9. Ceza Dairesi 2013/6207 E. , 2014/4327 K.
"İçtihat Metni"İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi : 23.05.2013
İtiraz Edilen Daire Kararı : 04.04.2013 tarih ve 2013/536 - 2013/5242 sayılı bozma kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2010 tarih, 2008/1346 - 2010/734 sayılı kararı
İtirazla İlgili Hüküm : TCK"nın 206, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Suç : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan ... 1. Sulh Ceza Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonunda eylemin başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma nedeniyle iftira suçunu oluşturabileceğinden bahisle verilen görevsizlik kararı sonrası ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2010 tarih, 2008/1346 - 2010/734 sayılı mahkumiyet kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.04.2013 tarih ve 2013/536 – 2013/5242 sayılı kararı ile;
“İşlediği iddia olunan hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığında kollukta hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmayı engellemek için kardeşi ..."nın kimlik bilgilerini soruşturma makamlarına bildiren sanığın eyleminin TCK"nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı bulunarak BOZULMASINA,” oybirliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.05.2013 tarihli itiraz dilekçesinde;
“Sanık tarafından kimlik bilgileri kullanılan ..."nın 5237 sayılı TCK"nın 268. maddesinde düzenlenen suçun doğrudan zarar göreni olup olmadığının, bu bağlamda yerel mahkeme kararının bu kişiye tebliğinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde;
Temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluktur. Nitekim 5271 sayılı CMK’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur” hükmü yer almaktadır.
5271 sayılı CMK"nın “kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesinin birinci fıkrasındaki ;“(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler” şeklindeki hüküm uyarınca mağdur, suçtan zarar gören ve malen sorumlu olanların kamu davasına katılabilecekleri ve aynı Yasanın 260/1. maddesindeki; “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır...” biçimindeki düzenleme ile de katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olanların da yasa yoluna başvuru haklarının bulunduğu açıkça kabul edilmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
..."nın kimlik bilgilerinin kullanılması nedeniyle suçun mağduru konumunda olup, doğrudan zarar gördüğü ve hükmü temyize hak ve yetkisi bulunduğu sabit olmakla, gerekçeli kararın kendisine tebliği gerekmektedir. Bu itibarla, öncelikle yerel mahkeme hükmünün temyiz yasa yolunun süresi ve şeklini de kapsayan meşruhatla birlikte mağdur ..."ya tebliğinin sağlanması için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdii sağlanmalı ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle Dairemiz kararına karşı itirazda bulunmuştur.
İşlediği iddia olunan hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığında kollukta hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmayı engellemek için kardeşi ..."nın kimlik bilgilerini soruşturma makamlarına bildiren sanığın eyleminin TCK"nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağına dair Dairemiz ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, öncelikle dosyanın mağduruna tebliğat yapılması için eksikliğe gönderilip, neticesine göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir.
İtiraz, 6352 sayılı Kanun"un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;
Temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluktur. Nitekim 5271 sayılı CMK’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur” hükmü yer almaktadır.
5271 sayılı CMK"nın “kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesinin birinci fıkrasındaki; “(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler” şeklindeki hüküm uyarınca mağdur, suçtan zarar gören ve malen sorumlu olanların kamu davasına katılabilecekleri ve aynı Kanunun 260/1. maddesindeki; “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır...” biçimindeki düzenleme ile de katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olanların da yasa yoluna başvuru haklarının bulunduğu açıkça kabul edilmiştir.
Dosya içeriği itibariyle, ..."nın kimlik bilgilerinin kullanılması nedeniyle suçun mağduru konumunda olduğu, suçtan doğrudan zarar gördüğü ve hükmü temyize hak ve yetkisi bulunduğu sabit olmakla, gerekçeli kararın kendisine tebliği gerekmektedir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın yerinde görülen itirazı kabul edilmiş, yerel mahkeme hükmünün temyiz kanun yolu, süresi ve şeklini de kapsayan meşruhatla birlikte mağdur ..."ya 26.02.2014 tarihinde tebliği sağlanmış, adı geçenin anılan hükme ilişkin temyizinin bulunmadığı ve bu nedenle yeniden temyiz incelenmesinin yapılmasına yer olmadığı anlaşılmakla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.