Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/4471
Karar No: 2019/1522
Karar Tarihi: 21.02.2019

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2018/4471 Esas 2019/1522 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2018/4471 E.  ,  2019/1522 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye
    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    Dava, borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun ve kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I- İSTEM:
    Davacı vekili, davacının yurtdışında ev hanımlığı ile çalışma ve boşta geçen sürelerden bir yıla kadar olan kısmını 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak üzere 24/12/2015 tarihinde davalı Kuruma müracaat ettiğini, Kurumun davacıdan 1992 – 2016 yılları arasındaki Türkiye giriş çıkış belgesini Emniyet Müdürlüğünden teminini istediğini, bu şekilde Kurumun davacının ev hanımı olarak talep edilen sürelerden fiilen Türkiye"de geçirdiği süreyi borçlandırmak istemediğini, zira istenilen belgenin 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak için zorunlu belge olmadığını, Kuruma 02/08/2016 tarihli yazıyla emsal davada verilen kararı bildirdiklerini, ancak Kurumun yeni başvuru yapılmasını istediğini, bunun üzerine 10/10/2016 tarihinde ilk başvuru hakkından vazgeçmeksizin yeni borçlanma başvurusunda bulunulduğunu, sonucunda Kurumun günlüğü 17,568 TL"den borçlanma yapıp davacının yeni tahakkuk cetveline göre 94.867,21 TL ödemek zorunda kaldığını, ilk başvuru kabul edilseydi günlük 13,58 TL"den borçlanılıp 73.332,00 TL ödeneceğini, dolayısıyla 21.535,00 TL daha az ödenmiş olacağını belirterek, davacının 24/12/2015 tarihli 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun tespitine, Kurumun aksi yöndeki işleminin iptaline, günlük borçlanma miktarının 24/12/2015 tarihindeki kur üzerinden ödenme hakkının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II- CEVAP:
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    III- MAHKEME KARARI:
    A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda, "davanın KABULÜ ile, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında 24/12/2015 tarihli borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun, davalı Kurumun aksi yöndeki işleminin iptali gerektiğinin ve davacının 24/12/2015 tarihindeki hükme esas asgari kazanç üzerinden borçlanma bedelinin tahakkuk ettirilmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde karar verilmiştir.
    İSTİNAF SEBEPLERİ:
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; ev kadını olarak geçen sürelerin borçlanmasında, yurtdışına çıkış ve yurda giriş tarihlerini gösterir belgenin ibrazı zorunlu belgelerden olduğu, Kurumun ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yazışma yaparak söz konusu belgeyi elde etmek gibi bir zorunluluğu ve yükümlülüğü olmadığı, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığı, gerekçesi ve resen tespit edilen gerekçelerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
    B- BAM KARARI
    Davacının yurtdışında Türk vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma isteminin "Emniyet Müdürlüğünden yurda giriş çıkış yaptığı yıllara ait yazının istenildiği, ancak temin edilmediği, yurtdışı borçlanma işlemlerini sonuçlandırılabilmesi için Emniyet Müdürlüğünden alacağı 1992-2016 yılları arası giriş çıkmış yazısını temin ederek 3 ay içerisinde göndermesi gerektiği, 3 aylık süre içerisinde belge göndermemesi durumunda borçlanma talebinin iptal edileceği" gerekçesiyle hukuka aykırı bir biçimde reddedildiği anlaşıldığından, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında 24/12/2015 tarihli borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun, davalı Kurumun aksi yöndeki işleminin iptali gerektiğinin ve davacının 24/12/2015 tarihindeki hükme esas asgari kazanç üzerinden borçlanma bedelinin tahakkuk ettirilmesi gerektiğinin tespiti şeklindeki mahkeme kararında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
    IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle; ev kadını olarak geçen sürelerin borçlanmasında, yurtdışına çıkış ve yurda giriş tarihlerini gösterir belgenin ibrazı zorunlu belgelerden olduğu, Kurumun ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yazışma yaparak söz konusu belgeyi elde etmek gibi bir zorunluluğu ve yükümlülüğü olmadığı, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığı, gerekçesi ve resen tespit edilen gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.
    V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI :
    3201 sayılı Yasanın "Döviz ile değerlendirme" başlıklı 4.maddesi, "Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır. Dövizin cinsi ve miktarı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilebilir. Değişen miktar, tahakkuk ettirilmiş borçlanmanın tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerine de uygulanır...." hükmünü; aynı Yasanın Geçici 2. maddesinin ikinci fıkrası ise, "Ancak, 4"üncü madde hükümlerine göre tahakkuk ettirilen borç miktarı, ödeme tarihindeki doların Türk Lirası karşılığı esas alınarak hesap ve tahsil edilir." hükmünü içermekte iken; anılan Geçici 2. madde, 5510 sayılı Yasanın 106. maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırıldığı gibi; aynı Yasanın 4.maddesi de, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Yasanın 79. maddesiyle değişikliğe uğramıştır.
    5754 sayılı Yasanın 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın "borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi" başlıklı 4. maddesi, "borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82"nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32"sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanunun 41"inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır.
    Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesindeki "ödeme tarihi" kıstası, "borçlanma başvuru tarihi" olarak değişikliğe uğramıştır.
    3201 sayılı Yasadan yararlanarak yurtdışında geçen sürelerini borçlanmak isteyenler ile Kurum arasında borçlanma işlemine, bunun sonucu olarak ödenecek prim miktarına ilişkin de uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesi ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek ödenecek primin hangi tarihteki prime esas kazanç miktarları esas alınarak belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, 3201 sayılı Yasanın 4. maddesinin önceki düzenlemesinde açıkça “ödeme tarihi” esas alındığından, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlık ödeme tarihine göre çözümlenmekte iken, yürürlükte olan düzenleme tahakkuk tarihindeki primin tebliğden itibaren üç aylık süre içinde ödenmesi şeklinde olup, bu üç aylık sürenin geçirilmesi durumunda borçlanma bedeli olarak ödenecek prim miktarının nasıl belirleneceği irdelenmelidir.
    Burada, Kurum işleminin “hukuka uygunluğu” kriter olarak alınmalıdır. Kurum, yapılan borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirmiş ve yaptığı borç tahakkukunu tebliğ etmiş, buna rağmen borçlanma bedeli Yasada belirtilen üç aylık süre içinde ödenmemiş ise, 3201 sayılı Yasanın 4. maddesi gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerektiğinden, davanın açıldığı tarihe bakılmaksızın buna ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir. Örneğin, Türkiye’de sigortalı olarak tescili bulunmayanların borçlanması 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç tahakkuku yapılması yasa gereği olup, Kurum işlemi hukuka uygun olacağından, tahakkuk ettirilen prim borcunu ödeme yerine, borç tahakkukunun 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesine göre yapılması ve prim borcunun da başvuru tarihindeki prim miktarları esas alınarak belirlenmesine ilişkin istemin reddi gerekecektir.
    Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda ise, prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Makul sürenin belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasanın 42. maddesinden yararlanılabilir. Anılan maddede, “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye Mülga 506 sayılı Kanunun 116. Maddesinde de yer almakta idi. Ayrıca, 3201 sayılı Yasanın 4. maddesinde de üç aylık ödeme süresi belirlenmiş olup; tüm bu düzenlemeler, 3201 sayılı Yasayla ilgili uyuşmazlıklarda üç aylık sürenin makul süre olarak alınabileceğini göstermektedir.
    Buna göre, Kurumun hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliğ tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, borçlanılacak prim miktarının başvuru tarihindeki primler esas alınarak belirlenmesi; üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açılması durumunda ise, dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedeli belirlenmesi gerekir. Örneğin, Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişilerin, Türk vatandaşı oldukları dönemde yurtdışında geçen süreleri borçlanma hakkının varlığı gözetildiğinde, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurularının reddi hukuka aykırı olacağından, ödenecek borçlanma bedelinin burada belirtilen kriterlere göre belirlenmesi gerekir.
    Diğer bir olasılık da, Kurumun borçlanma talebini değerlendirmeyip cevapsız bırakmasıdır. Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın 42. maddesinde belirtilen üç aylık süre geçtiğinde Kurumun talebi reddetmiş olduğu esas alınarak, anılan üç aylık bekleme süresine yukarıda belirtilen üç aylık makul süre (3 + 3 =6 ay) eklenmeli; davanın kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde açılması durumunda yine Kuruma ilk başvurunun yapıldığı tarihteki prime esas kazancın esas alınması; başvuru tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesinden sonra dava açılması durumunda ise, makul sürenin geçtiği ancak Kurum tarafından da başvuruya bir cevap verilmediği gözetilerek borçlanma bedelinin davanın açıldığı tarihteki prime esas kazanç miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekecektir.
    VI- ESASIN İNCELENMESİ :
    Somut olayda, çifte vatandaş olan davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Türk vatandaşı olduğu dönemdeki çalışmalarını borçlanma hakkı bulunduğunun ve borçlanma bedelinin talep tarihindeki prim ödeme tutarı üzerinden geçerli olduğunun tespiti isteminde bulunulmuştur. Davacı, 21.12.2015 tarihinde davalı Kuruma borçlanma talebinde bulunmuş, davalı Kurumca, davacıdan 17.3.2016 tarihinde giriş-çıkış kayıtlarının istenildiği akabinde 17.8.2016 tarihli yazı ile belge verilmediğinden borçlanmanın geçersiz sayıldığının bildirildiği, 2.10.2016 tarihli ikinci borçlanma başvurusunun kabul edildiği, davanın da 13.2.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler gözeltidiğinde başvuru tarihinden itibaren davanın 6 ay içinde açılmadığı anlaşılmakta olup Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
    Yukarıda belirtilen açıklamalar ve benimsenen ilkeler kapsamında, uyuşmazlık konusu husus yeniden usulunce incelenip, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bam"a, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi