13. Hukuk Dairesi 2015/6637 E. , 2017/2427 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların yaptığı “...” adlı projeden 414 ada 1 nolu parselde kayıtlı taşınmazdan olimpos sitesi C1-... Blok ... numaralı bağımsız bölümü sözleşme ile satın aldığını, konutun 19.2.2009 tarihinde de teslim edildiğini, reklam, ilan ve internet sitesinde projenin 2009 yılı sonunda tamamlanacağı 10 adada konut ve 3 adada alışveriş ve eğlence merkezi olacağı vaat edilen taahhütlerden metro hizmetinin başlamadığını, alışveriş ve eğlence merkezinin yapılmadığını, ticari alan olarak belirtilen alana 30"ar katlı 2 bloktan oluşan başka proje konutlarının yapıldığını, çevrenin beton yığınına döndürüldüğünü, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, değer kaybına sebep olan eksiklikler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL"nın reoskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, 04.10.2008 tarihli konut teslim tutanağı ile davacının davalıları ibra etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşme ve eki şartnamede belirtilen hususlarda eksik yapılan bir hususun bulunmadığı, davacının dayandığı broşür ve materyaller ile ilgili bunların tanıtım amaçlı olduğu ve davalıların bu yönlerde değişiklik yapma hakkına sahip olduğunun sözleşmede belirtildiği ayrıca 19.2.2009 tarihli devir teslim tutanağında “...Konutun karşılıklı imza ettiğimiz sözleşmeye, ekli mahal listesindeki hususlara, broşürlere ve taahhüt edilen niteliklere uygun tamamlandığını, müşterek yerlerin tesis ve tesisatları ile daire içlerinin kullanım için yaşamsal derecede önemli hiçbir eksiğinin bulunmadığını, bu yerleri oturmaya ve kullanmaya müsait bir durumda eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim aldığını, bu konuda ileride ... .... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile ... ... ... ... Ortak Girişiminden herhangi bir hak talep etmeyeceğimi beyan ederim...” şeklinde ibra ettiği ve herhangi bir itirazi kayıtta bulunmamış olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve "Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyiniyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 4077 Sayılı Kanunun değişik 6. ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde "satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır." hükmü getirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davaya konu sözleşmenin 14.3. madde ve fıkrasındaki “Sözleşme dışındaki satış ile ilgili diğer evrak, broşür, ilan veya reklamlarda belirtilen hususlar alıcı"ya herhangi bir talep hakkı vermez”, 14.4. madde ve fıkrasındaki “Satıcı yapımını sürdürdüğü konut projesinin yapımı sırasında yönetimsel ve teknik zorunluluk sayılabilecek sebeplerle gerekli göreceği her türlü değişikliği serbestçe yapabilir. Alıcı, satıcı tarafından yapılacak bu değişikliklere ilişkin herhangi bir hak ve talepte bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder.” ve 14.5.madde ve fıkrasındaki “Satışa sunulan bağımsız bölüm" ün bulunduğu proje ile ilgili olarak satıcı tarafından yayınlanan her türlü afiş, broşür, el ilanı vb. yayınlarda kullanılan ifadeler tanıtım ve bilgi mahiyetinde olup taahhüt niteliğinde değildir.” hükümleri, davacı tarafından imzalanmasına rağmen matbu olarak hazırlandığı ve davacının standart sözleşmenin içeriğine müdahale edemediği anlaşılmaktadır. Bu hükümler, tüketici olan davacı yönünden batıldır, geçersizdir. Ayrıca Tüketici Yasası gereğince, satıcı, sözleşmeden başka ayrıca ilan ve reklamlarda, broşür ve katologlarda vaat ettiği hususlar yönünden de alıcı tüketiciye karşı sorumludur.
Yine az yukarıda yazılı şekilde konut teslim tutanağında davacının davalıları ibra ettiği kabul edilmiş ise de; Bu davada, büyük bir proje olan “Ispartakule” projesinden satın alınan bağımsız bölümün tesliminden sonra projede vaat edilen diğer unsurlarının tamamlanması beklenilmesine rağmen bazı vaatlerin eksik bırakılmasından ya da gizli ayıplı olmasından doğan zararın tazmini istendiğinden ve "bir hak doğmadan o haktan vazgeçilmesi mümkün olmadığından" teslim tutanağındaki ibareler bu husus yönünden tarafları bağlamaz, bu kapsamla sınırlı olarak ibra niteliği taşımaz. Bu nedenle davacı talepleri hakkında işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazıl şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.