterli havalandırma tesisatının kurulmamış olması, grizu birikimine neden olunması; her ateşlemede lağım deliklerinin doldurulmasından önce ve doldurulduktan sonra ancak ateşlemeden önce metan gazı ölçümlerinin yapılmaması nedeni ile metan gazı artışının tespit edilememiş bulunması, ... madde 35"te "Grizulu ve kömür tozlu ocaklarda grizuya karşı güvenlikli elektrikli ateşleme aracı kullanılacaktır” hükmü bulunmasına karşın bu hükme aykırı biçimde ateşleme işleminin pil ile yapılmış olması nedenleriyle, asli-tali ayrımı yapılmadan sanıkların ayrı ayrı kusurlu oldukları,
    Tespitlerine yer verildiği izlenmiştir.
    02.03.2009 onay tarihli teknik nezaretçi defteri incelendiğinde havalandırma ile ilgili herhangi bir sorundan söz edilmediği, havalandırma ve gaz ikaz cihazı gereksinimi belirtilmediği, metan gazı ölçümlerinin her ölçümde 0(sıfır) olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; İlk derece mahkemesi tarafından sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan hükmedilen 22.12.2011 tarih, 2010/113 Esas, 2011/592 sayılı karar, sanıklar müdafiileri ve sonradan temyizden feragat eden katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, inceleme yapan Dairemiz "meydana gelen olayda olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiği" gerekçesiyle sonuç cezanın süresi itibariyle sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutularak bozulmasına karar vermiştir.
    İlk derece mahkemesi bozma ilamına uymuş ve delil toplamaya devam etmiştir.
    Bozma ilamından sonra alınan, 21.03.2016 tarihli ... bilirkişi heyet raporunda özetle; ruhsat sahibi ... A.Ş"nin maden mühendisi ..."i teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi olarak atadığı, ayrıca sahadaki kordinasyonu ve denetimi sağlamak üzere işletme müdürü olarak da görevlendirdiği, ocağın 15 günde bir teknik nezaretçi kontrolünün yapılmasını ve önerilerin "Teknik Nezaretçi Defteri"ne yazılmasını sağladığı, Teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi olan maden mühendisi ... tarafından "Teknik Nezaretçi Defterine" alınması gereken eksik bir önlem yazılmadığı, ruhsat sahibinden herhangi bir ekipmanın temin edilmesi istenmediği, ruhsat sahibi... Madencilik A.Ş"nin Maden Kanununa uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirdiği, kazanın üçüncü kişilerin (ölen ateşçi ... ve ölen vardiya nezaretçisi ...) görevlerini ihmal etmeleri ve ateşlemeleri güvenlik kurallarına uymadan yapmaları nedeni ile meydana geldiği, ocağı denetleyerek alınması gerekli güvenlik önlemlerini saptama görevinin maden mühendisi teknik nezaretçi ..."e, belirlenen önlemlere ve iş güvenliği mevzuatına göre gerekli uygulamaları yapma, işçilerin verilen talimatlara göre çalışma yapıp yapmadıklarını denetleme görevinin ise daimi nezaretçi ve sorumlu müdür olarak yine ... ve ocak şefi ..."a ait olduğu tespitleri yer almıştır. Bu noktaya kadar ortak kanaat belirten bilirkişi heyeti, ..., ..., ..."ın sorumluluğu hakkında farklı görüşler ortaya koymuş olup; hukukçu bilirkişi Prof. ..."a göre "asıl işveren alt işveren ilişkisinde asıl işveren ocağın başında bulunmasa da ocağın mevzuata uygun çalışmasından sorumlu olduğu, işletme müdürü atamaları, ocağın işletmesini başkalarına devretmelerinin şirketi sorumluluktan kurtarmayacağını, sanıklar ..., ..., ..."ın taksirli olduğu" şeklinde görüş bildirirken,... maden fakültesi öğretim üyesi iki bilirkişiye göre ise, "ocağın tekniğe uygun ve güvenli bir şekilde işletilmesi için, Maden Kanunu ruhsat sahibine, maden mühendisi teknik nezaretçi-daimi nezaretçi atama, atanan teknik nezaretçi"nin de 15 günde bir yapacağı kontroller sonucu önerilerini Teknik Nezaretçi Defteri"ne yazma zorunluğu getirdiğini, Maden Kanunu gerekleri ruhsat sahibi şirket tarafından yerine getirildiği, teknik nezaretçi defteri"nde herhangi bir eksiklikten bahsedilmediği, gerek teknik nezaretçi, gerekse taşeron tarafından asıl işveren... Madencilik A.Ş."den herhangi bir istekte bulunulmadığından şirket yetkililerinin cezai sorumluluğu bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
    Bunun yanında... A.Ş yetkililerinin meydana gelen kazada sorumluluğu olmadığına dair bilirkişilerden alınan görüş yazılarının, ilgili kurumların kazanın meydana geldiği maden ocağında yaptığı teftişlere ilişkin teftiş raporlarının dosyada mevcut olduğu görülmüştür.
    Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde tanık ifadeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş müfettişi raporları, teknik inceleme raporları ve bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, yapılan denetimlerde noksanlıklar belirlendiği halde uyarıları dikkate almayarak aynı hatalı yöntemlerle çalışmaya devam eden ve madencilikte deneyimli olan sanıkların 2006 yılından beri işletmede metan gazı olduğunu bilmelerine rağmen bunu gözardı ederek, defterlerde bile bu hususa yer vermeyerek önceki denetimlerde defalarca istenmiş olan ocak gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sistemini kurmayarak, yeterli sayıda gaz ölçüm cihazı bulundurmayıp düzenli olarak kullanılmasını sağlamayarak, hatta basit ve ucuz olan vakvak tabir edilen uyarı aletini dahi temin edip kullandırmayarak, işletmede küldesak (havalandırma bakımından kör ve acil durumda kaçış imkanı bulunmayan ) ayak çalıştırılarak, ocak üretim mahalline yeterli temiz hava akımını sağlayacak sistemi kurmayarak, ocak içindeki kirli ve temiz havanın karışmasını ve ısının yükselmesini göz ardı edip; çapı en az 30-40 cm olması gerekirken, 10-15 cm çapında hava borularıyla havalandırma yaparak, dolayısıyla yeterli ve uygun düzeyde havalandırma sağlanamaması nedenleriyle grizu birikmesine neden oldukları, 19.01.2007 tarihinden itibaren Ocağın, ... (Maden İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından resmen "grizulu ocak" statüsüne alındığı ve bunun ...A.Ş yetkilileri tarafından bilinmesine rağmen, teknik nezaretçi defterinde metan gazı ölçümlerinin sıfır olarak gösterilmesi ve havalandırmanın normal olduğu belirtilmesi suretiyle gizlemeye çalıştıkları, bu nedenle idarenin denetimini de önledikleri, ocak içinde her vardiyada her atım öncesi ve sonrası gaz ölçümü yaptırıp kayıt altına aldırmadıkları, her ateşlemede lağım deliklerinin doldurulmasından önce ve doldurulduktan sonra ancak ateşlemeden önce metan gazı ölçümlerinin yapılmaması nedeni ile metan gazı artışının tespit edilememiş bulunması, Maden ve Taşocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzüğü"n 35. maddesinde düzenlenen "Grizulu ve kömür tozlu ocaklarda grizuya karşı güvenlikli elektrikli ateşleme aracı kullanılacaktır” hükmüne rağmen lağım atımında güvenli ve emniyetli olan ateşleme cihazı(manyeto) yerine, kontrolsüz güç kaynağı olan pil ile patlatma yapıldığı, ocakta kullanılan tesisat ve ekipmanların antigrizulu ve yanmaya karşı dirençli olarak tesis ettirmedikleri, ocak içine işçilerin sigara sokmasını ve içilmesini engelleyemedikleri, çalışan işçilere işe başlarken ve devamında tamamına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verdirip belgelemedikleri, fiziki şartları kötü, üretim, nakliyat ve havalandırma bakımından emniyet tedbirlerine uyulmayan ocak işleterek meydana gelen sonuca kayıtsız kalıp kabullendikleri izlenmiştir.
    Olası kast, fiilin gerçekleşebileceği mümkün veya muhtemel bir şekilde “öngörülmesine” rağmen sonucun meydana gelmesinin göze alınması, adeta “olursa olsun” biçimindeki bir düşenceyle fiilin işlenmesidir. Basit taksir ise failin öngörülebilir bir neticeyi “öngörmeyerek” dikkate ve özen yükümlülüğüne aykırı bir hareketlefiili işlemesidir.
    Olayımızda ise öngörülmekle birlikte gerçekleşmeyeceği düşünülen ve istenmeyen bir neticeden bahsedilmeyeceği, defalarca yapılan tespitler ve uyarılara rağmen hatalı, eksik ve tehlikeli çalışma yöntemini sürdüren sanıkların kusurluluk düzeyinin taksir düzeyini aştığı anlaşılmaktadır. Bu şekildeki çalışma ile grizu patlaması olabileceğini öngörmelerine rağmen, patlamayı gerçek anlamda engelleyici nitelikte bir çalışma yapmadıkları, aksine mevcut tehlikeli durumu gizlemek suretiyle, "olursa olsun" düşüncesi ile hatalı ve hileli faaliyetlerine devam ettikleri; bu nedenle gerçekleşen bu neticeden olası kast hükümleri uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği ve olası kastla adam öldürme suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, sanıkların taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
    Bozmayı gerektirmiş olup, mahalli Cumhuriyet savcısının ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 24.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi