Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/1318
Karar No: 2021/1875
Karar Tarihi: 18.02.2021

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/1318 Esas 2021/1875 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2020/1318 E.  ,  2021/1875 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum, davalı ... vekilleri ve ihbar olunan ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1- İhbar olunan ... mirasçıları vekilinin temyiz talebi yönünden;
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61-70. maddeleri arasında davanın ihbarı ve davaya müdahalenin usulü ve şartları düzenlenmiştir. Taraflardan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davayı ihbarın usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. İhbar olunan kişinin H.M.K."nun 63. maddesine göre ancak davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma imkanı bulunmaktadır. Kendisine dava ihbar edilen üçüncü kişi davada taraf olma sıfatını kazanmaz. İhbar olunan gerçek veya tüzel kişi, derdest bir davada en fazla müdahil sıfatı alabilecek kişidir ve bu nedenle de ihbar olunanın hakkında karar verilemez.
    Bu yasal düzenlemeler kapsamında incelemeye konu kararda; ... mirasçılarının dava ile ilgilerinin ihbar olunan sıfatından kaynaklandığı, aleyhlerine herhangi bir hüküm tesis edilmediği, kendileri tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına dair mahkeme hükmünün de aleyhe bir durum yaratmadığı ve bu bağlamda taraf ve temyiz sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz istemlerinin reddi gerekir.
    2- Davacı Kurum ve davalı vekillerinin temyiz talepleri yönünden;
    Dava, 02.02.2009 tarihinde gerçekleşen iş kazasında %34,20 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir, sürekli işgöremezlik ödeneği ve tedavi masraflarından oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Kanunun 21. ve 23. maddesi uyarınca davalı işverenden rücuan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar Dairemizce öncelikle kusursuz sorumluluğa dair 5510 sayılı Kanunun 23.maddesinin varlığı konusunda inceleme ve irdeleme yapılmaması nedeniyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada ise “Sigorta Müfettişi tarafından düzenlenen tahkikat raporunda kazalı işçi ..."ın kaza günü işe başladığının tespit edilmiş olması nedeni ile 5510 sayılı Yasanın 8/a maddesi uyarınca 23.maddenin dava konusu olayda uygulama yerinin bulunmadığı kabul edilmiştir.” denilerek aynı Kanunun 21/1.maddesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davanın 5510 sayılı Kanunun 21 ve 23"üncü maddelerine dayanılarak açılması halinde mahkemece her iki maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının araştırılıp saptanması gerekmektedir. Her iki madde koşullarının oluştuğunun tespiti halinde ise, Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre 23"üncü maddenin uygulanma önceliği vardır.
    5510 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir.
    5510 sayılı Kanunun “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez. Sözü edilen madde ile; işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23’üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir. Ancak, 12.05.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin "işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu" başlıklı 45.maddesine 17.04.2012 tarihinde ilave edilen 6. maddesinde, "Sigortalının bildirilmesi gereken kanuni süre içerisinde meydana gelen iş kazalarında, Kanunun 23 üncü maddesi hükmü uygulanmaz." düzenlemesine yer verilerek, zararlandırıcı sigorta olayının, sigortalının bildirimine ilişkin kanunda belirtilen süre içinde meydana geldiğinde işverenin anılan madde kapsamında kusursuz sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği belirtilmiştir.
    İncelemeye konu davada, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği görülmüştür. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
    Somut olayda; Yukarıda yer alan mevzuat uyarınca inşaat işyerinde işe başlayacak sigortalılar için işe başlanılan gün Kuruma bildirim yapılması yeterli olup, davaya konu inşaat işyerinden, iş kazasına uğrayan sigortalıya ait işe giriş bildirgesi de e-bildirge ile 02.02.2009 tarihinde yani kaza günü Kuruma verilmiştir. Ancak, zararlandırıcı sigorta olayı nedeni ile düzenlenen 26.11.2009 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı İnceleme Raporu ekinde bulunan kazalı işçi ifade tutanağında, “kazadan üç gün önce işe başladığını, kaza günü sigortasının yapıldığını” belirtmesi, ... 10. İş Mahkemesinin 2020/504 E. 2015/671 K. sayılı tazminat davası dosyasında dinlenen tanıklardan ...’ın sigortalının işe başladıktan bir ya da iki gün sonra iş kazası geçirdiğini söylemesi, yine aynı dosyada tanık olarak dinlenen ...’ın ise olaydan bir buçuk hafta önce davacı ile birlikte işe başladıklarını, birlikte kalıp çakma işi yaptıklarını, olayın 02.02.2009 tarihinde meydana geldiğini beyan etmesi, dosyada Kurum Müfettişlerince yapılmış bir Soruşturma Raporunun bulunmaması nazara alınarak ve sigortalının hizmet cetvelinde davalı işveren işyerinden yapılan bildirim öncesi son çalışma kaydının 01.08.2008 olduğu, yani çakışan çalışma kaydı bulunmadığı gözetilerek; kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 23"üncü madde şartlarının varlığı usulünce araştırılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... ve ihbar olunan ... mirasçılarına iadesine, 18.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi