Esas No: 2021/4915
Karar No: 2022/6906
Karar Tarihi: 19.04.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2021/4915 Esas 2022/6906 Karar Sayılı İlamı
5. Hukuk Dairesi 2021/4915 E. , 2022/6906 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmünün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekilince istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre yapılan incelemede;
Dava konusu taşınmazın 2.510 m²'lik bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/250 E. - 1992/41 K. sayılı 30.09.1994 tarihinde kesinleşen kararı ile bu kısmın tapusunun iptaline ve tescil dışı bırakılmasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmü yanılgılı değerlendirme ile Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nce 03.03.2014 tarihli ilamı ile taşınmazın tescil dışı bırakılmasına ilişkin hükmün 30.09.1994 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle, 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de; taşınmazın bir kısmının tescil dışı bırakılmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresi sona ermiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 2014/6673 başvuru nolu 25/07/2017 tarihli, 29/09/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 tarihli, 2009/4-383 E. - 2009/517 K. sayılı kararı nazara alındığında; 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolduğu hallerde 18.11.2009 tarihinden itibaren dairemizce makul süre içerisinde dava açılması halinde davada zamanaşımı süresinin dolmayacağı değerlendirildiğinden, davanın 18.01.2011 tarihinde açılmış olduğu gözetildiğinde davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder." hükmü yer almakta olup burada, devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Kusurun varlığı ya da yokluğu, devletin sorumluluğu için önem taşımayıp sadece, Devletin memuruna rücu sırasındaki iç ilişkide önemlidir.
Bu itibarla; mahkemece işin esasına girilerek, davacılar ile tapu maliki muris arasındaki hukuki ilişkiyi ispatlayan veraset ilamı ilgilisinden temin edilip dosya arasına alındıktan sonra, taşınmazın dava tarihi itibariyle arsa mı, arazi mi olduğu araştırılıp, arsa olduğunun anlaşılması halinde emsal karşılaştırması yapılarak, arazi olduğunun anlaşılması halinde net gelir metoduna göre taşınmazın tescil harici bırakılan kısmının gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden,
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,19/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.