10. Hukuk Dairesi 2020/5679 E. , 2021/1849 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 09/06/2003-31/01/2009 tarihleri arasında en son 1.300,00 TL ücretle davalı işverene ait iş yerinde çalıştığının tespiti ile işsizlik sigortasından istifade etme hakkının olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenleri ile yukarıda yazılı gerekçeye göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Davacı, 09/06/2003-31/01/2009 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalışmalarının ve son aylık ücretinin net 1.300,00 TL olduğunun tespitini istemiş, mahkemece “davanın kısmen kabulü ile davacının 09/06/2003-10/09/2003 tarihleri arasında ayda 30 gün esası ile ve asgari ücretle davalı şirkete ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı hizmeti bulunduğunun kabul ve tespitine, fazlaya dair isteğin reddine,” karar verilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (kapatılan) 09/04/2015 tarih ve 2014/11628 ve 2015/7615 Karar sayılı ilamı ile davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle davacının tespitini istediği 09/06/2003-10/09/2003 tarihleri arası hizmet dönemi yönünden, gerçek ve fiili çalışma olgusuna yönelik araştırma ve inceleme yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur .
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 09/06/2003-31/01/2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı ve son aylık ücretinin net 1.300,00 TL olduğu kabul edilerek her dönem için ayrı ayrı Kuruma eksik bildirilen fark ücretlerin tespitine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 80/1-a maddesidir. 5510 sayılı Kanunun “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL olarak belirlenmiş, anılan Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2007 yılı için 460 TL., 2008 yılı için 490 TL., 2009 yılı için 540 TL., 2010 yılı için 550 TL., 2011 yılı için 590 TL., 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak uygulanmaktadır.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olayda; tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasında belirtilen miktara göre, Kurum kayıtlarında gözüken ücretin aksinin eşdeğer yazılı delille ispatlanamaması nedeniyle “ücret tespiti istemi” yönünden davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Hüküm fıkrasının 1. numaralı bendinin silinmek suretiyle yerine gelmek üzere;
“1-Davanın kısmen kabulüne, davacının 09/06/2003 -31/01/2009 tarihleri arasında fiili ve eylemli olarak kesintisiz şekilde asgari ücretle çalıştığını tespitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
Hüküm fıkrasının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin 3. ve 5. numaralı bendlerinin silinmek suretiyle yerine gelmek üzere;
3-Davacı tarafça Yargıtay ilamından önce yapılan 479,00 TL yargılama gideri ile Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan 931,25 TL (Posta ve bilirkişi ücreti) ve 15,60 TL peşin harç ve 15,60 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.441,45 TL yargılama giderinin 720,73 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (SGK"nın harçtan muaf tutulmasına)
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.